Ana Sayfa Askeri Kısır Döngü: Ege Adaları'nın Silahlandırılması

Kısır Döngü: Ege Adaları’nın Silahlandırılması

Tarihsel sürece baktığımızda, Ege Adaları’nın egemenliği üzerinde İtalya, İngiltere, Osmanlı ve Yunanistan gibi ülkeler söz sahibi olmuştur.

Türkiye ve Yunanistan arasında yıllarca süregelen ve ilişkilerimize yön veren temel faktörlerden biri de, ‘Kısır Döngü’ diye adlandırdığım Ege Adaları’dır. Ege Adaları, tarihsel süreç içerisinde birçok konuda gündeme gelmiş, aidiyetleri tartışılmış ve konumu itibariyle günümüzde stratejik önem kazanmıştır.

Fakat, Ege Adaları üzerinde yaşanan güç mücadelesi Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkileri sekteye uğratmakla, yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Yunanistan ve Türkiye arasında adalar üzerinde resmi bir diyalog gerçekleşmemiş olması ve müzakere masasına oturulmamış olması, iki ülkenin resmi makamları arasında sözlü atışmalara yol açmıştır.

Yunanistan ile Türkiye arasında kıta sahanlığının belirsizliği, Ege Adaları sorununu tetiklemektedir. Ayrıca adalar, adacıklar ve kayalıkların aidiyeti hakkında bir müzakerenin olmayışı, her geçen gün iki ülke arasında gerilime yol açmaktadır.

yt

Ege Adaları’nın Yakın Tarihi

1911-1912 yıllarında On İki Adalar, İtalya tarafından işgale uğramıştır. Akabinde Balkan Savaşı’nda da Ege Denizi’nin kuzeydoğusundaki adalar, Yunanistan tarafından işgal edilmiştir.

1912’de Osmanlı ile İtalya arasında imzalanan Uşi Antlaşması sonucunda, İtalya On İki Adalar’dan çıkmayı kabul etmiş, fakat Balkan Savaşı çıkınca bu anlaşmayı hiçe saymıştır. 1911 Londra Antlaşması’na göre de, Ege Denizi’nin kuzeyinde Yunanistan tarafından işgal edilen adalar gündeme gelmiş,  adaların geleceği 6 Avrupa devleti (Avusturya-Macaristan, İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya ve İtalya) nezdinde karara bağlanmıştır. -Ayrıca bu antlaşmada Osmanlı, Girit Adası’nı Balkan devletlerine devretmiştir.-

Londra Antlaşması’nda alınan kararlar, 1913’de Osmanlı ile Yunanistan arasında imzalanan Atina Antlaşması’nda kabul edilmiştir. Londra Antlaşması’nda 6 Avrupa devletinin aldığı karara göre, Ege Denizi’nin kuzeyindeki adalar Yunanistan egemenliğine bırakılırken, adaların silahsızlanma statüsü bulundurulmasına mutabık kalınmıştır.

Lozan Barış Antlaşması’nda, Ege Denizi’nin kuzeyindeki adalar kesin olarak Yunanistan’a devredilirken, güneydoğudaki adalar ise hiçbir statüsü bulunmadan İtalya’ya devredilmiştir. Ege Denizi’nin güneydoğusundaki adalar, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere tarafından işgal edilmişti. Fakat, 1947 Paris Barış Antlaşması gereğince bahse konu adalar, silahsızlanma statüsü konularak Yunanistan’ın egemenliğine devredildi.

8

Lozan ve Paris Antlaşmaları’nda Adaların Hukuki Statüsü

Ege Denizi’nin kuzeydoğusundaki adalar, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde, silahsızlanma statüsü altında bulunuyor. Ege Adaları’nın hukuksal egemenliğine dair en önemli kaynak, Lozan Barış Antlaşması ve bu antlaşmanın 6, 12, 15 ve 16. maddeleri ile Paris Barış Antlaşması’nın 14. maddesidir.

6 mil olan karasuyu dahilinde bulunan ada, adacık ve kayalıklar Türkiye’nin egemenliğindedir.

Lozan Barış Antlaşması’nın 13. maddesine göre; Ikaria, Sakız, Midilli ve Sisam adalarının kısmen silahsızlanma statüsü bulunuyor. Bahse konu  adalarda tahkimat yapmak, kara ve deniz üs kurmak yasaklanırken çok sayıda askeri birlik bulundurulmasına da izin verilmemektedir.

Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesine göre; Limni ve Semadirek adalarının tam silahsızlanma statüsü bulunuyor. Bahse konu adalarda kara-deniz-hava üsleri kurmak, tahkimat yapmak tamamen yasaklanmakla beraberinde çok sayıda askeri birlik bulundurulmasına da izin verilmemektedir. Ekseret 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin 4. maddesine göre de, Semadirek, Limni, Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları’nın silahsızlanma statüsü vardır, 6. maddeye de bakılırsa askerden arındırma statüsü belirlenmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nın 15. maddesine göre; Türkiye Astampalya (Astropalia), Rodos (Rhodes), Kalki (Calki), Skarpanto, Kasos (Çoban), Pskopis (Tilos), Misiros (Misyros), Kalimnos (Kilimli), Leros (İleryoz), Patmos (Batnoz), Lipsos (Lipsi), Simi (Sömbeki), Kos (İstanköy), Kastellorizo (Meis) Adası  adaları ile bunlara bağlı olan adacıklar ve kayalardan İtalya yararına vazgeçer.

1

Türkiye’nin taraf olmadığı Paris Barış Antlaşması’nın 14. Maddesine göre; On İki Adalar diye geçen Patmos (Batnoz), Lipsi (Lipsos), Karpathos (Kerpe), Kos (İstanköy), Kasos (Çoban), Stampalea, Kalkiya (Hereke), Simi (Sömbeki), Leros (Ileryoz), Kalimnoz (Kilimli), Nisiros (İncirli), Tilos (İlyaki) adalarında ve bunlara bağlı adacıklarda tam silahsızlanma statüsü bulunup, bahse konu ada/adacıklarda her türlü tahkimatın yapılması ve askeri birliğin bulunması yasaklanmıştır. İtalya, bu antlaşma ile On İki Adalar’ın tümünü Yunanistan’ın egemenliğine devretti.

Menteşe Adaları bölgesinde bulunup da Lozan Barış Antlaşması’nda ismen zikredilmeyen adalar ile ismi zikredilen 14 adaya bitişik olmayan ada, adacık ve kayalıkların statüleri Kardak kayalıkları ile aynı olan Keçi, Bulamaç, Kalimnos, Sakarcılar, Çerte, Nergiscik, İstanbulya güneyindeki 12 ada, adacık ve kayalık ve Girit’in kuzeydoğusundaki 13 adada, adacık ve kayalıklar üzerinde Türkiye’nin egemenliği devam etmektedir. [1]

Boğazönü Adaları’nın Silahlandırılması ve Hukuki Statüsü

Yunanistan, egemenliği altındaki  Semadirek, Limni ve Taşoz adalarını silahlandırırken, anlaşmaları öne sürerek koşulların ve şartların değiştiği gerekçesini savunmuştur. 1930’lu yıllarda, Yunanistan ve Türkiye ilişkilerindeki olumlu gelişmelerden fırsat kollayan Yunanistan, adaların hukuki statüsünü çiğneyerek adalarda tahkimat yapmaya başlamıştır.

Aynı zamanda NATO’nun iki devlet üzerindeki güvenlik stratejileri ve çalışmaları, adaların silahsızlanma statüsünü rafa kaldırmasına olanak sağlamıştır.

ce

Türkiye, 1936 yılında uluslararası koşulların ve Akdeniz’deki  gelişmelerin dengede değişikliğe yol açtığını ileri sürerek Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesini ileri sürmüş ve 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesi, bu görüşe uygun olarak  hazırlanmıştır.[2]

Yunanistan da, kendi iddialarına göre 1936 Montreux Sözleşmesi’nin, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçtiğini ifade etmektedir. Yunanistan, bu iddia ve ifadelere dayanarak Montreux Sözleşmesi’nin ‘bahse konu adaları yeniden silahlandırma ve adalardaki silahsızlanma statüsünü kaldırdığını’ savunarak adaları silahlandırmıştır. Türkiye de, Montreux Sözleşmesi’ne dayanarak Bozcaada ve Gökçeada’yı silahlandırmıştır.

Fakat, Lozan Barış Anlaşması’nın 12. ve 13. maddelerinin geçerliliği sebebiyle, adaların halen hukuki olarak silahsızlandırma statüsü bulunmaktadır.

On İki Adalar’ın Silahlandırılması

Yunanistan’ın On İki Adalar’ın silahlandırılmasına yönelik ilk hamlesi, 1952 yılında yaşanmıştır. On iki Ada içerisinde yer alan Leros Adası’na (İlleryoz) askeri havaalanı inşa ederek, adaya asker çıkartmıştır. Bu havaalanın açılmasının arkasındaki temel etken, NATO Başkan Yardımcıları Konseyi’nde alınan karardır. İlerleyen yıllarda da, adada askeri/sivil nüfus faaliyetlerini sessizce arttırmaya devam ettirmiştir.

Yunanistan, özellikle On İki Adalar ve çevresinde silahlanma girişimlerini günümüzde de sürdürmektedir. Bu silahlanma girişimlerine yönelik Türkiye’den gelen eleştirileri, Türkiye’nin taraf olmadığı 1947 Paris Barış Antlaşması’na atıfta bulunarak kabul etmemektedir. Yunanistan’ın bu adımları geçersiz olmakla beraberinde, hiçbir hukuksal değeri de yoktur.

11

BM’nin 51. maddesine göre de, Türkiye’nin bu eleştirileri geçerli olup, kendini savunma hakkı vardır. Türkiye’nin adalar konusundaki takındığı tavır ve sergilediği tutum milli güvenlik açısından haklı sebepler doğurmaktadır. Türkiye, bu durumu 1960’larda fark edip Yunanistan’a adalar konusunda kınama notası göndererek, diğer adaların da silahlanmasına açık ve net bir şekilde karşı çıkmıştır.

Yunanistan’ın bu girişimlerine karşı ve 1974 Kıbrıs Harekatı’nın bölgeye yansıttığı ilişkiler sonucunda Türkiye, 1975 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İzmir merkezli Ege Ordusu’nu (4. Ordu) kurmuştur. Ege Ordusu’nun ana görevi, Batı Anadolu ve Ege kıyılarının güvenliğini sağlamaktır. Yunanistan, Ege Ordu Komutanlığı’nı bir tehdit olarak algılamış, egemenliği altında bulunan diğer adalar üzerinde tahkimat çalışmalarına başlamıştır.

Yunanistan Hangi Adaları Silahlandırdı ? [3]

Yunanistan’ın egemenliği altında bulunan ve silahsızlanma statüsü bulunan adalardaki tahkimat, askeri birlik ve askeri araç/ekipman sayısı belirsizdir. Yunanistan, bu adalarda askeri eğitimler icra etmekte ve milis kuvvetleri oluşturarak adalarda güvenliği sağlamayı öngörmektedir.

Menteşe Adaları Grubu’nda; Agathonisi (Eşek), Arki (Nergizcik), Farmakonisi (Bulamaç), Simi (Sömbeki), Patmos (Batnoz), Pserimos (Keçi), Kalimnos (Kilimli), Kalolimnos (Kelemez), Kos (Istanköy), Ileryoz, Tilos (İlyaki), Rodos (Rhodes), Gyali (Sakarcılar), İncirli Ada, İlipsi ve Kasos (Kerpe) adaları,

Meis Adaları Grubu’nda ise; Ro (Karaada), Kastellorizo (Meis)ve Strongyli (Çamada) adaları,

Saruhan Adaları Grubu’nda ise; Inousses (Koyun), Samos (Sisam), Chios (Sakız), Ikaria (Ahikerya), Fournoi (Hurşit), Lesvos (Midilli) ve Psara (İpsara) adaları,

Boğazönü Adaları Grubu’nda ise; Limnos (Limni), Samothraki (Semadirek) ve Thasos (Taşöz) adaları,

üzerinde her türlü tahkimat yapmış ve askeri birliklerini artırmış vaziyettedir.

111111

Karasuları Sorunu

Türkiye ve Yunanistan arasında, Ege Denizi’ndeki ulusal sınırların saptanmasında, geleneksel deniz hukuku ilkeleri göz önünde bulundurularak,  3 millik kural temel kabul edilmiş ve Lozan Barış Antlaşması sırasında iki ülke arasındaki denge ve sınır, bu 3 millik kurala göre saptanmıştır. [4]

1930’lı yıllarda Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler olumlu yönde ilerlerken, Yunanistan 1936’da bir hamle yaparak karasularını 6 mile çıkarmıştır. Türkiye ise, 1964 yılında karasularını 6 mile çıkarmıştır. İki ülkenin de karasularını 6 mile çıkarması sonucunda Ege Denizi’nde Yunanistan % 35, Türkiye ise % 8,8 oranında bir paya sahiptirler.

Türkiye, 1973’te TPAO’ya Yunanistan ile kıta sahanlığı kesişen bölgelere 27 adet petrol arama ruhsatı verdi. Yunanistan ve Türkiye arasında diplomatik gelişmeler sürerken, TCG Çandarlı gemisi 32 savaş gemisi ile Ege Denizi’ne yöneldi. Bunun üzerine Yunanistan, 1975’te bu konuyu Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) götürdü. Fakat, Türkiye buna aldırış etmeden 1976’da sismik araştırma gemisi Hora’yı Ege gönderdi.

1111

Yunanistan, bu seferde konuyu BMGK’ya taşıdı. BMGK’nın kararı ile konu UAD’ye gitti. Türkiye, UAD’nin kararını da tanımadı.  Yunanistan, 1987’de Taşoz Adası’nın çevresinde petrol yatakları bulmasından sonra yeni bir kriz ortaya çıktı. Türkiye, Piri Reis ve Sismik-I1 gemilerimizi bölgeye gönderdi. Olaylar sonucunda BMGK tarafından Türkiye-Yunanistan arasındaki kriz yatıştırıldı.

Yunanistan, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 3. maddesine göre kendi ulusal karasuları sınırını 12 mil olarak belirleme hakkına sahiptir. Bu arada, Ege Denizi’ndeki adalar Yunanistan’ın egemenliğinin ve ülkesel bütünün ayrılmaz bir parçası olduğundan, bu adalar da 12 millik karasuları sınırına sahiptir. [5] Türkiye BMDHS’ne üye değildir.

Bunu göz önünde bulunduran Yunanistan, Ege’deki kara suları alanını 12 mile çıkartmayı düşünmektedir. Yunanistan’ın bu hamlesi, Türkiye’nin aleyhine olmakla beraberinde Ege Denizi’nde yeni sorunlar doğuracaktır.

11111
Kalolimnoz (Kelemez) ve Pserimos (Keçi) Adası 6 Mil Türk Kıta Sahanlığı içerisindedir.

Yunanistan karasularını 12 mile çıkartması durumunda;

  • Yunan karasuları % 60,33, Türk karasuları ise % 9 oranında,
  • Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkların karasuları % 10,65 oranında,
  • Uluslararası sular veya açık denizin oranı ise % 20,02 olacaktır.

Ayrıca böyle bir olayın yaşanması durumunda;

  • Türkiye’nin kıta sahanlığı içerisinde kabul ettiği bölgeler Yunan karasuları içerisinde kalacaktır.
  • Hava sahasının da Yunanistan’ın elinde olması, bölgede Türk tatbikatlarını ve uçuşlarını engelleyecek, Türkiye’nin askeri egemenliğini kısıtlayacaktır.
  • Balıkçılık, ekonomik ve ticari kayıplar getirmekle beraberinde, kısacası Türkiye Ege’de hapsedilecek ve Ege ‘Yunan Gölü’ne dönüşecektir.

r4

Adalar üzerindeki güç mücadelesinin, karasularına da taşınacağını görebiliriz. Yunanistan’ın, karasularını 12 mile çıkarması, AB tarafından da desteklenmektedir. AB üyesi olan Yunanistan, karasularını 12 mile çıkarması AB’nin dış sınırlarının belirlenmesinde de büyük rol oynamaktadır. Bu durum hem Yunanistan’ın lehine olduğu gibi hem de AB’nin lehinedir. Fakat, Türkiye bu durumu savaş nedeni sayıp, böyle bir girişime müsade etmeyeceğini de gösterecektir.

Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkaracağı yönündeki ısrarlarının asıl gayesi, Ege’de silahlandırılan adalar üzerinde olası bir Türk operasyonunu önlemeye yöneliktir. Fakat Lozan, Paris ve Mountreux anlaşmaları geçerliliğini korumakla beraberinde statüleri de değişmemiştir. Yunanistan, karasularını 12 mile çıkardığı zaman Ege’de Yunan-Türk çatışması patlak verecektir.

Bu çatışma sürecinde; Yunanistan, adalar konusundaki egemenlik haklarını tehlikeye atmaya ve bazı adalardan geri çekilmeye, Kıbrıs’ta siyasi ve askeri sorunlarla yüzleşmeye, Akdeniz’de Türkiye ile karşı karşıya kalmaya tanıklık edecektir. Böyle bir çatışmanın yaşanmaması için, Yunanistan 12 mil kararını fiili olarak uygulayamaz.

NATO, NATO’nun iki üyesi olan Yunanistan’ı ve Türkiye’yi kendileriyle çatışma içerisinde bırakıp, görmezden gelemez. Jeopolitik konum gereği, hem Yunanistan hem de Türkiye NATO’nun vazgeçemediği devletlerden biridir.

1111111

Kısacası Yunanistan’ın 12 mil kararı, NATO tarafından engellenmekle beraberinde, NATO’nun Türkiye üzerindeki hassasiyetleri de göz ardı edilemez. Fakat NATO, Yunanistan ve Türkiye ilişkilerinde kayda değer bir rol oynamamakla beraberinde herhangi bir çözüm yolu da getirememiştir.

Değerlendirme

Yunanistan’ın, Ege Adaları’ndaki silahsızlanma statüsü bulunan adaları silahlandırarak ortaya sürdüğü ve savunduğu  tez, görüş ve fikirlerin hiçbir hukuki boyutu bulunmamakla beraberinde, adalardaki askeri varlığının hukuki statüsü de bulunmamaktadır. Yunanistan’ın tarihteki anlaşmalar üzerinden, hukuksuzca ve düşmanca Ege Denizi’nde hakimiyet kurma çabaları ikili ilişkilerimize zarar vermeye devam edecektir.

Yunanistan, silahsızlanma statüsü bulunan adalarda maden/turizm işletmeciliğine, askeri tatbikatlara, milis kuvvetler oluşturmaya ve hukuksal statüyü bozan girişimlere kalkışmaya son vermelidir.

Kıta sahanlığı ve adalar hakkında iki ülke nezdinde müzakere yapılmaması ve diplomasi kanalının tıkanması, ileriki süreçte  bu durumları daha karmaşık hale getirecek, olası bir sıcak çatışmanın fitilini ateşleyecektir. Bu durumda bölgede statükolar değişecek, karasuları ve adaların aidiyetleri gündeme gelecektir. Aynı zamanda üçüncü devletlerin/kuruluşların katılımıyla Ege Denizi üzerinde yeni bir anlaşma yapılması muhtemeldir ki; Yunanistan da buna sıcak bakmaktadır.

s

Silahsızlanma statüsü bulunan adalarda, silahlanma girişimlerinin devam etmesi ve bu girişimlere ek olarak adalar hakkında kışkırtıcı söylemlerde bulunulması, Türkiye’nin adalar konusundaki ciddiliğini askeri olarak sahaya yansıtacaktır.

Yunanistan’ın, bahse konu olan adalarda tahkimat işlemlerini durdurması, asker sayısını en aza indirgemesi ve etkinliğini azaltması ikili ilişkilerin yükselmesi konusunda ivme yaratacaktır. Bu sayede, adalar konusu artık ikili ilişkiler bazında gündeme gelmeyecek ve sorun yaratmayacaktır.

Yunanistan ve Türkiye arasında yaşanan gerilimlerin ardından, Yunanistan’ın her seferinde dile getirdiği ve Türkiye’yi tehdit ederek karasularını 12 mile çıkarma gayesi, ele alınacak önemli başlıklardan biridir. Bu konuda bir uzlaşı masasının oluşturulması, Yunanistan’ın ve Türkiye’nin ulusal çıkarları üzerinde lehine sonuçlanacaktır. Yunanistan, Kıbrıs’taki ve adalardaki egemenliğini ve etkinliğini muhafaza etmek istiyorsa, 12 mil kararı konusunda Türkiye’nin de görüşlerini dinleyecektir.

Ege Denizi’nde yaşanılan olaylar, paralel olarak Akdeniz’i de tetiklemektedir. İki ülkenin bir diğer güç mücadelesi alanı Kıbrıs’ta, siyasi çatışmalar boy göstermektedir. Aynı zamanda Adaların silahlandırılmasındaki en önemli sebeplerinde biri de 1974 Barış Harekatı’dır.

Yunanistan ve Türkiye ilişkilerini çıkmaza getiren bir diğer nokta 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’dır. Türkiye, haklı gerekçeleri ve hukuki kuralları göz ardı etmeyecek şekilde Kıbrıs’a yerleşmiştir. Bunun sonucunda da Yunanistan hem Ege’de, hem de Akdeniz’de Türkiye karşıtı politikalar izlemiştir.

sq

Yunanistan’ın, Türkiye’ye karşı attığı her düşmanca adımların bedeli olacağı gibi, karşılığı da olacaktır. Akdeniz’de, Libya-Türkiye arasında imzalanan Deniz Yetki Alanı Sınırlandırma Anlaşması, AB’nin ve Yunanistan’ın Akdeniz’deki hareket kabiliyetini kısıtlamıştır. Ayrıca Seville haritası ile Türkiye’yi Akdeniz’de 41 bin kilometrekarelik alana hapsetmeye çalışılan planlar suya düşmüştür.

Yunanistan’ın, Anadolu üzerindeki ‘Megalo İdea’ hayallerinin son bulması, kendilerinin düşman hedefi olmalarını engelleyecektir. Yunanistan’ın sergileyeceği uzlaşıcı ve barışçıl tutumlar, iki ülke arasında yeni işbirliği ve çalışma ortamı yaratabilir. Hak ve hukuk nezdinde karşılıklı görüşler belirtildiği sürece, iki ülke arasındaki diplomasi kanallarının kapanmasına yönelik bir engel görülmemektedir.

AB baskıları ile hareket eden Yunanistan, kendi egemenlik haklarını tanımalı ve kışkırtıcı söylemlerle düşmanca politikalar türetmeyi bırakmalıdır. Yunanistan’ın, Ege ve Akdeniz üzerinde bölge devletleri ile üstünlük kurma çabaları, önümüzdeki süreçte ulusal çıkarlarını tehlike altında bırakabilir.

Türkiye, diplomasi ile hareket etmenin bilinci içerisinde olup her zaman Yunanistan ile iletişim kanallarını açık tutmuştur. Türkiye’nin, talepleri ve görüşleri her iki ülkenin ulusal güvenliği hakkında olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Ayrıca Türkiye, egemenliğine yönelik kasten ve alenen tehditleri sahada da çözeceğini tüm ciddiliği ve kararlılığı ile açıklamalarında beyan etmiştir. Ege Denizi’nde sorunların çözümüne yönelik somut adımlar diplomasi yoluyla Türkiye tarafından da beyan edilmiştir.

123 1

Kaynaklar

  • Ege Adaları’nın Hukuksal Statüsü /Hüseyin Bağcı
  • [1] Cumhuriyet, 16 Mayıs 1999, ss. 1-8.
  • [2] Ege Denizi’ne İlişkin Sorunlar/Adaların Silahlandırılması/Fuat Aksu
  • [3] Caner Çiftçi/Sessiz Silahlanma: Ege Adaları
  • [4] İ. Soysal, Türkiye’nin Siyasal.., s. 88.
  • [5] Theodoros Katsoufros, “Ege Denizi’yle İlgili Türk-Yunan Uyuşmazlıkları,”
  • Ege Denizi’ne İlişkin Sorunlar/Karasuları Sorunu/Fuat Aksu
  • http://www.ismetinonu.org.tr/lozan-baris-antlasmasi-tam-metni/
  • https://www.turkcebilgi.com/oniki_ada
Caner Çiftçi
Caner Çiftçihttp://www.doguakdenizpolitik.com
Uluslararası Terörizm & Güvenlik Çalışmaları / Doğu Akdeniz ve Ege

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments