Ana Sayfa Ülkeler Mısır Doğu Akdeniz'de Olası Mısır-Türkiye MEB Antlaşması

Doğu Akdeniz’de Olası Mısır-Türkiye MEB Antlaşması

Mısır ve Türkiye’nin beş yüz yıllık dini ve tarihsel bağları bulunmaktadır. Bu tarihsel bağlar günümüzde iki devletin ilişkilerinin dostane şekilde devam etmesine öncülük edecek güçte ve kökleri derinlere inmektedir. 30 Haziran 2012’de Mursi’nin Cumhurbaşkanı olarak yemin etmesiyle başlayan Türkiye-Mısır ilişkileri için önemli bir dönüm noktasını teşkil etmiştir ve daha önce olmadığı kadar iki ülke birbirlerine yakınlaşmıştır. Aynı zamanda bu dönem iki ülke ilişkilerinin “Altın Çağı” olarak da tanımlanmıştır.

 Abdülfettah Sisi liderliğindeki ordu darbesiyle 3 Temmuz 2013’de, Cumhurbaşkanı Mursi devrilmiştir. Yaşanan darbe sürecini Türkiye’nin sert şekilde ve her platformda kınaması, bu dönemde geliştirilen siyasi ilişkileri kriz durumuna sürüklemiştir. Darbe sonrası Mursi taraftarları ve darbe karşıtlarının gösterileri yaşanmış, darbe yönetiminin bu gösterilere karşı katliamlara varan sert müdahalesi, Müslüman Kardeşlere yönelik siyasi tutuklamalar Türkiye ile krizi derinleştiren faktörler olmuştur.

te

Mısır’ın Libya’ya yönelik dış politika söylemlerinde Türkiye-Mısır ilişkilerinin politik ayağında bazı ayrışmaları beraberinde getirmiştir. Mısır’da darbe sonrasında kurulan yönetimin Libya’daki Müslüman Kardeşler hareketini etkisiz kılmaya çalışan Hafter ile ilişkileri bu ayrışmanın gerekçesini oluşturmaktadır.

Mursi döneminde iki ülke ilişkilerinde yaşanan ivme Sisi dönemindeki siyasal kriz ile tersine dönmüş, Türkiye’nin 2015’de istişareler için merkeze çağırdığı Büyükelçi Botsalı, “istenmeyen adam(persona non grata)” ilan edilmiş ve ülkeyi terk etmesi istenilmiştir. Türkiye’de Mütekabiliyet ilkesi doğrultusunda Mısır Büyükelçi’sinden ülkeyi terk etmesini istemiştir. İki ülke diplomatik ilişkileri hâlihazırda maslahatgüzar seviyesindedir.

Darbe, iki ülke arasındaki askeri ilişkilere de olumsuz yansımıştır. Türkiye ile Mısır deniz kuvvetlerinin arasında birlikte yapmayı planladığı 2013 Dostluk Denizi Tatbikatı Mısır tarafından iptal edilmiştir. Türkiye-Mısır siyasi ilişkileri olumsuz yönde iken, ekonomik alan bunun dışında bırakılmıştır. Türkiye-Mısır İş forumunun faaliyetleri, Türk iş insanlarının Mısır’daki ticari faaliyetleri bunun önemli göstergeleridir.

tee

GKRY-Mısır MEB Anlaşması ve Sonuçları

GKRY-Mısır ile 2003’de MEB sınırlandırma anlaşması imzalamıştır. İmzalanan MEB anlaşması uluslararası hukuka göre herhangi bir geçerliliği yoktur. Fakat, Mısır yönetimi anlaşmanın GKRY ile Mısır arasında olduğu ve başka tarafları ilgilendirmediğini ve  konunun Mısır’ın egemenliği ile doğrudan ilgili olduğunu belirtmiştir. Üstelik Mısır, Türkiye tarafından yapılan açıklamalara alt seviyeden cevap vermiştir.

GKRY Anlaşma ile Mısır halkına ait olması gereken bir deniz alanını da gasp etmiştir. Aslında sınırların belirlenmesi için Mısır’ın  muhatabının coğrafya gereği Türkiye olması gerekmektedir. Zira Türkiye ve Mısır’ın kıyıları karşılıklıdır. Eğer Mısır meşruiyeti ve yetki tartışmalı olan GKRY yerine Türkiye ile sınırlandırma antlaşması yapsaydı 11.500 km2 daha fazla deniz alanına sahip olacaktı. Anlaşmadan sonra Mısır, Doğu Akdeniz’de kilit ülke konumuna geldi.

Böylece, Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ikinci ülke olan Mısır ile ikili ilişkilerini geliştirerek, nihayetinde bir MEB sınırlandırma anlaşması imzalamayı dış politikada öncelik olarak belirledi. Türkiye’ye göre, Mısır ve Türkiye arasında bir MEB sınırlandırma anlaşması imzalanmadan yapılan diğer ikili anlaşmalar, uluslararası hukuka ve onun temel prensiplerinden olan hakkaniyet ilkesine aykırıdır.

14

GKRY-Yunanistan-Mısır Üçlü Zirvesi

Mısır, bölgedeki enerji kaynakların çıkarılması ve kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra Avrupa’ya ihraç etme hususunda GKRY ve İsrail ile antlaşma yapmıştır. Mısır, GKRY ile imzaladığı MEB antlaşması benzerini Yunanistan ile imzalamak için görüşmelere başlamıştır. Üç ülke arasında siyasi ve ekonomik yakınlaşma, GKRY-Mısır-Yunanistan üçlü zirvesinin yapılmasına vesile olmuştur.

2018’deki zirvede Kıbrıs konusunda Rum-Yunan tezlerini destekleyici mahiyette Türkiye’ye Kıbrıs deniz alanlarında hukuk dışı faaliyetlerine son verme çağrısı yapılmıştır. 2019’daki zirvede Türkiye’nin Türk ve KKTC, MEB ve Kıta Sahanlığı içinde icra etmiş olduğu faaliyetler kınanmış yasadışı olarak nitelendirilmiştir.

Doğu Akdeniz Gaz Forumu ve Mısır

Arap Baharı’nın başlamasının ardından Mısır’da yönetimin Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na (İhvan) geçmesinden oldukça endişe eden İsrail yönetimi, sonraki süreçte Doğu Akdeniz’de çıkan doğalgaz eksenli bir diplomasi trafiği yürüttü. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi yönetiminde Yunanistan ve GKRY ile üçlü zirveler düzenlemeye başladı.

Doğu Akdeniz konusunda fazla öne çıkmayı tercih etmeyen Mısır yönetimi, hem Yunanistan ve GKRY ile ve hem de İsrail paralel düzeyde temaslarını sürdürürken, Türkiye’nin yalnız bırakılmasına matuf adımları da DAGF konusunda olduğu gibi sessiz ve derin bir diplomasi trafiği çerçevesinde atıyor. Çünkü Mısır yönetimi ve Mısırlı uzmanlar doğalgaz transferi konusunda Türkiye’yi rakip olarak görüyor ve Mısır’ın bu konuda Türkiye’den daha avantajlı olduğunu öne sürüyor.

s

Mısır, Türkiye -Libya Antlaşmasına Nasıl Bakıyor?

Birincil olarak, Libya’nın Mısır ile çok uzun bir kara sınır var. Dolayısıyla Libya’daki gelişmeleri Kahire Hükümeti ulusal bir güvenlik sorunu olarak görüyorlar. İkincil olarak, Doğu Akdeniz’de Mısır, Türkiye karşıtı bloğun içerisinde yer alıyor. Mısır hükümeti antlaşmayı hukuka aykırı ve geçersiz gördüğünü açıklayarak mutabakatın diğer devletlerin haklarını etkileyemeyeceğini ileri sürmüştür.

Mısır, Libya’da Hafter’i destekliyor ve Libya’yı karıştıranların başında ise ABD geliyor. Bunun önüne geçmek için de tek yol diplomatik kaynakları işletmek ve iki ülke arasındaki sorunların oturup çözülmesi gerekiyor. Aksi halde Libya merkezli bir çatışma bölgenin en önemli ülkelerinden Türkiye ve Mısır’ın karşı karşıya gelmesi uzun süre söndürülemeyecek bir yangına neden olabilir. Bu durum bölge devletlerin de çıkarına olmayacaktır.

Yunanistan-Mısır MEB Antlaşması

Mısır ve Yunanistan Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz bulunduğuna inanılan bölgeler için 6 Temmuz 2020’de MEB anlaşması imzaladı. Fakat, Yunanistan ile Mısır arasında deniz sınırı bulunmamaktadır. Sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması Türkiye için yok hükmündedir.

Türkiye’nin de belirttiği gibi Yunanistan ve Mısır arasındaki sınır antlaşmasının iki taraf arasında paylaşılan kıta sahanlığı ve MEB alanları Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan antlaşma ile sınırlandırılan alanla örtüşmektedir. Bu anlaşmayla Libya’nın hakları da gasp edilmeye çalışılmaktadır.

my visual 48158358

Andlaşma ile Yunanistan tavizler vererek Mısır’ın daha fazla deniz alanı kazanmasına müsaade etmiştir güneyde yer alan Meis üzerinde uzun vadede endişe içerisine düşecektir. Çünkü Yunanistan andlaşma kapsamında bahse konu adayı MEB içerisine dahil etmemiştir. Andlaşmada kazanan taraf  Yunanistan değil Mısır olmuştur. Deniz alanı payına göre Mısır %55, Yunanistan %45 oranında söz sahibi olmuştur.

Mısır’ın Türkiye yerine Yunanistan ile imzaladığı anlaşmadan 15 bin km2, GKRY ile imzaladığı anlaşmadan ise 11 bin 500 km2 kaybı bulunuyor. Daha da vahim olanı ise GKRY’ye bırakılan Glafkos(10.parsel) sahasında 141 milyar metreküplük bir rezervin bulunmuş olması. Yani Mısır halkının geleceğinden tam 100 milyar dolarlık bir kaynak çalınıyor.

Sonuç olarak, Yunanistan’ın Girit ve Rodos adaları arasında deniz yokmuşçasına düz esas hat çizerek karasuları sınırı oluşturması ve bu hattan itibaren MEB belirlemesi Türkiye’nin deniz hak ve menfaatleri bakımından asla kabul edilebilir olmadığı gibi, uluslararası deniz hukukuna da aykırıdır ve hukukun ihlalidir. Dolayısıyla Yunanistan–Mısır Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma anlaşması geçersizdir.

6 1

Yunanistan bu anlaşmayla Mısır’ı da kandırmış ve hukuksuzluğuna alet etmiştir. Fakat, Mısır meclisi, Yunanistan’la Doğu Akdeniz için imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasını kabul etti. Meclis Başkanı Ali Abdül Aal, anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve ‘Doğu Akdeniz’i provokatif şekilde suistimal edenlere kapıyı kapattığını’ söyledi.

Türkiye ve Mısır’ın Askeri Gücü

Türkiye-Mısır askeri ilişkiler bakımdan birçok ortaklıkları vardır. Basit bir örnek verecek olursak, Mısır’ın sahip olduğu F-16 savaş uçaklarının yedek parça üretimini ve uçakların çeşitli lojistik desteği, Türk firması TUSAŞ tarafından yapılıyor. İlişkiler durma noktasında olsa da, askeri anlamda işbirlikleri devam etmektedir. Türk Deniz Kuvvetleri, Doğu Akdeniz donanmaları içinde en güçlüsünü oluşturuyor. Türk donanmasının kuvvetlerinin büyük bir bölümü Ege ve Akdeniz’de konuşlanmış durumdadır.

Mısır, bölgede donanma gücü olarak Türkiye’yi takip eden ülke konumundadır. Bugünkü konjonktürde Mısır Donanmasının silahlanmasının ana itici gücü, başta deniz yetki alanlarında tespit edilen zengin doğal gaz sahalarının korunması olmak üzere Arap dünyasında lider deniz gücü konumuna gelerek Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz’deki etkinliğini artırmayı hedeflediğini söyleyebiliriz.

d4

Diğer yandan özellikle denizaltı filosunu geliştirmesi, başta İsrail olmak üzere bölge ülkeler için en ciddi tehdit unsurudur. Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın bahsettiği üzere, ‘Yunanistan ile Mısır donanmasını birlikte dikkate alınınca kuvvet olarak onların lehinedir. Ancak nicelik bakımından ikisi bir araya geldiğinde fazla olması tam anlamıyla üstünlük ifade etmez. Önemli olan nitelik yani eğitim ve harp etme yeteneğidir. Bu da Türk donanmasında ziyadesiyle vardır.’

Yunanistan ve GKRY ile Türkiye aleyhinde Medusa serisi ortak deniz tatbikatlarına katılması; Türkiye aleyhindeki Akdeniz Gaz Forumunda aktif rol alması, bu silahlanmada Akdeniz çanağında Türk Donanmasının rakip olarak görüldüğü sonucunu çıkarabiliriz. Ancak iki ulus devlet donanması olarak Akdeniz’de karşı karşıya gelme ihtimalini çok düşük görünmektedir.

Arka Kapı Diplomasisi

Mısır ile Türkiye arasında arka kapı diplomasisi (rakip ve hatta düşman olan ülkeler arasında çeşitli kanallarla istihbarat vs. ‘gizli diplomasi’) yürürlüktedir. Yunanistan’ın Mısır ile MEB anlaşmasından sonra, gündemde Türkiye-Mısır görüşmeleri mevcuttur. Bunun kanıtı olarak, Mısır yönetimi ile arası açık olan Ankara’nın Kahire ile istihbarat örgütleri aracılığıyla görüşmeler yaptığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamıştır.

r2222

Özellikle Libya, Türkiye-Mısır ilişkileri için bir fırsat sahası olabilir. İki ülkenin işbirliği ve dayanışma içinde olması avantajlıdır. Libya ile yapılan anlaşmanın bir benzerinin Mısır ile de yapılabilecek olması Doğu Akdeniz’de Türkiye, Mısır ve Libya arasındaki böyle bir ittifak her üç ülkenin haklarını daha fazla koruyup geliştirecektir.

Sonuç Olarak;

3 Temmuz darbesinin ardından siyasal ve diplomatik ilişkilerde yaşanan soğuma yatırım ilişkilerinde görece düşüşe yol açsa da ticari ilişkilere sınırlı bir biçimde yansımıştır. Türkiye ve Mısır arasında büyük ölçüde ticaret ilişkilerinin oluşumuna katkıda bulunduğu ortak çıkar eksenli bir işbirliğinin gelişimi söz konusudur. Ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye ve Mısır ilişkilerinin siyasal düzlemde gergin olduğu dönemlerde dahi ortak tarihi geçmiş ve kültür mirasının da etkisiyle sivil toplum diyaloğu her zaman olmuştur.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail ve GKRY gibi aktörler Türkiye’yi, Doğu Akdeniz’de dışlamak için adım atma girişiminde bulunuyor. Mısır’ın ilk önce GKRY ile daha sonra da Yunanistan ile imzaladığı MEB anlaşması sonucu zarara uğramış ve bunun farkında olup Türkiye’ye açık kapı bırakmıştır. Son olarak, Türkiye’nin bölgedeki yalnızlığını gidermesinin yolu Mısır ile diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmekten geçmektedir.

r 1

Mısır’ın Türkiye için Afrika’ya ve Basra Körfezi bölgesine açılan kapı, Türkiye’nin ise Mısır için Avrupa’ya açılan kapı olduğu akılda tutulduğunda, iki ülke arasındaki ilişkilerin etkinliğini arttırarak devam edeceği görüşü daha olası görünmektedir. Aynı zamanda, Mısır halkının Türkiye’ye karşı büyük bir sempatisi vardır. Türkiye’nin, Müslüman Kardeşler konusunda tarafsız bir siyaset izlemesi gerekiyor. Eğer ikili diplomatik adım atılırsa, Türkiye-Mısır arasında MEB antlaşma olasılığı artacaktır.

 Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments