Kıbrıs’ta Müzakere Süreci̇’ni̇n Tarihi Seyri

0
1764
Kıbrıs’ta, Rumların “Enosis” tezlerine ve girişimlerine karşılık, Kıbrıs Türkleri “taksim” tezini ortaya koymuşlardı. İngiliz idaresi altına giren Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında, aşılması çok zor bir duruma gelmişti.
1960’ta iki halkın ortak kurucu unsuru olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından günümüze kadar devam eden müzakereler başlamıştır.
Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı görüşmeler şu şekildedir;

1955

Rumlar Enosis peşindeydiler; Türkiye bunu kabul edemezdi, İngiltere ise adadaki stratejik çıkarlarını korumak istiyordu. Üç tarafı ve adadaki iki halkı tatmin edecek ortak bir çözüm çok zordu. Üç ülke arasında ilk konferans 1955’de Londra’da yapıldı. Türkiye, her iki halkın ayrı ayrı self-determinasyonunu (kendi geleceğini belirleme hakkını) savunurken Yunanistan, bütün ada için ortak bir self-determinasyon görüşünde ısrarlıydı. Yunan tezi, Rum çoğunluğu dolayısıyla, Enosise açılan bir kapı oluyordu. Bu sebeplerle Londra’da bir sonuç alınamadı. Taraflar bir araya getirilerek, 11 Şubat 1959’da Zürih Antlaşması ve 19 Şubat 1959’da Londra Antlaşması imzalanmıştır. 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Anayasası’nın yürürlüğe girmesiyle de Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kurulmuştur. Böylece, Kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, iki toplumlu bir Cumhuriyet olarak doğdu.

1960-1967

Rum lideri Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosise giden yolda bir basamak olarak görmüş ve bu sebeple, 1960 Antlaşmalarını değiştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Rumlar, Türklerin Kıbrıs’tan atılmasını ve yok edilmesini öngören “Akritas Planı”nı  uygulamaya koymuşlar ve 21 Aralık 1963’te tarihe “Kanlı Noel” olarak geçecek olan soykırım hareketine başlamışlardır. 30 Aralık 1963’de “Yeşil Hat” denilen bir sınırla ikiye ayrılmıştır. Bu hat, Lefkoşa’nın Türk ve Rum kesimini ayıran, Lefkoşa’yı ikiye bölen, bu ara bölgeyi de İngiliz birliklerinin kontrolü altına sokan ve Rum saldırılarının durdurulduğu hattır. Bu hat, adada fiilen iki ayrı yönetimin kurulmasının başlangıcı olmuştur.

1967’de Geçici Türk Yönetimi ilân edilmiştir. Çünkü Kıbrıs Türkleri, Temsilciler Meclisi’nden de dışlanmışlardı. Bir süre sonra “Türk Yönetimi” adını almıştır. Bu yapılanmayla Türk toplumunun yasama, yürütme ve yargı işleri düzenlenmiş ve federe bir devlet teşkilâtı kurulmuştur.

1968

Görüşmeleri Türk tarafı adına “Cemaat Meclisi Başkanı” Rauf Denktaş; Rum tarafı adına ise “Temsilciler Meclisi Başkanı” sıfatıyla Glafkos Klerides yürütmüştür. Türk tezinin yerel özerklik  (local autonomy)  şeklinde  ortaya konduğu bu görüşmeler, 1971 yılı sonuna kadar sürmüştür.

8 Haziran 1972-2 Nisan 1974

Yunanistan, Türkiye ve BM temsilcilerinin de yer aldığı Beşli görüşmeler, çeşitli aralıklarla devam etmiştir. Klerides’in, Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit’in ‘Kıbrıs için en iyi çözüm yolu federasyondur’ yönündeki demecini eleştirerek, görüşmelerden çekilmesiyle bu görüşmeler hiçbir sonuç alınamadan sona ermiştir. Bu süreçte adada çatışmalar devam etmiştir. Adanın Yunanistan’a bağlanması anlayışı karşısında Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran anlaşmalara dayanarak ve garantörlük hakkının bir gereği olarak, 20 Temmuz 1974’te adaya müdahalede bulunmuştur. Bunun üzerine Konferanslar devam etmiştir.

25-30 Temmuz 1974 (I. Cenevre Konferansı)

Türkiye, Yunanistan, İngiltere Dışişleri bakanları aracılığıyla Kıbrıs Barış Harekâtı ve Kıbrıs Sorunu’na yönelik müzakerelerde bulundukları Cenevre’de bir araya gelmişler ve Cenevre Antlaşması-Cenevre Deklarasyonu’nu imzalamışlardır. Kıbrıs’ta fiiliyatta iki ayrı ve otonom yönetim bulunduğunu, diğer yandan anayasal meşruiyete dönüş için müzakerelere öncelik verilmesi gerektiği kayda geçilmiştir. Böylece Kıbrıs’ta Türk Yönetiminin varlığı uluslararası bir belgeyle resmen tescil edilmiştir.

8-12 Ağustos 1974 (II.Cenevre Konferansı)

ABD, Sovyetler ve BM’nin gözlemci olduğu, Denktaş ve Klerides’in Türk ve Rum toplumları adına katıldığı görüşmeler sonunda çıkan kararlar uygulanmadığı için Türk ordusu harekâtına devam ederek 14 Ağustos 1974’te Kıbrıs’a ikinci kez müdahale etmiş, adanın kuzey kesimini Türklerin kontrolüne geçirmiştir. Konferansta Kıbrıs sorununda bir ilerleme kaydedilmemiştir.

Ağustos 1974

Türkiye’nin askeri müdahalesi sonrasında BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim adaya gelerek görüşmeler yaptıktan sonra Klerides ve Denktaş, Lefkoşa’da bir araya gelmeye başlamıştır. Bu toplantılar neticesinde tüm esirler karşılıklı serbest bırakılmıştır. Kıbrıslı Türklerin 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD)’ni ilan etmesini protesto eden Rum tarafı bir süre görüşmelere katılmayı reddetmiştir.

1974 sonrasında, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye Ada’da yaşananlar temelinde iki toplumlu, iki kesimli federasyon modelini benimsemiştir. Ancak Rum tarafı, egemenliğini Kuzey’e de yayacak bir politika izlemiş ve müzakerelerde devlet yapısını bu amaca yönelik olarak şekillendirmeye çalışmıştır.

Nisan 1975

BM Genel Sekreteri himayesinde Viyana’da başlayan toplumlararası görüşmeler, 5. turun sonunda bir kez daha kesilmiştir. Rum tarafını, Rum Yönetimi Başkanı Makarios adına Klerides’in temsil ettiği Viyana Görüşmelerinde varılan en önemli sonuç ‘Nüfus Mübadelesi Anlaşması’ olmuştur.

27 Ocak 1977

Makarios’la Denktaş arasındaki birinci görüşme Lefkoşa’da yapılmıştır. BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim’ın da hazır bulunduğu ikinci görüşmede 4 maddelik ilk Zirve Anlaşması imzalanmış. Bu anlaşma ile iki toplumlu federal bir cumhuriyet kurulması kararlaştırılmıştır. Fakat, Viyana Görüşmeleri bir anlaşmaya varmadan sonuçlanmıştır.

18-19 Mayıs 1979

Toplumlararası görüşmelerle bir araya gelen Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Spiros Kipriyanu, 10 maddelik İkinci Zirve Anlaşması imzalamıştır. 1977-1979 Doruk Anlaşmaları ile Kıbrıs’ta “İki kesimli-iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir ortaklık devletinin kurulması” üzerinde mutabakat sağlanmıştır. Rum tarafının, üniter devlet kurma ve Enosis hedefinden vazgeçmeyince 15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Kıbrıs Türk halkının “self-determinasyon” (kendi kaderini tayin etme) hakkına dayanılarak ve siyasi eşitliği vurgulanarak ilan edilmiştir.

10 Eylül 1984

BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar’ın çabalarıyla New York’ta ‘dolaylı görüşmeler’ başlamıştır. Cuellar, taraflara Çalışma Noktaları (Working Points) diye bilinen bir belge sunmuştur. Belgeyi Denktaş imzalamayı kabul etmiş ancak Kiprianu imzalamaktan kaçınmıştır. Kıbrıs sorununun çeşitli veçheleri tek tek değil, ayrılmaz bir bütün halinde (integrated whole) ele alınmaya başlanmıştır. Fakat, herhangi bir anlaşmaya varılamamıştır.

1992

BM Genel Sekreteri Butros Gali, Denktaş ve Vasiliu’yu New York’ta bir araya getirmiş ve “Fikirler Dizisi” (Set of Ideas) adını taşıyan ve gayri resmi nitelikte olan bir anlaşma çerçevesi ile Türk tarafına %28.2 oranında bir toprak bırakan bir harita ortaya koymuştur. Güzelyurt’un Rumlara verilmesini öngören haritayı reddeden Denktaş’ın en fazla yüzde 29 (+) oranına inebileceğini belirtmiştir. Tarafların büyük görüş ayrılıkları içinde olduğunun anlaşılması üzerine görüşlerin yakınlaştırılması çabalarından vazgeçildiği açıklaması yapılmıştır.

1993-1994-1997

Kıbrıs Rum tarafından Glafkos Klerides, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Troutbeck (ABD) ve Glion’da (İsviçre) toplumlararası görüşmeler için yeniden bir araya gelmiştir. Müzakereler BM Genel Sekreteri’nin önerdiği Güven Arttırıcı Önlemler (GAÖ) paketi üzerinde odaklanmıştır. Bu paket, Lefkoşa   Uluslararası Havaalanı (LUH) ve Maraş’ın, BM idaresinde iki tarafın ortak kullanımına açılması öngörülmüştür.

İki lider arasında 1993-1994 yıllarında Lefkoşa ve New York, 1997’de AB Lüksemburg Zirvesinde alınan GKRY ile üyelik müzakerelerinin başlatılması kararının temasların ancak Ada’daki iki devlet arasında yürütülebileceğini, KKTC’nin GKRY ile AB arasında tam üyelik müzakerelerine katılmasının söz konusu olmadığını açıklamıştır. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş 1998’de, Ada’daki iki devlet arasında bir Konfederasyon tesis edilmesini önermiştir.

3 Aralık 1999-10 Kasım 2000

Cenevre ve New York’ta 5 tur aracılı görüşmeler BMGS Annan veya Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto tarafından yürütülmüştür. Aracılı görüşmelerde, Türk heyeti konfederasyon modeli, KKTC’ye uygulanan ambargo ve eşit statü üzerinde durmuştur. Türklere %24 toprak bırakılması önerisini getiren Rum heyeti ise federasyon modeli ve Türk askerinin adadan çekilmesi gibi konuları öne çıkarmıştır. Rum tarafının yaptığı üyelik başvurusunun kabulü nedeniyle Kıbrıs sorununun müzakere kapsamına bir de AB boyutu eklenmiştir.

31 Ocak 2000

Rum tarafı, Cenevre’de yapılan ikinci turda Karpaz, Güzelyurt, Lefke ve Akıncılar bölgesinde 4 kanton oluşturulmasını önermiştir. Denktaş ise, “egemenlik konusu halledilmeden toprak ve harita konusunu görüşmeyeceğini” açıklamıştır. Annan, taraflara resmi olmayan bir belge sunmuştur. Denktaş, ‘Türk parametreleri’ kabul edilmedikçe dolaylı görüşmelere devam etmeyeceğini açıklamıştır. Böylece dolaylı görüşme süreci de sonuçsuz noktalanmıştır.

Aralık 2001

Denktaş ve Klerides, müzakere masasında karşı karşıya Lefkoşa’da bir araya gelmiştir. Ancak görüşmeler ilerledikçe, baştaki iyimserlik de kaybolmaya başlamış ve liderler somut bir ilerleme sağlayamamıştır.

15 Ocak 2003

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın masaya sunduğu bir çözüm planı olan Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası’nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini öneren Annan Planı’na taraflar imza atmayı reddetmiştir. Ara bölgede bir araya gelen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Klerides’se hem Kuzey’de hem de Güney’de büyük bir tartışma başlatan Annan Planı’nın ilk kurbanı olmuştur.

10 Mart 2003

BMGS Annan, Rum lideri Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ı Lahey’e davet etmiştir. Toplantıya garantör ülkeler olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de katılmıştır. Fakat, sonuçsuz kalmıştır. 16 Nisan 2003 tarihinde, Atina’daki AB Zirvesi’nde diğer 9 aday ülkeyle birlikte GKRY de AB ile Katılım Antlaşması’nı imzalamıştır. Böylece, Türk tarafının uyarılarına rağmen, GKRY’ni çözüme teşvik edebilecek önemli bir unsur yitirilmiştir.

19 Şubat-31 Mart 2004

BM Genel Sekreteri Annan, müzakere sürecini başlatmak amacıyla tarafları New York’a davet etmiş ve müzakere yolunun yeniden açılmasına imkan sunan bir mutabakata varılmıştır. İkinci aşaması ise İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında, anavatanların da katılımıyla başlamıştır.

Beş kez değişikliğe uğrayan Annan Planı, 24 Nisan 2004’te adanın her iki tarafında referanduma sunulmuştur. Kıbrıslı Türklerin %64,9’u evet, Rumların %75,8’i hayır oyu kullanmıştır, bu yüzden plan hukuken geçersiz hale gelmiş ve uygulanamamıştır. Bu sonuç, Rum yönetiminin adanın kuzeyini temsil edemeyeceğini ortaya koymuş ve Türklere yöneltilen “uzlaşmaz, çözüm istemez” suçlamalarını da ortadan kaldırmıştır. Ayrıca Türk tarafı “evet” oyu verdiği halde cezalandırılan taraf olmuştur ve “hayır” oyuna rağmen Rumlar, 1 Mayıs 2004’te bütün adayı temsilen AB’ye üye olmuş, hedeflerine ulaşmıştır.

7-8 Temmuz 2006

BM Genel Sekreter Siyasi İşler Yardımcısı İbrahim Gambari’nin Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve GKRY lideri Papadopulos arasında yürüttüğü temaslar çerçevesinde, iki lider görüşme yapmıştır. BM sürecini geri plana itmek isteyen GKRY’nin engellemeleri nedeniyle başlatılan bu süreçte ilerleme kaydedilmesi mümkün olamamıştır.

3 Eylül 2008

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile GKRY lideri Hristofyas bir araya gelerek, Kıbrıs’ta BM Genel Sekreteri’nin Özel Danışmanı Alexander Downer’ın katılımıyla, İyi Niyet Misyonu çerçevesinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatmışlardır. Liderler iki kesimli, iki toplumlu ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla siyasi eşitlik temelinde bir federasyon kurulacağını duyurdu. Rum tarafı, bu çerçeveye bağlılığını dahi teyid etmeyerek, kurucu devlet gibi kavramları sorgulamayı sürdürmüştür ve müzakereden olumlu sonuç alınamamıştır.

18 Kasım 2010

New York’ta, 26 Ocak-7 Temmuz 2011 tarihlerinde Cenevre’de BMGS ile üçlü bir görüşme yapan KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas bir araya gelerek, yoğunlaştırılmış müzakerelere devam edip New York/ Greentree’de BMGS ile yeni bir üçlü görüşme için toplanmışlardır. Liderler zorlukları aşmak için çeşitli müzakere yöntemleri denedi ancak süreç, arzulanan noktaya ulaşamadı.

22-24 Ocak 2012

BM’nin ve uluslararası camianın önemli beklentiler atfettiği ikinci Greentree üçlü görüşmesi Rum tarafının tutumu nedeniyle somut bir netice alınamadan sonuçlanmış, garantörlerin de katılacağı yüksek düzeyli toplantı aşamasına geçilmesi kararı, Türk tarafının tüm çabalarına rağmen alınamamıştır.

19-20 Eylül 2012

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı (BMGS ÖD) Alexander Downer, Ada’yı ziyaret ederek, Hristofyas ve Eroğlu ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde, güven artırıcı önlemler bağlamında teknik komiteler prosedürü hususu görüşülmüştür. Türk tarafının önerdiği özel temsilciler seviyesinde güven artırıcı önlemlerin görüşülmesi yöntemi hayata geçirilmiştir.

17 Eylül 2014

Müzakere süreci,11 Şubat 2014’te Liderlerin Ortak Açıklamasıyla birlikte başlamıştı. Tarafların bütün konularda önerilerini sunmalarıyla müzakerelerde ikinci aşama tamamlanmış ve yapılandırılmış müzakerelerin bir sonraki aşamasına geçilmesi hususunda taraflarca mutabık kalınmıştı.

Görüşmelerin yapıldığı süreçte, GKRY’nin Doğu Akdeniz’de tek taraflı olarak ilan ettiği sözde MEB’nde bulunan 9. parselde doğal kaynak bulma amacıyla gerçekleştirilen sondaj denemesiyle yeniden kilitlendi. Kıbrıs Türk tarafının da hak ve çıkarlarını korumak için araştırma faaliyetini başlatacağını duyurmasıyla Rum lider Anastasiades, BM müzakere sürecinde görüşmelere katılmama kararı aldı. 

15-28 Mayıs 2015

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis müzakere heyetleriyle birlikte BM Sekreterinin Özel Danışman Espen Barth Eide gözetiminde Ara Bölge’de bir araya gelerek görüşmeleri başlatmışlardır. İkinci Liderler görüşmesinde liderler bazı Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) konusunda mutabık kalmışlar ve kamuoyuna duyurmuşlardır.

7-11 ve 20-21 Kasım 2016

İsviçre’deki müzakerelerin ilk turu Rum lider Nikos Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın katılımıyla Mont Pelerin kasabasında ‘da iki turlu olarak gerçekleşti. İlk turda, masada Türk tarafının açılımları karşısında zamana ihtiyacı olduğunu ifade etti ve bu tur sona erdi. İkinci turda da Rum tarafının aşırı taleplerde bulunması ve uzlaşmaz tavırlarından dolayı sonuç alınamadı, Rumlar masayı terk etti.

12 Ocak 2017

İsviçre’nin Crans-Montana kentinde Le Regent Kongre Merkezi’nde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ev sahipliğinde, gözlemci olarak iştirak eden AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Rum lideri Nikos Anastasiadis, AB Komisyonunun Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İngiltere’nin Avrupa ve Amerika’dan Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan ve İngiltere’yi temsilen Kıbrıs Özel Temsilci Jonathan Allen’in katıldığı Türk tarafının müzakere sürecinin başından bu yana ısrarla üzerinde durduğu Beşli Konferans toplanmıştır.

Rumlar, konferansın başından itibaren adada “sıfır asker, sıfır garanti” söyleminden vazgeçmediği gibi Türk tarafının teklif ve önerileri karşısında da hiçbir yapıcı adım atmayıp tahrik politikası yürütmüştür. Konferans yine sonuçsuz kalmıştır.

18-19 Ocak 2017

Taraflar bu kez uzmanlar ve teknik heyetlerin katılımıyla Çalışma Grubu’nun toplantıları Mont Pèlerin’de gerçekleştirilmiştir. Rum Meclisi, 10 Şubat 2017’de Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını öngören Enosis referandumunun, yıl dönümünde okullarda kutlanması yönünde karar alarak Beşli Konferans’ın yeniden toplanmasının önüne geçti.

28 Haziran-7 Temmuz 2017

Kıbrıs Konferansı, İsviçre’nin Crans-Montana kasabasında yeniden toplanmıştır. Konferansa Türkiye, Garantör devletler Birleşik Krallık ve Yunanistan, Ada’daki iki taraf ve gözlemci olarak AB katılmıştır. BM Genel Sekreteri Guterres’in katılımıyla düzenlenen Kıbrıs Konferansı ‘aşırı talepler’ ve Rum-Yunan ikilisinin katı, uzlaşmadan uzak ve makul olmayan yaklaşımı nedeniyle bu büyük toplantı tekrar çözümsüzlükle sonuçlanmıştır.

25 Kasım 2019

BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderlerle Berlin’de gayrıresmi bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Toplantı sonrasında Genel Sekreter yaptığı yazılı açıklamayla, kendisinin garantör devletlerin de katılımıyla gerçekleştirilecek gayrıresmi 5+BM toplantısının uygun bir zamanda düzenlenebilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini ifade etmiştir. BMGS, bu yöndeki çalışmalarına KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlanana kadar ara vermiştir.

27-29 Nisan 2021

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenenen toplantıya BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in başkanlığında, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve GKRY lideri Nikos Anastasiadis ile garantör ülkeler Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’nın de katılımıyla 5+1 formatındaki gayriresmi Kıbrıs konulu konferans düzenlendi. KKTC heyeti Guterres’e “KKTC’nin bağımsızlığı, egemenliği ve eşitliği konusundan ödün verilmeyecek iki devletli çözüm önerisini” sundu. Fakat, Yunanistan ve Rum yönetimi, çözüm modelinin “federasyon” olduğunu savunmaya devam etmektedir.

Sonuç Olarak;

Ada’da bugün iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet bulunmaktadır. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerin ve ulaşılmak istenen hedefin bu gerçek üzerine inşa edilmesi gerekmektedir.
53 yıldır “iki kesimli, iki toplumlu federasyon” için yapılan müzakerelerin sonuç getirmediğini, 2004 ve 2017 yıllarında görüldüğü gibi Kıbrıs Rumlarının Türklerle “güç paylaşımı” içeren hiçbir formüle sıcak bakmadığını kaydeden Kıbrıs Türk toplumu “iki devletli çözüm” planını müzakere edilmesinin zamanının geldiği görüşündedir.
Türkiye, Kıbrıs meselesine diyalog ve diplomasiye dayalı, müzakere edilmiş adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması gerektiği yönündeki inancını muhafaza etmektedir.
Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumu bugüne kadar müzakerelerin başarıya ulaşmasına imkân tanımamıştır. Bu çerçevede, Rum tarafının kendisini Ada’nın tek sahibi, Kıbrıs Türk halkını ise azınlık olarak gören zihniyeti değişmediği takdirde, başlatılacak yeni bir müzakerenin başarıya ulaşabilmesi ve Ada’da bir ortaklık devleti kurulabilmesi mümkün görünmemektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

https://www.mfa.gov.tr/kibris_ta-2008-yilinda-baslayan-muzakere-sureci-ve-guncel-durum.tr.mfa

Doç. Dr. Sibel AKGÜN, “KIBRIS’TA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ARABULUCUĞU İLE SİYASAL ÇÖZÜM MODELLERİ VE ANALİZİ”, Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi (ASEAD), CİLT 5 SAYI 11 Yıl 2018, S 89-107

https://www.kibrispostasi.com/c35-KIBRIS_HABERLERI/n253151-diplomasi-tarihininenuzun-muzakere-sureci-3-haziran-1968de

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/disisleri-bakani-cavusoglu-kibris-konferansi-sonucsuz-kaldi/856091

https://www.akademkparadigma.com/kibris-meselesi-tarihcesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here