Ana Sayfa Diplomasi Doğu Akdeniz'de Jeopolitik Çatışmalar

Doğu Akdeniz’de Jeopolitik Çatışmalar

Son gelişen olaylarla birlikte önemi gittikçe artan Akdeniz havzası ve Doğu Akdeniz jeopolitik ve jeostratejik önemiyle dikkat çekmektedir. Günümüzde Doğu Akdeniz krizi ikili veya bölgesel bir kriz olmaktan çıkıp, uluslararası bir sorun haline gelmeye başladı. Küresel ve bölgesel güç adaylarının, güç mücadelesinde yeni bir hesaplaşma adresi olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye ve Yunanistan arasında devam eden krizin Fransa’nın müdahaleleriyle birlikte Türkiye-Avrupa Birliği, Türkiye-NATO ve beraberinde Türkiye-ABD krizine dönüştürülme çabaları meselenin uluslararası bir sorun haline getirilmek istendiğini açıkça göstermektedir. Fransa Yunanistan’a koşulsuz şartsız destek vererek Türkiye’yi NATO’nun sorunlu bir üyesi olarak göstermeye çalışıyor. Akdeniz Havzasında sömürge gücü olarak Fransa’yı yeniden inşa etmeyi hedefliyor.

dw

Akdeniz, ABD’nin Çine karşı uyguladığı çevreleme ve etkisizleştirme politikasında denizlerde yürüttüğü mücadelenin Batı kanadını oluşturmaktadır. Akdeniz havzasının genişliği, derinliği ve etkisiyle özellikle Kuşak ve Yol Girişimi gibi tüm projelerin uğrak noktasıdır. Açıkçası Doğu Akdeniz krizi ikili veya bölgesel bir kriz olarak karşımıza çıksa da aslında Kuşak ve Yol Girişimi ve Rusya’nın Suriye üzerinden Güney’e doğru inme politikası,su yollarının kontrolü mücadelesinde ABD ve AB’nin mücadelesi olarak uluslararası bir kriz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Fransa Hesaplaşması

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini sınırlandırmaya yönelik Yunanistan’ın yanında Fransa, BAE ve Mısır gibi devletler yer almaktadır. Tüm bu devletlerin farklı çıkarları olsa da çıkarlarının örtüştüğü nokta olarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkisinin sınırlandırılması geliyor. Meseleye Fransa tarafından bakarsak iç siyaseti ve dış siyaseti olarak analiz edebiliriz.

Fransa’nın son 50 yılda gün geçtikçe güç kaybettiğini görmekteyiz. Geçmişte Fransa Almanya ile başa baş giderken bugün ekonomik ve teknolojik açıdan Avrupa Birliği içerisinde Almanya’nın gerisinde kalmıştır. Fransa da ekonomik temelli bir kriz vardır aynı zamanda yıllardır birikmiş olan reformlar var bunlar yapılamıyor, yapılamadığı içinde ülke sorunlar yumağının içerisinde mücadele etmeye çalışıyor.

s 2

Bir diğer unsur olarak Fransa’da bir demografik kriz var.Bu demografik kriz ile nüfusun gittikçe yaşlandığını görmekteyiz. Genç nüfusun az olmasından dolayı Fransa’nın ciddi bir göç alması gerekiyor. Ülkeye Afrika’dan ve Müslüman ülkelerden bir göç söz konusudur. Dolayısıyla Avrupa da Müslüman nüfusun en fazla olduğu ülkelerden birisidir.(%10)Geçmişinde Fransa’nın sömürge anlayışı vardır. Bu sömürge anlayışının sert bir anlayış olmasından dolayı Müslümanları entegre etmek yerine aksine asimile etmeye çalışıyor ve toplumdan dışlıyor.

Fransız parlamentosunda Müslüman kökenli milletvekili sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunu çeşitli dönemlerde bir sosyal patlama olarak görüyoruz. Örneğin memnuniyetsizliklerden dolayı ortaya çıkan bir “Sarı Yelekliler” toplumsal hareketi vardır. Bunların yanı sıra Afrika da sömürgeci olarak yer alan Fransa eskisi kadar bölgede etkin rol alamıyor bunun sebebi olarak Afrika bölgesinde Çin ve Türkiye’nin etkin olarak rol almaya başlamasını söyleyebiliriz.

Fransa dış politika da yayılmacı ve müdahaleci politikalar geliştirmeye çalışıyor. Bölgede bulunacak doğalgaz kaynaklarının Fransız şirketlerinden tutunda bu doğalgazın fiyatının Paris de belirlemesine kadar finansal olarak bir beklentisi bulunuyor. Doğu Akdeniz bölgesini kendisine bir pazar olarak kullanmayı hedefliyor. Türkiye’ye karşı Avrupa Birliği içerisinde bir ittifak kurmaya çalışıyor. Fakat dış politika alanı AB için entegrasyonun en zayıf olduğu alanlardan bir tanesidir. 27 ülkenin bir araya getirilmesi bu konuda anlaşması oldukça zor olarak görülüyor.

34

Fransa ve Doğu Akdeniz

AB içerisinde Türkiye’ye karşı bir adım atılmasında Yunanistan ve GKRY ile görüşmeler yapıyor. Fakat diğer ülkelerin (İtalya,İspanya ve Portekiz vb.) meseleye soğukkanlı yaklaştıklarını görüyoruz. Fransa devlet başkanı Emmanuel Macron Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili son zamanlarda oldukça agresif söylemleri ile dikkat çekiyor. Fransa’nın bu sert tutumunu sadece Doğu Akdeniz ile bir tutmak yeterli olmayacaktır.

Suriye ve Libya da güç mücadelesinde hezimete uğramasında Türkiye’nin etkisinin olduğunu düşünen Macron, Yunanistan ve Doğu Akdeniz’i Türkiye’den rövanş olarak görmekte ve bölgeye yeni bir güç olarak girmek istemektedir. Türkiye tabiri yerindeyse Libya da Fransa’nın nasırına bastı diyebiliriz. Bunun üzerine Yunanistan ve GKRY ile ilişkilerinin yanı sıra NATO ve Avrupa Birliğini de kullanmak istiyor.

44

Fakat NATO üzerinden hedeflediği yalnızlaştırma politikası yanıtsız kaldı. Bu süreçte Fransa’nın elde ettiği tek başarı Yunanistan ile GKRY üzerinde artan nüfuzu ve yapmış olduğu silah satışlarıdır. Bu işin böyle bir dış siyaset boyutu olduğu kadar iç siyaset boyutunu da görmezden gelemeyiz. Fransa iç siyasetindeki karışıklığı dışarıya doğru bir büyüme ile engelleyebileceğini düşünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Türkiye’nin Yeni Stratejik Cephesi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Mücadelesinde Yol Haritası

Kıbrıs, köklü tarihi ile Anadolu kadar eski; pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Kıbrıs’ta bilinen ilk siyasi yapılanmanın tarihi M.Ö. 1200...

Recent Comments