Ana Sayfa Askeri Akdeniz'de Rekabet: Mısır ve Türkiye

Akdeniz’de Rekabet: Mısır ve Türkiye

Mısır çok büyük bir ülkedir. Silah altında çok sayıda askeri olan Mısır son yıllarda ciddi anlamda silah ve ordu envanterini de büyütmüştür. Ayrıca Sisi kendini sevdirmek için silah alanında bonkör alışverişlerde bulunmuştur. Mısır’ın İsrail tarafına yakın olan bölgesinde stratejik öneme sahip Sina Yarımadası bulunmaktadır. Burada yıllardır süregelen DAEŞ ile mücadelesi bulunuyor.

 

Günümüzde Sina Yarımadası’nda bulunan askerlerinde Çin virüsü(Covid) görülmesi ile birlikte Mısır’ın artık kendi askerlerinin sağlık durumunu kontrol edemeyen onları tedavi edemeyen çok aciz bir ülke haline geldiğini de belirtmemiz gerekir. Bununla birlikte Mısır ekonomik anlamda da zor zamanlar geçirmektedir. Öyle ki giderek yoksullaşan bir ülke konumuna geldiğini, hatta basına yansıyan haberlere göre Mısır’da subayların pazarda satıcılık yaptığını ve bunun sebebinin maalesef maaşlarını alamamaları olduğu belirtilmektedir.

 

rr

Baktığımızda Mısır’ın şu anda kendi askerine maaş ödeyebilecek bir durumu yok. Bütün bunlara sebep olan yolsuzluklar, darbecilerin kendi çıkarlarını öne atarak harcadıkları yüklü miktarda paralar ve müsrif bir şekilde almış olduğu silahlar aslında Mısır’ın ekonomisini dibe çekmiştir. Öyle ki harcamalar maalesef kişi başı günlük 1$’a kadar düştü. Bütün bunlar üzücü bir durum aslında. Mısır bu coğrafyanın en eski medeniyetlerinden bir tanesidir. 900 milyona giden bir nüfusa hâkim.

 

Bugün Çin virüsü(Covid) ile mücadele edemeyen ve  her anlamda nereden tutulursa elde kalan bir ülke ile karşı karşıyayız. Bakarsak bu devletten Libya’ya karşı bir girişim ne kadar sağlıklı olur diye tahmin etmek zor değil. Bütün bu olumsuz gelişmelerden endişe duyan kesinlikle Sisi’dir. Mısır da Abu Dabi de uluslararası alanlarda Türkiye karşıtı bir yol izlemektedir. Bu ülkelerin bir yandan da İsrail ile araları çok iyi şekildedir.

 

rrr 1

İsrail’e karşı teslim olmuşlar gibi değerlendirebiliriz Bu ülkelerin yakınlaşması bakıldığında tuhaf karşılanır. Çünkü İsrail’in Filistin’i ilhak etmesi, Kudüs’ün durumu vb. Arap topraklarında haksız yere yaptıklarından dolayı ilişkilerin normal gitmesi hatta iyi gitmesi tuhaf karşılanmalıdır. Mantık çerçevesinde ülkelerin ilişkileri açısından Türkiye ile yakın İsrail ile ters düşmeleri gerekirdi. Son 70 yıl içerisinde İsrail Arap devletlerine yönelik işlevsiz bırakma politikası işlemiştir.

 

67 Savaşı’nda Mısır’ı etkisiz hale getirdi ve sonrasında Mısır Amerika’nın çizgisine girdi. Sonrada Arap Baharı hikayesinde Saddam gitti, Libya gitti, Suriye’nin de malum durumu ortadadır. Mısır tamamıyla ordu için mücadele eden bir devlettir. Abu Dabi gibi devletler hiçbir zaman İsrail’in sıkletinde devletler değildi. İsrail aslında Arap dünyasını etkisiz hale getirdi. Türkiye’ye karşı bir politika yürütmeye başladılar. O eskiden bildiğimiz büyük Arap devletleri tarih oldu.

 

r 1

İsrail, Abu Dabi gibi devletlere yönelik bir nevi “güçlü bir Türkiye var eğer daha da güçlenirse sizin aleyhinize olur, gelin benimle aynı çizgide olun” demiştir. Bu durumdan hoşnut olduklarını da görmekteyiz. Rejim güvenliklerini sağlamak, dışarıya yönelik etkisiz hale gelmiş olmaları ve tek kutupla birlikte dayanaklarını kaybetmeleri sebebiyle İsrail’le ılımlı bir yol izlemişlerdir. Şu an baktığımızda İsrail’den farklı bir ideoloji benimsemiş değillerdir.

 

Ama tüm bu olanların yanında Arap davası, Kudüs davası gibi meselelerde çalışıyormuş gibi gözükmektedirler. Yani yaşadıkları ikilem her geçen günde daha fazla artıyor diyebiliriz. Halklar nezdinde meşrutiyetlerini kaybettiler.Bütün bunların yanında Mısır’da artan Rus etkinliği de var. Amerika ise bu durumdan pek tabi rahatsızlık duymaktadır.Mısır geçmişte Nasır döneminde Sovyetlerin etkisinde olan bir devlettir.

 

 

Tabiki de Arap dünyası bu kadar zayıfken Türkiye’nin sürekli bir biçimde güçlenmesi Türkiye için alarm zillerinin çalması demektir. Türkiye’nin Suriye’de, Irak’ta ve Libya’da operasyonlar yapması, bahsi geçen devletler gözünde bir endişe uyandırmaktadır. Bir nevi Yunanistan ne kadar endişe duyuyorsa Arap devletleri de o kadar endişeleniyor diyebiliriz.

Sisi Rejimi’nin Türkiye Karşıtlığı

Mısır’ın Türkiye ile iş birliği yapmaması hususunda iki neden vardır: Bunlar başta Mısır’ın kendi iradesinin olmamasını, ikinci olarak da Mısır’ın aslında kazanacağı bir şeylerinin olduğunu kapsıyor. Yunanistan ile yaptığı antlaşma ile veya BAE ile yaptığı antlaşmada kazandığından çok daha fazlasını kazanabilir fakat Mısır Türkiye’nin kazanmasından korkuyor. Sonuç olarak aslında Mısır ile beraber Türkiye de kazanacak.

 

Mısır olaylara ‘Türkiye kendisinden daha fazla kazanmasın da gerekirse biz kaybedelim’ olarak bakıyor. Bu durum bizim lehimize rejim değişikliği ile değişebilir. Örneğin Türkiye’nin kazanması ile kendi ülkesinin de kazanacağını düşünen birisinin gelmesi ile bu durum değişebilir. Baktığımızda Türkiye’nin geçmişte Mısır ile bir meselesi yoktur. Türkiye tam tersine demokratik olarak seçilmiş Mısır’ın ilk Cumhurbaşkanı Mursi ile çok iyi ilişkileri yürütmüştür.

 

bb

İki ülke arasında karşılıklı ziyaretlerin de gerçekleştiğini söyleyebiliriz .Darbe döneminden sonra ise iplerin koptuğunu görmekteyiz. Kendi için insan hakları ihlallerine içine giren Mısır, Yunanistan gibi kendisinden çok daha küçük, etkisiz ülkelerin oyuncağı haline geldi. Mısır tüm bu olanlara rağmen silkelenip kendine gelebilir. Kendi ulusal çıkarlarının peşine düşebilir. Yunanistan ve Abu Dabi’nin çıkarlarını bir kenara atıp, karşılıklı kazançlı çıkabilecekleri müzakere sürecini yönetebilirler.

Olası Mısır-Türkiye Deniz Sınırı Anlaşması

Mısır’ın Türkiye ile sürtüşmesi Mısır için olumlu bir gelişme değildir. Aslında bakıldığında Mısır siyasetçileri Mısır’ın ulusal çıkarları adına siyaset geliştirseler Türkiye ile Mısır’ın anlaşması söz konusu olabilir. Baktığımızda Mısır’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yapmış olduğu karşılıklı deniz alanlarını sınırlandırma antlaşmaları vardır. Esasen bu antlaşmalar Türkiye ile imzalansaydı Mısır’ın daha geniş bir alana sahip olacağını görebilirdik.

 

p0

Diğer yandan Mısır bu antlaşmalardan dolayı tabiri caizse kendi hakkını bırakıp Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan’a vermiş olduğunu söyleyebiliriz. Libya ile yapılan MEB anlaşması ile güç kaybı yaşayan Yunanistan durumu toparlayabilmek amacıyla Mısır ile görüştü. Mısır “Türklerin teklifiyle yüzde 40 daha avantajlı oluyoruz. Girit, Rodos, Karpathos ve Kasas adalarındaki egemenliğinizi bizim lehimize düşürün” teklifinde bulununca ikili ilişkiler durdu. Yunanistan Türkiye ile Libya mutabakatına darbe vurmayı amaçlarken Mısırdan istediği yanıtı alamadı.

 

Yunan basınında Türkiye ile Mısır’ın gizli gizli görüşmeler yaptığı ileri sürüldü.

Zira Girit’in doğusunda Yunan etkisi azalsın” isteği Atina tarafından kabul edilip geri adım atıldığı taktirde Türkiye için büyük bir fırsat olacaktır.

 

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Mısır ile anlaşması durumunda ise bölgede tüm dengeler değişecektir. Mısır’ın Yunanistan ile MEB anlaşması imzalaması demek 15 bin kilometrekarelik bir deniz alanı kaybı yaşaması demektir. Türkiye ile MEB anlaşması halinde ise 15 kilometrekarelik alan Mısır’ın elinde kalacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments