E. Koramiral Can Erenoğlu: “Geleceğimiz ve Hayati Menfaatlerimiz Denizlerdedir“

0
1913

26. Güney Deniz Saha Komutanı ve 11. Sahil Güvenlik Komutanı E. Koramiral Can Erenoğlu, Mısır ile Türkiye arasında dikkat çeken diplomatik yakınlaşma açıklamalarına ilişkin olarak Doğu Akdeniz Politik’e değerlendirmelerde bulundu.

Mısır, Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarını dikkate alarak 18 numaralı parselde ruhsat ihalesi ilan ettti. Yunan medyaları bu gelişme üzerine, “Kahire, Ankara’ya göz kırpıyor” ve “Mısır falsosu” başlıkları atarak, Yunan Dışişlerinin bu durumdan çok rahatsız olduğunu belirtti.

Bunun üzerine Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu,  “Mısır tarafından kıta sahanlığımıza saygı gösterilmesi olumlu bir adım. Mısır ile aramızda hem istihbarat hem de dışişleri bakanlıkları düzeyinde bir temas var. Ben (Mısır Dışişleri Bakanı) Samih Şükri ile çok defa görüştüm. Örneğin BM toplantıları sırasında ilişkileri nasıl düzelteceğimiz konusunda uzun uzun görüşmelerimiz oldu. İlişkilerin seyrine göre oturulup bir deniz yetki alanı müzakeresine başlanabilir. Biz, hakça paylaşımdan yana olduğumuz için herkesle konuşmak istiyoruz.“ şeklinde açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin Mısır ile deniz yetki alanlarının belirlenmesi için müzakerelerin başlayabileceğini açıklaması, Yunanistan’ı harekete geçirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu yöndeki açıklaması sonrası Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi telefonla aradı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias’ın Pazartesi günü Kahire’ye giderek Mısır Dışişleri Bakanı Şükri ile “iki ülke arasındaki enerji işbirliği ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri görüşeceği” açıklandı.

Bugün ise Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Mısır’ın hidrokarbon arama faaliyetlerinde Türk kıta sahanlığına saygı göstermesi çok önemli bir gelişme, bunun devam etmesini bekliyoruz. Mısır ile tarihsel ve kültürel bir çok ortak değerimiz var. Önümüzdeki günlerde farklı gelişmeler olabilir.“ dedi.

E. Koramiral Can Erenoğlu, konuya ilişkin olarak Doğu Akdeniz Politik Genel Yayın Yönetmeni Caner Çiftçi’ye konuştu.

Can Erenoğlu’nun değerlendirmeleri şu şekildedir;

Deniz Yetki Alanları ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) konusunda Akdeniz’de en uzun sahile sahip ülke olarak 2007 yılında Mısır’a giderek bizzat Mısır Deniz Kuvvetleri Komutanı ile birebir görüştüm. Harita ve yansılar üzerinde ayrıntılı bir sunum yaparak;

  • Sahildar devletlerin bu bölgede, deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altındaki canlı ve cansız doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi muhafazası ve yönetimi konuları ile; aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlere ilişkin egemen hakları olduğunu,
  • Yine sahildar devletlerin bu bölgede suni ada, tesis ve yapı kurma ve bunları kullanma; denize ilişkin bilimsel araştırma yapma ve deniz çevresinin korunması ve muhafazası konularında yetkili olduğunu,
  • Münhasır Ekonomik Bölgede sahildar devlet, belirtilen haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken, diğer devletlerin haklarını ve yükümlülüklerini gerektiği şekilde göz önünde bulundurması gerektiğini,
  • Daha da önemlisi bizimle anlaşma yapma yerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaparlarsa 11.500 km2,
  • Yunanistan ile yaparlarsa 15.000 km2 alan kaybedeceklerini,
  • Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları konusunda hiç bir hakkının olmadığını,
  • Sahildar devletlerin, hangi amaçla olursa olsun, kıt’a sahanlığı üzerindeki sondaj faaliyetlerine izin verme ve bu konuda düzenlemelerde bulunma konusunda münhasır hakkı olduğunu anlattım.

Bu görüşme ve öncesinde yapılan iki ülke Deniz Kuvvetleri Komutanları arasındaki görüşmeler ile Türk harp gemilerinin İskenderiye liman ziyaretleri Mısır yetkililerini ikna edici önemli faaliyetler oldu. Taslak Anlaşma metinleri hazırlanırken sonraki bilinen siyasi gelişmelerde çıkarları esas alan politikalar yerine din eksenli politikalar izlenince işler tersine döndü.

Konu hakkında araştırma yapan Amiraller ve Bahriye Subayı arkadaşlar ısrarla diplomasi öncelikli ve yüksek çıkarlarımızı esas alan politikalar izlenmesini, liyakat ve tecrübe sahibi diplomatlarımızın görüşlerine itibar edilerek Suriye, Lübnan, İsrail ve özellikle Mısır ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve iyileştirilmesi gerektiğini vurguladık. Umarım bu görüşlerimizi okuduklarından emin olduğum ilgili ve yetkililer dikkate almışlardır.

Yanılmıyorsam Mısır hakkındaki açıklama ve haberlerde daha çok Kıt’a Sahanlığından bahsedildiği yer aldı. Bu konuda 3 grup kural vardır;

  1. 1958 Deniz hukuku Sözleşmesi,
  2. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi,
  3. Konuya ilişkin örf ve adet hukuku kuralları

Bunlar ayrı grup kurallar gibi gözükse de tamamı aynı noktada birleşmektedir. Ve sınırlandırmanın hakkaniyete göre yapılmasını öngörürler. Mısır ve Türkiye gibi karşı karşıya sahilleri bulunan devletler arasında karşılıklı çıkarlar esas alınarak deniz yetki alanları sınırlandırılması hakkaniyete uygun bir çözüme ulaştırılır. Geleceğimizin ve hayati menfaatlerimizin denizlerde olduğu unutulmamalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here