Petrol Mühendisi Cemal Aslan: “Mersin Körfezi’nde Petrol ve Gaz Keşif Olasılığı Çok Düşük“

0
1296
Kıbrıs’lı Petrol ve Gaz Mühendisi Cemal Aslan, Doğu Akdeniz’de TPAO’nun petrol ve gaz üzerine arama çalışmalarını, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin kritik unsurları ve Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri adımlarını Doğu Akdeniz Politik’e değerlendirdi.
Cemal Aslan, “Kıbrıslı Türkler olarak biz, AB’nin şemsiyesine muhtaç aptallar ordusu değiliz“ dedi. Cemal Aslan, TPAO’nun Silifke açıklarında petrol/gaz arama duyurusuna ilişkin olarak da “Mersin Körfezi’nden 1 bidon petrol ve gaz çıkmaz, bu bölgede boşuna zaman harcıyorlar“ ifadelerini kullandı.

TPAO’nun Doğu Akdeniz’de ham petrol aramak için lisans başvurusunda bulunduğunu duyurdu. Harita veri tabanına göre, TPAO’nun arama yapmayı planladığı üç alan, Silifke açıklarında Mersin Körfezi içinde yer alıyor. Bu bölgede petrol ve gaz keşfi mümkün müdür? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müracaat ettikleri alan Mersin körfezi, Silifke-Adana basenine benzer. Adana-Mersin-İskenderun hattı genellikle Miyosen havzalar. Adana baseninde kazılan 300 kuru kuyu var. Söz konusu müracaat ettikleri alanlarda sismik aramaları MTA yaptı. Jeolojik ve sismik data; jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalara ait verilerin yanı sıra, deniz alanlarında delinen sondaj kuyularının logları dahil olmak üzere bence, geniş bir veri seti incelenmemiş. Hedef kuyu yerini bu alanlarda büyük ihtimal MTA Deniz Araştırmaları dairesi verdi. MTA ile TPAO arasındaki koordinasyon zayıf.
TPAO’nun Mersin Körfezi’nde ham petrol aramak için lisans başvurusunda bulunduğu alanı gösteren harita.
TPAO Arama Grubu’nun ayarlarının kalibre edilmesi lazım acilen. Ya bilgisizlikten ya da art niyetten yıllardır hem denizde hem karada nerede hidrokarbon çıkmayacaksa orayı deliyorlar. Yine üzülerek söylemek gerekir ki, jeolojik ve jeofizik verilere göre daha önceki delinen kuyularda söylediğim ve deldikten sonra hidrokarbon bulunmadığının doğrulandığı gibi, bu sahadaki kuyularda da ekonomik bir keşif yapılamaz. Bu sahadan (Silifke) 1 bidon petrol ve gaz çıkmaz, bu bölgede boşuna zaman harcıyorlar. Yatırım yapılacak yer bu bölge değil. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir ve 100 sondaj gemisi de alabilir. Sorun, TPAO’lu mühendislerin verdiği koordinatlarda, gemilerin deldiği yerlerdedir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “AB olarak (Kıbrıs’ta) iki devletli bir çözümü asla kabul etmeyeceğiz. Bu konuda kararlıyız ve birlik içerisindeyiz. Bu mesaj gönderildi; Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bizzat kendim söyledim” dedi. Kıbrıs’ta iki devletli çözüm mümkün müdür? AB, Kıbrıs sorunu üzerine ne amaçlamaktadır?

Rum-Yunan ikilisinin ve AB-D’nin tek hedefi vardır; o da Türkiye ve Türk askerini adadan çıkarmak. AB-D’nin amacı; “Yunan taleplerine uygun Türksüz Bir Kıbrıs, Mavi Vatan’da Türkiye’siz bir Doğu Akdeniz” planını hayata geçirmek. Kıbrıs Türkleri olarak kendi kaderimizi tayin hakkımız vardır ve biz, AB’nin şemsiyesine muhtaç aptallar ordusu değiliz. Bizim adımıza konuşma ve karar verme hakları yoktur. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen’in “iki devletli çözümü asla kabul etmeyeceğiz “şeklinde verdiği yanıtı kınıyorum. AB yetkilileri bu açıklamalarıyla Kıbrıs Türk Halkının iradesini hiçe saymaktadırlar. AB’nin bu pozisyonu, GKRY’ne koşulsuz desteğinin de yeni bir örneğidir. Kıbrıs Türk halkına verdiği tek bir sözü dahi yerine getirmeyen AB’nin bu tutumu şaşırtıcı değildir. Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar arasında on yıllardır BM öncülüğünde yürütülen barış görüşmelerinde bugüne kadar “iki toplumlu, iki bölgeli federasyon” çözümü üzerine çalışıldı. Ancak bu görüşmeler sonuçsuz kaldı.
Beyaz renkli poligonlar: potansiyel hidrokarbon havzaları/kapanları. Beyaz Çokgenler: Antalya, Finike ve Rodos havzalarındaki potansiyel hidrokarbon arama hedefleri ve bu hedef alanlarda çamur volkanları ve delinmesi önerilen sondaj kuyularının konumları.
BM öncülüğünde Kıbrıslı taraflar ve garantör ülkeler; Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla düzenlenen 5+BM formatındaki gayri resmi zirvede bir araya geldiler. KKTC ile Türkiye, gayri resmi zirveye bu kez yeni bir vizyonla, “Egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı iki devletli çözüm” önerisiyle oturdu. Peki AB ne diyor? “Maalesef, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler gerçekçi olmayan 2 devletli çözümde ısrar ediyor. Bunu BM ve Avrupa Birliği de reddediyor. Kıbrıs’ta bir çözüm için Türk işgali sona ermeli, çağdışı garantiler kaldırılmalı ve Türk askeri Ada’dan çekilmeli. Uygulanabilir tek çözüm federasyondur” dediler. Halkların kendi geleceğini tayin etme hakkı vardır. İngilizler kendi geleceklerinin AB içinde daha fazla hayırlarına olmayacağına karar verdiler. Rumlar da Annan Planı’na HAYIR dediler ve kendi gelecekleri hakkında bir karar verdiler. Kıbrıs Türkleri de 2 devletli çözüm istiyor. Kıbrıs için tek çözüm; egemen 2 ayrı devlet. Kıbrıs’ta 2 devletli çözüm dışında bir çözüm gerçekçi değil.
İki devletli çözüm dışındaki seçenekler Kıbrıs’ı, AB toprağı yapar. Kıbrıs’ta toprak tavizi verilerek varılacak bir çözüm ise Kıbrıslı Türklerin yeniden göçmen olmasına, adadan Türk askerinin çekilmesine ve Türkiye’nin garantörlüğünün kalkmasına sebep olur. Adada birbirinden dil, din, ırk, kültür, milli ülkü bakımından farklı 2 halk vardır ve bu halklar 47 yıldır Kıbrıs’ın 2 bölgesinde kendi bağımsız ve egemen devletlerinin çatısı altında yaşamaktadır. Türkiye ve KKTC’nin egemenlik ve güvenliği için, Doğu Akdeniz’de ekonomik çıkarlarının devamı için, KKTC’nin bağımsız ve egemen bir devlet olması kaçınılmaz ve Kıbrıs’ta iki devletli çözümün tesisi vazgeçilemez bir şarttır. BM, KKTC’nin tanınmaması yönünde karar alan ve üye ülkelere çağrı yapan siyasi bir kuruluştur. BM ile bu konuda masa başında da sonuç almak imkansızdır, hatta hayaldir. Egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm vizyonumuz, tanınma politikalarımız hamaset değil de gerçek bir politika hedefi ise, bunun sağlanacağı platform BM değildir. Kabul etseler de etmeseler de biz bir devletiz. Birleşmiş Milletler, meşruiyetin kaynağı değildir.
Türkiye’nin Akdeniz’de bugüne kadar delmiş olduğu petrol ve doğalgaz arama kuyularının konumları.
KKTC, Rum tarafı ile görüşmekten vazgeçmeli, hükümran, özgür, egemen ve müstakil bir devlet olarak yola devam etmelidir. Tanınmamamız, devlet olmamızın önünde engel değil. KKTC bir gerçektir, tanınma stratejisinin artık seçeneksiz tek gerçek olduğunu göstermektedir. KKTC’nin bütün dünya ile serbestçe entegre olmasının tek ve yegane yolu devlet olmaya devam etmesidir. KKTC meşru, hukuki, evrensel ve yasal bir devlettir. Dünya devletlerinden herhangi birinin sahip olduğu bütün hak-hukuk ve kendi alanında mutlak surette ve her durumda icraat, temlik ve tasarruf hakkına sahiptir. Bu hak asla adalet ve hukuk normlarının içinde tartışılamaz. Biz bir devletiz, öyle de kalacağız.

20 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 47. yıl dönümü dolayısıyla KKTC’ye geleceği duyuruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ikili görüşmeler yapacağı ve adadan bir takım müjdelerin verilmesi konuşuluyor. Garantör devlet Türkiye, KKTC’de askeri açıdan ne tür stratejik adımlar atabilir?

Geçitkale hava üssü pozitif bir gelişme. Lakin, strateji olarak sadece hava üssü yeterli olmaz. Geç kalmadan beklentim deniz üssü de inşa edilmesidir. Geçitkale, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Barış Harekatı’nın 47’inci yıldönümü törenlerine katılacağı 20 Temmuz’da tam faaliyete geçecek. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra askeri üs amacıyla inşa edilen Geçitkale Havaalanı, Başkent Lefkoşa’nın 40 kilometre doğusunda Doğu Akdeniz’e hakim bir noktada bulunuyor.
Uzun yıllar hava sporları amacıyla kullanılan, küçük uçakların indiği Geçitkale’de iki yıl önce ilk S/İHA’nın gelmesinin ardından modernleştirme çalışmaları başladı. 16 Aralık 2019 tarihinde Dalaman’daki üssünden Kalkan Bayraktar TB-2 S/İHA, 5 saatlik bir uçuşun ardından KKTC’nin Geçitkale Askeri Hava Üssüne inmişti. Aradan geçen sürede Doğu Akdeniz nöbeti tutan SİHA’lar, Geçitkale’ye indi. Ancak daimi üs olarak Dalaman kullanıldı. Türk SİHA’ları Geçitkale’yi daimi olarak değil, “iniş noktası” olarak kullandı.
Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde hidrokarbon potansiyeli olan alan ve petrol ve doğalgaz arama kuyularının konumları.
(Cemal Aslan / Manchester Üniversitesi Petrol & Gaz Mühendisliği Mezunu. İskoçya/Aberdeen Üniversitesi Yüksek Lisans Petrol Mühendisliği-Petrol Jeolojisi. 35 yıldır petrol ve gaz sanayinde tecrübe sahibi, şu anda BP-Londra’da Petrol Jeolog olarak çalışan Lefkoşa-Kıbrıs doğumlu bir Türk  Araştırmacı)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here