Ana Sayfa Ülkeler Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Doğu Akdeniz'de Stratejik Ortaklık: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransa

Doğu Akdeniz’de Stratejik Ortaklık: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransa

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) savunma maksadını aşan silahlanma faaliyetleri hızla artmakta olup, bölgede ağır bir tehdit unsuru oluşturmaktadır. Kıbrıs Adası’nı adeta bir silah deposuna dönüştürme çabası içerisinde olan Rum Yönetimi bu faaliyetlerine hızla devam etmektedir.

Rum Yönetimi, Sırbistan ve Almanya’dan ağır silahlar, Fransa’dan da iki adet açık deniz gemisi almak suretiyle kara ve deniz gücünü artırmaktadır. Silahlanma faaliyetleri devam ederken, GKRY ve Fransa arasında GKRY’nin donanma kabiliyetini güçlendirmek ve iki ülke donanmasının ortak çıkarına hizmet etmek maksadıyla genişletilmiş stratejik işbirliğine yönelik bir niyet mektubu imzalanmıştır. GKRY, bu mektup marifetiyle Fransa’ya daimi deniz üssü tahsis etmeye hazırlanmaktadır.

b 1

Savunma İşbirliği Anlaşması

Kıbrıs Cumhuriyeti, Zürih ve Londra’da (1959/1960) imzalanan Garanti ve İttifak Antlaşmalarına dayanılarak Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğü altında kurulabilmiştir. Rumlar, 1 Mayıs 2004’de Avrupa Birliği’ne (AB) kabul edilirken Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğünü de içeren Ek I, Garantiler ve İttifak Anlaşması ile birlikte, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası olduğu gibi kabul ederek AB’nin “birincil hukuku” haline getirmiştir.

Dönemin AB Komiseri Olli Rehn, 2009 yılının Ocak ayında yaptığı resmi bir açıklamada, Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olmasının AB’nin kurallarına aykırı olmadığını açıklamıştır. Rum yönetiminin oldum olası Garanti ve İttifak Antlaşması’nı sonlandırmak istediği herkesin malumudur. Rumlar anlaşılan o ki, Garanti ve İttifak Antlaşması’nı sulandırarak herhangi bir geçerliliğinin kalmadığını kendilerince ispat etmeye çalışıyor.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını gasp etmek üzere kurulan ittifaklara yenisi ekleyerek Fransa ile GKRY Savunma Bakanları arasında 15 Mayıs 2017’de Savunma İşbirliği Anlaşması imzalandı. Anlaşma ile Fransa’nın, Rum kesimindeki Mari bölgesinde bulunan Evangelos Florakis Deniz Üssü’nden faydalanması sağlandı.

Fransa Donanması’nın bölgede sürekli konuşlanmasına imkan sağlayacak şekilde üssün altyapısının geliştirileceği ve bu konuda Fransa’nın maddi destek sağlayacağı hüküm altına alındı.

bb

Anlaşmayla birlikte bölgedeki Fransız unsurları için Charles de Gauelle uçak gemisi operasyon merkezi haline geldi. GKRY’deki diğer askeri üslerde de incelemeler yapacak olan Fransa’nın Rum Milli Muhafız Ordusu’nun silah sistemlerinin modernize edilmesi konusunda destek sağlayacağı ve ortak eğitim ve tatbikatların artırılacağı belirtildi.

Yine anlaşmada, Fransa’nın Türk Donanması’nın bölgedeki faaliyetlerine karşı Rum Yönetimi ile işbirliği içinde olacağı, TOTAL şirketinin bölgede faaliyet gösterecek gemilerini koruma yükümlülüğünün de imza altına alındığı bildirildi.

Uluslararası Anlaşmalara Aykırı mı?

Fransa’nın Türkiye’ye karşı açık düşmanlık ifadesi sayılan bu anlaşma, Londra ve Zürih Anlaşmalarının açık ihlali anlamına geliyor. Her iki anlaşma uyarınca, Ada’nın tek başına sahibi olmayan GKRY, bu tür anlaşmalar yapmaya yetkili değil. Türkiye, bu uyarıyı geçmişte, Fransa ve Rum Yönetimi arasında 1 Mart 2007 tarihinde Askeri İşbirliği Anlaşması imzalanması ardından da yaptı.

Dışişleri Bakanlığı tarafından o tarihte yapılan açıklamada, GKRY’nin Kıbrıs Türklerini veya Ada’nın tümünü temsil etmediği kayda geçirilmiş, yine Türkiye’nin 27 Nisan 2007’de bu doğrultuda hazırlanan mektubu BM’ye sunulmuştu.

bbb

Güvenlik Üç Ülkede

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’de imzalanan Garanti Anlaşması’nın 1. maddesine göre, Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir devletle hiçbir şekilde siyasi ve ekonomik bütünleşmeye giremiyor. 2. maddesi ile Ada’nın güvenliği, Türkiye, İngiltere ve Yunanistan tarafından garanti altına alınıyor.

1960 Kuruluş Anlaşması’nın 3’üncü maddesi ise Kıbrıs’ın ortak savunmasının Türkiye, İngiltere ve Yunanistan arasında istişare ve işbirliği ile sağlanmasına hükmediyor.

Askeri Faaliyet Yürütebilir mi ?

GKRY ve Fransa’nın attığı son adımın, Kıbrıs Cumhuriyeti için temel belgeler olan Kuruluş, Garanti ve İttifak Anlaşmalarına aykırılığı değerlendirildiğinde garantörler tarafından tanınmayacak hükümsüz bir anlaşma olarak kalıyor. Anlaşmalar, garantör ülkelerin savunma görevini üstlendiği Kıbrıs’ta, garantör devletlerin onayı olmaksızın Kıbrıs’ın tek başına üçüncü ülkeler ile herhangi bir ortaklık kuramayacağını ve dolayısı ile askeri faaliyetler de icra edemeyeceğini net olarak ortaya koyuyor.

bbbb

Müdahale Edilebilir Mi?

Dolayısıyla kendisini Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak lanse etmeye çalışan GKRY’nin bu tutumu ile Londra ve Zürih Anlaşmalarını yok saydığı ve gerektiğinde uluslararası hukuk uyarınca müdahale edilebileceği belirtiliyor. GKRY ve Fransa’nın bu adımla, BM nezdinde yürütülen müzakere sürecini de açıkça baltaladığı vurgulanıyor.

Tüm bu gelişmeler doğrultusunda, GKRY ile tek taraflı yapılan anlaşmayı yok hükmünde gören Türkiye’nin donanmasına Doğu Akdeniz’deki görevlerini 1960 anlaşmalarına göre yapacağına yönelik verilmiş mevcut talimatlar da Fransa’ya hatırlatılıyor.

Askeri Anlaşma Maddeleri

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Fransa’ya deniz üssü verilmesini öngören askeri anlaşmayı, altı ay içinde hayata geçireceği bildirildi. Fransa ile Rum Kesimi arasında imzalanan dokuz maddelik askeri anlaşmada şu hususlar dikkat çekiyor;

  • Deniz üssü ileri operasyonel menzilli nitelikte olacak.
  • Vasiliko Deniz Üssü’nün geliştirilmesiyle ilgili incelemeler ve planlar tamamlandıktan sonra üs altı ay içerisinde operasyonel olarak hazır olacak.
  • PESCO işbirliği çerçevesinde Doğu Akdeniz’de operasyonda bulunacak Fransız Deniz Kuvvetleri’nin gereksinimleri tamamıyla karşılanacak.
  • Fransa’nın bölgedeki daimi ve sürekli varlığı garanti altına alınacak.
  • Rum Yönetimi’nin operasyonel altyapısı, bölgede faaliyet gösteren Fransız Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılacak.
  • Fransa, üssün kurulma ve geliştirilmesine ekonomik olarak katkıda bulunacak.
  • Fransız Deniz Kuvvetleri, Türkiye’nin Rum sözde parsellerinde faaliyet gösteren Fransız petrol şirketi Total’e yönelik olası müdahalelerini göğüsleyecek.
  • Fransa, Rum Yönetimi’nin deniz kuvvetlerinin modernizasyonu ve güçlendirilmesine yardımcı olacak.
  • Avrupa veya ortak faaliyetler çerçevesinde iki ülke silahlı kuvvetlerinin işbirliği ve eğitimi sağlanacak.

4 1

Askeri Anlaşma’nın Yorumu

Bu verilerden de anlaşılacağı üzere bu adımlar savunma maksadını fazlasıyla aşan bir nitelik göstermektedir. KKTC’ni ve hemen yanı başında bulunan TC’ni adeta hedef alırcasına artan silah alımı ve silahlanma girişimleri tehditkâr bir nitelik taşımakta olup, iki taraf arasında güven tesis edilmesine engel teşkil eden kışkırtıcı adımlardır. Bu kapsamda, Fransa’nın Türkiye’ye karşı sergilediği ve müttefiklikle asla bağdaşmayan yedinci maddede ifadesini bulan tutumu dikkat çekicidir.

Tüm bunların yanısıra, GKRY diplomatik ve siyasi bağlamda da girişim yaparak, adadaki barış ve istikrar ortamının gerilime dönüşmemesi için GKRY’ne 1987 yılından bu yana ABD tarafından uygulanmakta olan silah ambargosunun kaldırılmasını talep etmektedir.

ABD Kongresi’nde, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların çıkarlarını savunmak için seçildikleri ilk günden beri büyük uğraş veren Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri GKRY’ne uygulanan silah satış yasağının kaldırılmasını da içeren yasa tasarısını ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi ve ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesine sunmuştur.

q

Kıbrıs Rum yönetiminin silahlanma faaliyetleri, Rum liderliğinin adanın geleceğine ilişkin gerçek niyetini ortaya koymakta ve uzun zamandır karşılaşılmamış düzeyde düşmanlık içermektedir. Savunma amacını aşan tüm bu alımların ve yandaş toplama girişimlerinin ne maksatla yapıldığı ve Kıbrıs Rum yönetiminin esasen neyi murat ettiği sorgulanmalıdır.

Bu girişimler bölgesel barış, güvenlik ve istikrara hizmet etmeyeceği gibi savaş çığırtkanlığı yapmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Kıbrıs Rum yönetimi ve destekçilerinin silahlanma çabaları yerine Kıbrıs meselesine kalıcı ve adil bir çözüm yönünde yapıcı adımlar atması gerekmektedir. Aksi takdirde, Kıbrıs Rum yönetiminin bu menfi tutumu nedeniyle ne bölgesel ne de küresel huzur ve istikrar mümkün olacaktır.

Bu vesileyle, Kıbrıs Türk halkı üzerinde yıllardır uygulanagelen haksız izolasyon ve adaletsiz yaklaşımların bir an önce kaldırılması gerektiği ortadadır. Bu açıdan, Kıbrıs adasına adil ve kalıcı bir barışın gelmesi için bir an önce sağduyulu ve işbirliğine yönelik adımların atılması doğru olacaktır.

bg

Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa’dan Ortak Askeri Tatbikat

GKRY ve Fransa’nın, Fransız “Rafale” tipi savaş uçaklarının katılımıyla, Kıbrıs’ta ortak askeri tatbikat gerçekleştirildi. Rum haber kaynaklarına göre, “Talos 2020” adı verilen tatbikat, karadan ve havadan icra ediliyor. Tatbikatı takip eden Rum Savunma Bakanı Savvas Angelidis, iki ülke arasında askeri düzeyde yakın iş birliği açısından ortak tatbikatın, somut örnek teşkil ettiğini söyledi.

Anlaşma Yürürlüğe Girdi

Rum basınında yer alan habere göre, Rum kesiminden yapılan açıklamada, 4 Ağustos 2017’de imzalanan anlaşmanın 1 Ağustos 2020 itibarıyla yürürlüğe girdiği duyuruldu. Anlaşma ile enerji sektörü ve deniz güvenliği alanlarınının yanı sıra kriz yönetimi ile terör ve korsanlıkla mücadele gibi alanlarda iş birliği hedefleniyor. Anlaşma, askeri düzeyde, teçhizat ve savunma konusunda iş birliği, ortak personel eğitimi ile arama ve kurtarma tatbikatlarının yürütülmesini de öngörüyor.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Fransa’nın tutumunu kabul edilemez olarak değerlendirdi. Rum yönetiminin Fransa ile anlaşma yapmaya hakkı olmadığını ifade eden Tatar, “Kimse Doğu Akdeniz’de gerilime oynamasın. Fransa’nın Kıbrıs’ta ne işi var?” diye sordu.

2

Sonuç Olarak;

Küresel anlamda bir mücadele alanına dönüşen Doğu Akdeniz’de en önemli konulardan biri de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması meselesidir. Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı meselesinin özü; Rumlar nasıl 1963’de silah zoru ile Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gasp ederek üniter Rum devletine dönüştürmüşlerse, günümüzde de Ada’nın etrafındaki tüm deniz yetki alanlarını (MEB) aynı şekilde gasp ederek kendileri adına meşruiyet kazandırabilme girişimidir.

Türk tarafı Doğu Akdeniz’de doğal kaynaklar, güvenlik ve askeri denge çerçevesinde asla bir oldubittiye izin vermeyeceğini sık sık dile getirmektedir. Türk tarafı en baştan buyana uluslararası hukuk zeminindeki mücadelesini büyük bir kararlılık içerisinde sürdürmeye devam ediyor. Rum tarafı ve kendisi ile işbirliği içerisine girenlerin uluslararası hukuku yok sayarak adımlar atıyor.

Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments