Ana Sayfa Ülkeler Türkiye Akdeniz'de Türk-Fransız Çekişmesi

Akdeniz’de Türk-Fransız Çekişmesi

Geçtiğimiz günlerde, Akdeniz’de Fransız ve Türk donanmalarına ait iki geminin karşı karşıya gelmesi, iki ülke arasındaki gerilimin yeniden artmasına neden oldu.

Fransa ve Türkiye arasında bir süredir Doğu Akdeniz’deki doğalgaz aramaları ve Libya iç savaşındaki zıt politikaları nedeniyle dönem dönem gerilimler yaşandığı görülüyordu.

gt

Ankara-Paris Gerilimi Nasıl Başladı?

İki NATO üyesini Akdeniz’de karşı karşıya getiren süreç, Kıbrıs açıklarında doğalgaz aranmaya başlanmasıyla alevlendi.Ada açıklarında keşfedilen dev doğalgaz yataklarının çıkartılmasına Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’nin dahil edilmemesine Ankara’nın duyduğu öfkeyi görmezden gelen Kıbrıs hükümeti, aralarında Fransız şirketi Total’in de bulunduğu uluslararası şirketlere doğalgaz arama ve çıkartma hakları verdi.

Türkiye’nin bunun üzerine Doğu Akdeniz’de başlattığı sondaj faaliyetleri ve Libya’yla yapılan deniz yetki alanı mutabakatı, Ankara ve Atina arasındaki gerilimi artırırken; Fransa, İtalya, İsrail, Mısır, Lübnan, Kıbrıs gibi diğer Akdeniz ülkelerinin tepkisine neden oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı EmmanuelMacron Yunan Başbakanı KiryosMiçotakis ile yaptığı görüşmenin ardından, bölgeye Fransız savaş gemilerini göndermeyi teklif etmişti.Macron, Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında “Fransa’nın Libya-Türkiye anlaşmasından üzüntü duyduğunu en net şekilde ifade ediyorum” demişti.

Miçotakis de Fransa’nın Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı desteklemek için savaş gemileri gönderme teklifini “memnuniyetle karşıladığını” söylemiş ve gönderilecek gemileri “barışın garantörü” olarak nitelendirmişti.

u

Akdeniz’de Neler Oldu?

Fransa’nın açıklamalarına göre, Akdeniz’de NATO misyonu çerçevesinde görev yapan Courbet isimli firkateyn, Tanzanya bandıralı bir gemiyi ambargoyu delerek, Libya’ya silah taşıdığı şüphesiyle denetlemek istiyordu.

Fransızlar Courbet’nin bunun üzerine bu gemiye eşlik eden Türk gemileri tarafından taciz edildiğini, Türk savaş gemilerinin Courbet’ye üç kez radar kilitlediğini belirtti. Fransa, bu davranışları “aşırı agresif” olarak tanımlayıp, Türkiye’yi NATO’ya şikayet etti. Fransa Savunma Bakanı FlorenceParly, Fransa Senatosu’na yaptığı açıklamada, bunu “aşırı derecede ciddi bir olay” olarak nitelendirdi. Fransa ayrıca Türkiye’yi Birleşmiş Milletler’in Libya’ya silah ambargosu kararını delmekle suçluyor.

Türk yetkililer, Fransa’nın iddialarını “mesnetsiz” olarak nitelendirmişti.Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik Barış Pınarı Harekatı adını verdiği askeri operasyonu sonrası Fransa’nın “rotasının şaştığını” belirtti. Çavuşoğlu, “Burada bizim gemilerimizi Libya’ya bir şey mi götürüyor diye yoklamaya çalışıyorlar. Bizim de orada gemilerimiz var. Sen NATO müttefikine böyle davranırsan karşılığını alırsın” dedi.

uu

NATO, bu gelişmeler üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatma kararı aldı. BM, Libya’ya silah ambargosu kararını 2011 yılında almıştı. Ancak BM kararının Libya’da sıklıkla ihlal edilmesi nedeniyle Berlin’de düzenlenen Libya konferansında katılımcı ülkeler silah ambargosunun daha sıkı denetlemesi konusunda taahhütte bulundu. Mart ayı sonunda da AB’nin ortak bir askeri misyonla Libya’ya yönelik ambargoyu denetlemesi kararlaştırmıştı.

NATO’nun Soruşturma Süreci

Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini suçladığı olayın ittifaka taşınması üzerine NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, iddiaların tarafsız bir şekilde araştırılması talimatını verdi. Teknik inceleme sonucunda olayın nasıl geliştiğini irdeleyen 130 sayfalık bir rapor hazırlandı.

Olayla ilgili kesin bir sonuçlandırma yapmayan, taraflardan birini haklı diğerini haksız göstermemek için dikkatli bir şekilde yazılan raporun özellikle Paris’in beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu değerlendirildi.

Raporda, Fransa’nın iddia ettiği şekilde taciz olayının gerçekleştiğine ilişkin bir unsur bulunmaması en dikkat çeken bölüm oldu. NATO uzmanlarının, Fransız iddialarıyla ilgili eksik ve yetersiz gördüğü unsurun “radar kilitlemesi karşılığında Courbet’nin ne yaptığının, nasıl bir tepki verdiğinin bilinmiyor” olduğuna işaret ettikleri belirtiliyor. Böylece NATO uzmanlarının dolaylı bir şekilde “taciz olayının hiç yaşanmamış olduğu” sonucuna vardıkları yorumu öne çıktı.

uuuu

Fransa’nın raporla ilgili itirazında, gerilimin ittifaka taşındığı ilk aşamada NATO belgelerinde olayın yaşandığına ilişkin ibarelerin olduğu ancak son raporda bunlara yer verilmemesini “manipülasyon” olarak değerlendirdiği kaydedildi.

Fransa’nın ‘Sea Guardian Operasyonu’ndan Çekilmesi

Libya konusunda Fransa’yı suçlayan açıklama yapan Türkiye’nin Paris Büyükelçisi, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki SeaGuardian Operasyonu’na katılımını askıya aldığına dair NATO’yu bilgilendirdiğini duyurdu. 2016’da başlatılan ve terörle mücadele amaçlı SeaGuardian misyonunda Fransa’nın deniz ve hava unsurları yer alıyordu.

Türkiye Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa, Libya sebebiyle Doğu Akdeniz’de Fransa ile Türkiye savaş gemileri arasında yaşanan askeri gerilim hakkındaki NATO raporunun Fransa’nın iddialarını desteklememesinin ardından Paris’in bu kararı aldığını söyledi.

uuu

Fransız basınına göre, 30 Haziran’da Stoltenberg’e bir mektup gönderen Fransa, “üye ülkelerin silah ambargolarına uyma konusundaki taahhütlerini teyit etmeleri, üyelerin ulusal görevler sırasında NATO sinyallerini kullanılmaması, ambargonun uygulanması için NATO ve AB’nin İrini operasyonu arasında daha iyi işbirliği yapılması ve benzer olayların yaşanmaması amacıyla mekanizmalar oluşturulması” taleplerinde bulundu. Bu taleplerine tatmin edici yanıt alana kadar operasyondan çekildiğini de aynı mektupta iletti.

Diplomatik kaynaklar, Fransa’nın Akdeniz misyonundan çekilmesinin önemli bir gelişme olduğunu, özellikle Libya konusunda Ankara ile Paris arasında yaşanan gerginlik açısından değerlendirildiğinde Türkiye’nin avantajına bir durum yarattığına dikkat çekiyorlar.

Ancak AB ve NATO’nun önde gelen üyelerinden olan aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi ülkesinden biri olan Fransa ile Türkiye arasındaki gerilimin daha da artmasının her iki tarafa ve aynı zamanda NATO ittifakına da zarar vereceği değerlendirmelerini de yapıyorlar.

Fransa’nın özellikle Türkiye’nin üye olmadığı AB platformunu kullanabileceği kaydediliyor. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves le Drian’ın AB ülkelerini 13 Temmuz’da Türkiye’ye daha fazla yaptırım uygulamak üzere toplantıya çağırmış olması da bunun bir göstergesi olarak görülüyor.

3 1

Fransa’nın aleyhine çıkan bu raporda ABD’nin etkisine de dikkat çekiyorlar. ABD, Rusya’nın Suriye’nin ardından Libya’ya da yerleşiyor olmasından büyük rahatsızlık duyuyor ve son dönemde Türkiye’nin askeri katılımı sonucunda Libya Ulusal Ordusu lideri General Halife Hafter’ın geri adım atmasını olumlu bir adım olarak görüyor.

Fransa ise Hafter güçlerini destekliyor ve Türkiye’nin bölgedeki varlığının Libya bunalımını daha da derinleştirecek bir faktör olarak görüyor.

AB İçin Libya

Libya’da uzun süredir enerji koridorunu kontrol eden AB’nin henüz tek askeri bir güç olarak hareket edemediği için tek tek ülkeler ön plana çıkmakta ve AB adına rol üstlenmektedirler. Fransa, Libya’ya Akdeniz üzerinden silah taşınmasının engellenmesi sorumluluğunu üstlendi ve bölgeye deniz askeri gücünü konumlandırdı.

Libya, Akdeniz ülkesi olması nedeniyle Fransa, İtalya, Yunanistan, Malta, İspanya ve Portekiz olmak üzere AB için son derece önemli bir alanı oluşturuyor.Birincisi; bölgenin enerji yatakları, İtalya ve Fransa merkezli AB için stratejik öneme sahip. İkincisi ise AB’nin askeri güvenlik stratejisi bakımından son derece önemli bir alanı oluşturuyor. Üçüncüsü; Fransa, Belçika ve İtalya merkezli yürütülen AB’nin Kuzey ve Orta Afrika politikası nedeniyle de Libya mutlaka kontrol edilmesi gereken bir ülkedir.

f

Bu üç önemli husus, NATO’nun Libya stratejisi nispeten AB’nin politikalarına uygun olarak belirlendi denebilir. Ancak NATO merkezi, bu politikayı kararlı bir şekilde uygulayamıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de ABD’nin Libya politikasının henüz istenilen düzeyde çok belirgin hale gelmemiş olmasıdır.

Ankara-Paris Hattında Artan Libya Gerginliği

Gerginlik, Ankara’nın BMGK ve Berlin Anlaşması’nı ihlal ederek Türk askeri güçlerinin Libya’ya silah ve silahlı insan gücü taşıdığı iddiasıdır. Fransa’nın bu durumu hem NATO hem de AB merkezinde “acil” koduyla gündeme getirmiş olması, soruna doğrudan uluslararası bir boyut kazandırdı.

Özellikle Macron’un gösterdiği aşırı politik refleks sorunu NATO ve Avrupa Birliği (AB) düzeyinde ciddi olarak gündeme gelmesini sağladı. Mesele iki ülkeye ait iki savaş gemisinin birbirlerini askeri olarak rahatsız etmeleri değil, Doğu Akdeniz’deki enerji yatakların varlığı, taşınması ve Akdeniz havzasının stratejik kontrolü ile ilgilidir.

34

Hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından hem de Berlin Anlaşması gereği Libya’ya silah sevkiyatının yasaklanması kararı alındı ve bu yönde girişimde bulunan ülkelere karşı yaptırımların uygulanacağı açıklandı. Ancak bu kararın pratikte hiçbir önemi olmadığı görüldü.

Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye gibi ülkelerin, Libya’ya silah ve paralı askerleri ya da farklı ülkelerde bulunan İslamcı militanları taşıdıklarına dair çok sayıda veri bulunuyor. Bu durum askeri dengeleri ve AB’nin bölgesel hamlelerini olumsuz yönde etkiliyor. AB’nin henüz tek merkezli bir askeri güç oluşturmaması nedeniyle ekonomik ve politik hamleleri tek başına yeterli olmadığı da görülüyor.

Macron, Akdeniz’de ‘yeni güçlerin oyunlarına’ dikkat çekerek açıklamasında şöyle dedi: “Avrupa, Akdeniz’deki rolünü ve yerini safça davranmadan ve rehavete mahal vermeden yeniden tanımlamalıdır. Akdeniz’de bizler olmadan kalıcı bir barış sağlanamaz. Geleceğimizin başka güçler tarafından inşa edilmesini kabul edemeyiz. AB acilen bir Akdeniz politikası oluşturmalı.” Macron’un ‘başka güçler’ tabiriyle Rusya ve Türkiye’yi kast ettiği yazıldı.

uy

Libya’daki durum hakkındaysa bu ülkedeki istikrarın Avrupa ve Sahel için önemli olduğunu kaydeden Macron, “Bu nedenle ateşkesin sağlanması amacıyla derhal müzakerelere ve siyasi diyaloğa başlama çağrısı yapıyorum. Büyük miktarlardaki silah ve paralı asker sevkiyatına son verilmeli” diye ekledi.

Yararlanılan Kaynaklar

İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Türkiye’nin Yeni Stratejik Cephesi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Mücadelesinde Yol Haritası

Kıbrıs, köklü tarihi ile Anadolu kadar eski; pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Kıbrıs’ta bilinen ilk siyasi yapılanmanın tarihi M.Ö. 1200...

Recent Comments