Ana Sayfa Ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan dönüş yok. Kıbrıs’a barış gelmiştir. İki devletli bir çözüm dışında çözüm yoktur. Siyasi eşitlikten ziyade egemen eşitlik temelinde anlaşma sağlanabilir. Bu da iki devleti kabul etmekten geçer.” açıklamalarını yaparak federatif bir çözüm bir devleti savunmuştur.

Müzakereler döneminde Türkiye, KKTC’ne destek verdiğini dile getirmekte ve sessiz bir şekilde müzakereleri gözlemlemektedir. Ankara’nın sessiz tutumu Türkiye’nin adadaki garantör konumundan taviz verdiği anlamına gelmemektedir. Aksine adanın gelişip kalkınması, keşfedilen enerji keşifleri ile yeni bir konjonktür, yeni stratejik ve jeopolitik oluşumlar ile Türkiye’ye olumlu etkileri olacaktır.

Akıncı, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell ile telefonda görüşerek Kıbrıs meselesi ve Doğu Akdeniz konuları ele alındı. Borrell’in Avrupa Parlamentosu’nda Doğu Akdeniz’deki gerginliğe ve AB-Türkiye ilişkilerindeki tıkanıklığa ancak diyalogla çözüm üretilebileceği yönünde açıklama yapmıştır.

Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminden Türkiye ve KKTC’yi dışlayarak bir yere varılamayacağını ileri sürmüştür. Diyalog ve uzlaşmanın olmadığı yerde tarafların kendi yollarında yürüyeceklerini, bunun da gerginliklere yol açacağını yıllardan beri vurgulanmaktadır.

Kıbrıs Görüşmeleri: Cenevre ve Crans Montana

12 Ocak 2017’de Cenevre kentinde düzenlenen Kıbrıs Konferansı’na garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin dışişleri bakanları Mevlüt Çavuşoğlu, Nikos Kotzias ve Boris Johnson katılmıştır. Akıncı’nın Türk tarafının BM kasasında kilit altında tutulan harita önerisinin iadesini talep etmişti. Rum tarafının sunduğu haritanın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bunu kabul edecek bir tek Kıbrıslı Türk de çıkmaz.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Akıncı, çözüm ile birlikte iş birliği alanın oluşmasını istemektedir. Bunun için de tavizler verilebilir açıklamasını yapmıştı. Rum Yönetimi’nin isteği olan toprak iadesi’nin yapılabileceğini söylemiştir. Kıbrıs’ta çözüm için Rumlardan alınan topraklardan bir miktarını iade edilmesi lazım bu ya bir gerginlik vesilesi olacak ya da iş birliği alanı olacaktır. Rumların diğer isteği de adadaki askerlerin gönderilmesiydi ve Akıncı adadaki asker sayısı azaltılabilir açıklamasını yapmıştır.

Müzakerede içeride alınan kesin gizlilik kararına Türkiye, KKTC ve İngiltere tam olarak uyarken, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi, Türk tarafının önerilerine kimi eklemeler de yaparak bunları basına vermeye ve böylece Türk tarafını tahrik etmeye çalıştı. Ve konferans başarısızlıkla sona erdi.

1

Kıbrıs sorununa iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı çözüm bulma amaçlı Kıbrıs Konferansını oluşturan müzakereler, İsviçre’nin Crans Montana kasabasında 29 Haziran 2017 günü garantörler, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum heyetlerinin katılımı ile yapılmış ve Yunanistan ile Kıbrıs Rum tarafının, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sunduğu çerçeve anlaşmasını kabul etmemesi nedeni ile de çökmüştür. Guterres arabuluculuk görevini ihlal etmiş ve Rum tezlerine yakın bir müzakere çerçevesini taraflara önermiştir.

Guterres belgesindeki en önemli madde, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisinin sona erdirilmesini, Kıbrıs’taki Türk askerinin sınırlandırılmasını, yerine uluslararası bir güç konuşlandırılmasını öngörüyordu. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek, Türkiye ve KKTC’nin, Türk ulusunun geleceğini, güvenliğini tehlikeye atmak demektir. Bu bağlamda Akıncı’nın Rum tarafına yaptığı öneri asla Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye tarafından desteklenemez.

Akıncı’nın ‘Taviz Haritası’

Crans Montana’da, aşikar olan şey ön plana çıktı. Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan, konferansa müzakere niyetiyle katılmadı. “sıfır ordu, sıfır garanti” ilkesini tekrarladılar. Kıbrıs’taki Türk halkı ile Anavatan’ın ise böyle bir şeyi kabul etmesi söz konusu değildi.

Bu süreçten ve Crans Montana’daki son konferanstan bir uzlaşı çıkmamışsa, bunun tek nedeni Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıslı Türklerle eşitlik zemininde yetki paylaşımını reddeden, süreci uzatıp sekteye uğratmak suretiyle uluslararası alandaki tanınmışlığını kökleştirmek ve sonuçta KKTC’yi Anavatan Türkiye’den kopararak bunun sağladığı güvenceden mahrum etmeye yönelik bir strateji izlemiş olmasıdır.

76

Akıncı, tüm diğer konularda anlaşma olmadan; siyasi eşitliğimizi, dönüşümlü başkanlığı ve garantörlüğün devamını tescil ettirmeden Türkiye’nin itirazına rağmen; Meclis’in ve hükümetin bilgisi ve onayı dışında; KKTC topraklarının beşte birini ve 40 köyün Rumlara verilmesini 50 bin insanın 4. Kez göçmen olmasını öngören Taviz Haritası’nı karşılıksız vererek, en güçlü kozumuzu sıfırladı.

Anastasiadis tüm önerilerini geri çekmesine karşın, Akıncı verdiği tavizleri geri çekmedi. Maraş, Güzelyurt, Yeşilırmak, Erenköy dahil % 7 toprak tavizidir. Akıncı, gerek öz gerekse yöntem açısından makul esneklik sınırlarını aşarak halkın hak, statü ve çıkarlarını tehlikeye atan tavizler vermiş, hatta herhangi bir karşılık almadan bu tavizleri harita verme noktasına kadar taşımıştır.

Ancak, bu tavizler dahi Kıbrıs Rum tarafının, federal ortaklığa giden yolda hedeflenen ortaklığın eşit kurucu taraflarından biri olarak Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü ve meşruiyetini kabul etmesine yetmemiştir.

Akıncı’nın Türkiye Karşıtı Söylemleri

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, federal çözüme tez zamanda varılmazsa bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğini savundu. Kıbrıslı Türklerin laik, demokratik ve çoğulcu kimliğini korumak istediklerini belirtti, Türkiye’ye bağlanma ihtimalini ‘korkunç’ olarak nitelendirdi.

Yarım asırlık bölünmüşlükten sonra tek işler çözümün federal bir çatı altında yeniden birleşme olduğunu anlatan Kıbrıs Türk toplumu lideri, bu başarılamazsa, Kuzey Kıbrıs’ın daha fazla bağımlı hale geleceği “Ankara tarafından yutulabileceğini” ve “de facto Türkiye iline dönüşebileceğini” dile getirdi. Türkiye, Akıncı’nın açıklamasına karşı “Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Kıbrıs Türkü’nün haklı davasına yapılan bu saldırıyı kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

11

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye-Kuzey Kıbrıs ilişkisini anavatan-yavruvatan diye tanımlamasına karşı çıktığını tekrarlayan Akıncı, bağımsız, kardeşçe ilişkiler istediğini, hükümetin faturalarını ödeyen Türkiye’ye ekonomik bağımlılığı azaltmak için daha fazla şey yapmaları gerektiğini belirtti. Bunu başarabilmek için de Güney’in desteğine ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında ise Fırat’ın doğusuna yönelik düzenlediği Barış Pınarı Harekatı hakkında skandal açıklamalarda bulunmuştu. Akıncı “Barış Pınarı desek de akan kandır” sözleri Türkiye’den sert tepki görmüştü.

Kapalı Maraş’ın açılması konusunda ise Akıncı “Kendisinin seçilmemesi yönünde aylardır sistemli ve örgütlü çalışma yapıldığını” ve Maraş etkinliği bir adaya puan kazandırmak adına yapıldığı açık. Yapılanlar demokrasi adına yüz karasıdır, seçimlere doğrudan müdahalenin devamıdır.” açıklaması yaptı. Yaptığı açıklamalarla Türkiye karşıtlığıyla bilinen Akıncı’nın atılan bu adımlar karşısında ciddi bir oranda oy kaybına uğrayabileceği öngörülüyor.

Sonuç Olarak;

Kuzey Kıbrıs yönetimi, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz sularındaki gerilimde şimdiye kadar, “ada çevresindeki zenginliklerin adil şekilde paylaşılması” ve “Kıbrıslı Türklerin hakkını aramak” söylemini benimsemiştir ve Türkiye ile birlikte hareket etmiştir.

Kıbrıs sorunun çözümünde adada iki bölgeli, iki uluslu bir federasyon kurmak tek başına sorunları çözecek sihirli bir formül değildir. Kıbrıs’taki işsizlik ve yoksulluk yalnızca Kıbrıs’a özgü bir sorun değildir ve Kıbrıs’ın birleşik olmamasından da kaynaklanmamaktadır, bu sorun kapitalizmin evrensel sorunudur. Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün sağlanmasının ancak karşılıklı fedakarlıkların gösterileceği bir barış sürecinden geçtiği görüşü, adada yaygın kabul görmektedir.

x 1

Guterres çerçevesiyle Garanti Antlaşması’nın lağvedileceği, müdahale haklarına son verileceği çok nettir. Bu belge Türk ordusunun Ada’ya müdahale hakkını kaldırıyor. Rumlara çok daha fazla toprak tavizini içeriyor. Türkiye’nin Kıbrıs’ta asker bulundurmasından, etkin ve fiili garantisinden vazgeçmenin akıl kârı değildir. İngiltere’nin üsleri devam edecek, Rusya, Fransa, Yunanistan, İsrail istediği gibi Kıbrıs topraklarında, denizlerinde, havasında cirit atacak ama Türkiye Kıbrıs’ta olmayacak bu mümkün değildir.

Mustafa Akıncı’nın Türkiye’yi hafife alması, hatta KKTC’nin Türkiye’ye bağlanma ihtimalini korkunç olarak nitelendirmesinin, uyuyan bir komünistin ayaklanarak EOKA diline tutunmasından başka manaya gelmeyeceğine, Ana vatan-yavru vatan ayrımına karşı çıkan, Türkiye’ye ekonomik bağımlılığı azaltmak için GKRY’nin desteğine ihtiyaç duyduğunu seslendiren ve gizli niyetlerini itiraf eden Akıncı, ENOSİS’in yörüngesine çoktan girmiştir.

Ada’nın gerçeklerinden uzak, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye sokan, uluslararası hukuka aykırı bu müzakereler çerçevesi her ne kadar Rumlar tarafından kabul edilmiş gibi görünse de Kıbrıs Türk tarafı açısından birçok tehlikeyi beraberinde getirmektedir. Buna verilecek cevap esasen bellidir: Türkiye’nin Ada üzerindeki etkin ve fiili garantörlüğü, Kıbrıs Türk Barış kuvvetlerinin Ada’daki varlığı ile Kıbrıs Türk Halkının siyasi eşitliği Türkiye’nin kırmızı çizgileridir. Müzakere dâhi edilemez. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk Halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan bu hak ve yetkilerinden vazgeçmesini beklemek nafile çabadır.

Sahada ne kadar güçlüyseniz, dengeyi o kadar sağlayabilirsiniz anlayışıyla Doğu Akdeniz’deki gerginliğin çatışmaya dönüşmemesi adına, KKTC’nin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte sahada kendini göstermesi, en az Rum tarafının Yunanistan’la birlikte yaptıkları işler kadar sahada bulunması ve hak iddia ettiğini göstermesi, doğal gaz araması, sismik araştırma yapması gerekir. Bunun, çatışmayı giderici bir rolü olacaktır.

ad

Gerginliklerden, zıtlaşmalardan ve herkesin zararına olacak çatışmalardan uzak durmanın yolu diyalog ve sorunları çözme iradesinin ortaya konmasıdır. Kıbrıs Türk tarafı her vesile ile bunu ortaya koymuştur. Bölgenin önemli bir aktörü olan Türkiye dışlanma siyasetine karşı Türkiye’nin öneminin idrakini sergileyen kapsayıcı tavrının olumlu sonuç vermesi istenmektedir. Gerek Doğu Akdeniz’deki doğal gaz ve gerekse Kıbrıs sorunu bağlamında BM zemininde ve AB gözetiminde her türlü iş birliğini yapmaya hazır olunduğu ifade edilmiştir.

Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Türkiye’nin Yeni Stratejik Cephesi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Mücadelesinde Yol Haritası

Kıbrıs, köklü tarihi ile Anadolu kadar eski; pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Kıbrıs’ta bilinen ilk siyasi yapılanmanın tarihi M.Ö. 1200...

Recent Comments