Ana Sayfa Diplomasi Doğu Akdeniz’de ABD, Fransa ve Almanya'nın Rolü Nedir ?

Doğu Akdeniz’de ABD, Fransa ve Almanya’nın Rolü Nedir ?

Yunanistan, Doğu Akdeniz’de kendisine birtakım destekçiler alarak salt Türkiye karşıtı ittifak kurmaya çalışıyor. Fransa’dan sonra ABD ve Yunanistan donanmasının ortak tatbikat düzenlemesi Doğu Akdeniz’de gerilimi arttırdı.

Yunanistan’ın bu provokatif eylemlerinin sonuçsuz kalacağını ifade eden uzmanlar Atina’nın uluslararası hukuk çerçevesinde Batı’dan beklediği desteği almayacağını ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve Ege’de telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayabileceğini kaydetti.

Yunanistan’dan Kazan-Kazan Yerine Sıfır-Toplamlı Oyun

Yunanistan’ın bölgesel barış ve istikrar için gerekli olan “kazan-kazan” stratejisi (her iki tarafın da kazandığı bir iletişim, anlaşma, yaklaşım biçimi) yerine sıfır-toplamlı oyunu (dilimleri eşit büyüklükte olmayan bir pastanın paylaştırılması) tercih etmesinin iki ülke arasındaki gerilimi bu noktaya taşımıştır. İsrail doğal gazını GKRY ve Yunanistan iş birliğiyle Avrupa’ya ulaştıracak East-Med projesiyle Türkiye devre dışı bırakılacaktı.

n

Proje ile hem AB ülkeleri odaktan bağlanacak hem de ‘Megali İdea’ çerçevesindeki hedefler buna paralel işletilmiş olacaktı. Eğer kabul edilmiş olsaydı Annan Planı bile bu sürecin bir parçası haline getirilecekti. Bunun doğal sonucu olarak Türkiye kendi kıyısına hapsedilecekti. Meseleyi Yunan-Rum ikilisi açısından çıkmaza sokan, Girit ve diğer adalar konusunda Türkiye’nin karşı duruşuyla beraber ‘kazan-kazan’ stratejisi yerine sıfır-toplamlı oyunu tercih etme eğilimidir.

Yunanistan, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de uluslararası hukuk çiğnenerek Türkiye’nin deniz yetki alanlarını gasp etmektedir. İşgal altında olan adalar vardır. Lozan ve Paris antlaşmaları kapsamında silahlandırılmamak koşuluyla Yunanistan’a devredilen adalar Atina tarafından silahlandırılarak cephaneliğe dönüştürüldü ve bu Türkiye’nin milli güvenliği için bir tehdittir. Türkiye’nin bunları kabul etmesi katiyetle mümkün değildir. Yunanistan, aynı şekilde adaları kıta sahanlığıymış gibi göstermeye kalkıyor ve Türkiye’yi tamamen deniz alanından mahrum etmeye çalışıyor.

Dörtlü Hava ve Deniz Tatbikatı: Yunanistan-GKRY-Fransa-İtalya

‘Eunomia’ adı verilen tatbikat, Kıbrıs Adası’nın batısında yapılıyor. Tatbikatın adı Yunan Mitolojisi’nde Themis ve Zeus’un çocuğu, hukuk ve düzeni temsil eden tanrıçadan geliyor. Yunan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu tatbikat, dört Akdeniz devletinin tansiyonu düşürme politikası kapsamında hukukun üstünlüğüne yönelik taahhütlerini ortaya koyma amacı taşıyor” denildi.

p 2

Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de engellemeyi amaçlayan Yunanistan ve GKRY, Türkiye karşıtı cephenin diğer ismi Fransa’yla birlikte Kıbrıs açıklarında hava ve deniz tatbikatında yanlarına Türk donanmasıyla tatbikat yapan İtalya’yı da aldılar. İtalya Savunma Bakanlığı da “bölgede istikrar sağlanmasını” amaçladıklarını belirtti.” Bu bölgenin İtalya için ve Avrupa’nın güvenliği açısından “stratejik bir ilgi alanı” teşkil ettiği vurgulandı.

Tatbikatta Ada’nın güneybatısındaki Baf kentinde yer alan Andreas Papandreu Hava Üssü’nün koordinasyon merkezi olarak kullanıldığı belirtildi. Tatbikat kapsamında Rum ve Yunan SAS komandoları gemilere yönelik operasyon senaryoları uygulayacak. Ancak Dışişleri Bakanlığı, 3 Fransız savaş uçağının Kıbrıs Adası’na inmesinin “1960 Antlaşmalarına aykırı olduğunu” belirterek, Paris yönetiminin bu tutumunun “Rum-Yunan ikilisini, tehlikeli bir biçimde gerginliği daha da tırmandırma yönünde teşvik ettiği” açıklamasını yaptı.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar da, GKRY ile askeri üs anlaşması imzalayan ve Türkiye’ye karşı tatbikata katılan Fransa’ya sert tepki göstererek, “3 bin km ötedeki Fransa’nın burada ne işi var, bu tatbikatla neyi amaçlıyorsunuz. Türkiye Kıbrıs’ta garantör ülke, Fransa ile Rumların anlaşması uluslararası hukuka aykırı” dedi. Kıbrıs’ta garantör Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin onayı olmadan Rumlarla Fransa arasında imzalanan askeri üs anlaşmalarının geçersiz olacağını vurgulayan Tatar, “İmzalanan anlaşmalar da yapılan bu tatbikat da yanlıştır” diye konuştu.

dd 4

Fransa Savunma Bakanı Florance Parly tatbikata, Yunanistan ve Rum yönetimine Doğu Akdeniz’de destek vermek amacıyla katıldıklarını açıkladı. Parly, ” Mesajımız net: Diyaloğa öncelik, işbirliği ve diplomasi. Böylece Akdeniz bir istikrar ve uluslararası hukuka saygı gösterilen bir alana dönüşür” şeklinde konuştu. Fransa, Doğu Akdeniz’de Atina’ya destek vererek tansiyonu yükseltiyor.

Fransa Akdeniz’de Neyi Amaçlıyor?

Türkiye karşıtı bir siyaset izleyen Fransa, Doğu Akdeniz’de de mevcut çizgisinden şaşmadı. Fransa, Türkiye-Yunanistan arasında gerilimin arttığı Doğu Akdeniz’de askeri varlığını artırma kararı aldı. Bölgeye iki Rafale savaş uçağı ve iki Fransız donanma gemisi konuşlandırdı.

Geçmişi sömürgecilikle dolu olan Fransa, Türkiye’nin Suriye ve özellikle de Libya’da Afrika’nın Müslüman yoğunluklu bölgelerinde nüfuzunun artmasından oldukça rahatsız. Çünkü Fransa hem Suriye’yi Ortadoğu için bir köprü olarak kullanma hem de Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları konusunda söz sahibi olma peşindedir.

Fransa kendi rafinelerinde kolaylıkla işleyebileceği Libya’daki petrolleri bırakmak istemiyor. Türkiye’nin Libya’daki varlığı ise Fransa’nın önüne taş koydu. Doğu Akdeniz’de GKRY ve Yunanistan’ın adımları da Fransa’ya öne çıkma konusunda inanılmaz bir fırsat sunmuştur. Fransa’nın Türkiye düşmanlığının gerçek nedenlerinden biri de Fransız Total şirketinin Libya, Kıbrıs Rum Kesimi ve Suriye’de yaptığı enerji anlaşmalarının tehlikeye girmesidir.

as

Fransa’nın eski sömürgeleri üzerindeki egemenliği giderek azalırken, Türkiye’nin Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz’deki hamleleri Fransa’nın Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Afrika’daki sömürge düzenini sarsmış oldu. Fransa için daha da kötü olansa, ne AB ne de ABD’den beklediği desteği bulamaması oldu.

Nihai olarak Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı tutumu hem Yunanistan’ın hem de AB’nin çıkarlarına aykırıdır. ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.’ diyen Emmanuel Macron, adeta iki NATO ülkesini çatışma noktasına getirmektedir. NATO üyesi iki ülke karşı karşıya geldiğinde kim kimi hangi gerekçeyle destekleyecek sorusuyla NATO için yeni bir meşruiyet sorunu demektir. Türkiye ile Yunanistan arasında sıcak bir çatışma ihtimaliyle ortaya çıkacak kaosa gerek AB gerekse NATO’daki genel eğilim izin vermeyecektir. Çünkü böyle bir riskin ortaya çıkması tüm küresel dengeleri sarsacaktır.

Fransa NATO’yu by-pass edip, Avrupa ordusunu aktive etme hayalindedir. NATO’dan bağımsız bir Avrupa ordusunun gerekliliğini AB içindeki ülkelere göstermek istiyor. Ege ve Akdeniz’deki krizleri burada ispatlamakla sahada göstermek suretiyle böyle bir ihtiyacın olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü NATO olduğu zaman Fransa rahat hareket edemiyor. NATO’nun karar organları içinde oy birliği esası vardır.

yt 1

Böylece NATO kendi istediğini dikte ettiremiyor, burada ABD rolü üstlenmiştir. Fakat, AB Ordusu kurulursa bunun motor rolünü Fransa üstlenecektir. Fransa’nın amacı, AB içinde ekonomik güç olan Almanya’nın yanında, askeri güç olarak kendisinin yer alarak, askeri liderliği üstlenmektir. Akdeniz’i kendi insiyatifine almak, sahil bölgesini Afrika’ya ve Ortadoğu’ya uzatmak istiyor ve bu stratejisini Yunanistan’ı kullanarak yürütmeye çalışıyor.

Arabulucu Almanya’nın Akdeniz Diplomasisi 

Almanya,  Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle yaşanan gerilimde arabuluculuk rolü üstlenmiş durumdadır. Fakat AB ülkesi olan Yunanistan’ı da desteklediğini satır aralarında vurgulamaktadır. AB ülkelerinin Atina’nın tezlerini ciddiye almak ve haklı olduğu yerde Yunanistan’ı desteklemek zorunda olduğunu belirten Merkel, “Ancak buna rağmen ben her zaman gerginliğin tırmanmaması için çalıştım” dedi. Merkel, MEB’lerin paylaşımı konusunda iki ülke arasında diyaloga gerek olduğunu da sözlerine ekledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas,  Berlin’de gayriresmi AB Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile ortak basın toplantısı düzenledi. Mass, Yunanistan ve GKRY ile dayanışma içinde olduklarını belirterek, “Doğrudan görüşmeler bağlamında diplomatik bir çözüm en acil hedefimiz olmaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.

eq

Diplomatik kaynaklar, Almanya’nın çabasına karşın taraflar arasında yaşanan derin güvensizlik duygusunun sorunun uzlaşı ve diyalogla çözümü açısından büyük bir engel oluşturduğuna dikkat çekiyor. Akdeniz ve Ege’de kıta sahanlığı, kara suları, adaların statüsü ve hava sahası genişliği gibi çok sayıda sorunun olması, tarafların bu konularla ilgili ortak hukuki bir çözüm yolunda uzlaşamıyor olmaları çözüm olanaklarını daraltması açısından olumsuz unsurlar olarak değerlendiriliyor.

AB’nin Tutumları

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB dışişleri bakanlarının toplantısından sonra yaptığı açıklamada Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliğin diplomatik yollardan çözülmemesi halinde Türkiye’ye yönelik yaptırım uygulanabileceğini belirtmişti. Borrell bu tedbirler arasında bireylere, varlıklara veya gemilere karşı yaptırım ve AB’ye ait limanların, kapasitelerin, teknolojilerin, tedariğin kullanımının yasaklanması olabileceğini aktarmıştı.

Borrell, Türkiye’nin tek taraflı eylemlerden kaçınmasını istediklerini aktardı. “Türkiye ile ilerleme olmaması durumunda, Akdeniz’de olası bir çatışmanın engellenmesi için 24 Eylül’deki AB Konseyi toplantısında tartışılmak üzere daha fazla kısıtlayıcı tedbir geliştirebiliriz.” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, AB’nin Doğu Akdeniz’de çözümden yana olması halinde “tarafsız” davranması ve “dürüst bir arabulucu” olması konusunda çağrıda bulunuldu. AB’nin Doğu Akdeniz’deki politikasındaki temel düşünce, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu sınırlandırmak ve Yunanistan ve GKRY’nin resmi görüşlerine destek sağlamaktır.

8

ABD’nin Rolü

ABD’nin temel önceliği askeri açıdan Rusya ile rekabet, ekonomik açıdan Çin ile rekabettir. Bu nedenle Doğu Akdeniz havzasında olayların hemen patlamasını istememektedir. Doğrudan AB tavrına destek vermemektedir. Doğu Akdeniz ve Ege’de çözümsüzlüğün çözüm haline gelmesi hem Rusya, hem de ABD’nin işine yaramaktadır. Türkiye ile Yunanistan bir gün “anlaştık” diye ortaya çıkmaya kalksalar, buna ilk önce Rusya ve ABD karşı çıkacaktır.

Çünkü her iki tarafı da kullanarak, bölgeyi, deniz yollarını dilediklerince kullanabiliyorlar. Aynı zamanda ABD Yunanistan’a askeri üs kurma sürecindedir. Rusya’yı sıkıştırmayı planlamaktadır. ABD, Akdeniz’de askeri olarak daha etkin hale gelmeyi ve bölgedeki olayları daha etkin kontrol edebilmeyi amaçlamaktadır.

Bu bağlamda ABD, Akdeniz’de ve özellikle de Ege ve Doğu Akdeniz’de varlığını artırmaya çalışmaktadır. Yunanistan’ın Türkiye ile rekabetinde AB’den istediğini alamaması üzerine ABD’ye yakınlaşma ihtiyacı sonucu ABD’nin Dedeağaç’ta askeri üs kurması protokolü bulunmaktadır.

Sonuç Olarak;

Türkiye, enerji arama çalışmalarıyla deniz yetki alanlarında bağımsız ve milli bir strateji ortaya koyarken kara sularına hapsedilmeyecek bir strateji izliyor ve bu yönde de kazanımlar da elde ediyor. Böylelikle Türkiye’nin enerji alanında bağımlılıktan kurtulabilme çabası bölgesel ve küresel iş birliği imkanlarını da güçlendirebilir. Dolayısıyla hukuki ve meşru kabul ettiği deniz yetki alanında kendisine yönelik provokatif eylemlere Türkiye karşı koyacaktır.

Yunanistan’ın yöntemi sürekli kriz çıkarmak, her defasında bunu tırmandırmak ve çatışma noktasına gelirken bir şekilde masaya doğru evrilmesini sağlamak veya sahadan çekilmektir. Yunanistan nereye varmak istiyor? Uygun konjektürlerde parça parça kazanımlarla ilerlemeyi tercih etmektedir. Yunanistan bağımsızlığından bu yana toprak kazanımlarını bunun üzerine kurgulamıştır.

Böylece, Yunanistan’ın birtakım ülkeleri yanına alarak kurduğu salt Türkiye karşıtı ittifaktan bir an önce vazgeçmesi ve Türkiye paradigmasını değiştirmesi gerekmektedir. Bu hem iki ülkenin hem de bölgenin istikrarı ve barışı için son derece önemlidir. Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı cesaretlendiren ülkeler, iki ülke çatışma senaryosu ile yüzleştiğinde güçlü ihtimal ki Yunanistan’ın arkasında durmayacaklardır.

5555555

Bu durumda adeta tüm yumurtaları aynı sepete koyan Yunanistan, telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacaktır. Dolayısıyla Yunanistan’ın bu kışkırtıcı tutumunu gözden geçirmesi iki komşu ülkenin çıkarlarının da ötesinde bir önem taşımaktadır. Bundan sonra diplomasinin etkin şekilde devrede olması gerekmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments