Ana Sayfa Ülkeler Türkiye Türk Denizcilik Tarihi

Türk Denizcilik Tarihi

Oğuz Türklerinin Orta Asya’dan Anadolu’ya göç etmeleri ve küçük Asya’da yerleşmeleri ile birlikte Türkler, denizlerle ilk kez tanışmıştır. Türkler açık denizlere doğru yelken açmaya, karşılarına ilk kez çıkan ve sonsuzluğu çağrıştıran uçsuz bucaksız mavi suların gizemli dünyasını sorgulamaya başlamışlardır. Böylece, geçmişten gelip geleceğe uzanacak olan, köklü bir tarihi miras ve geleneğe sahip Türk denizciliği yeşermeye başlamıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti ve Beylikler Dönemi (11.-14.yy)

Türkleri denizlerle kaynaştıran ilk öncü, Çaka Bey olmuştur. 1081 yılında Çakabey İzmir’de beyliğini ilan ettikten sonra İzmir ve Efes’te kurduğu tersanelerde kürek ve yelkenle hareket edebilen gemi yaptırarak ilk Türk Donanmasını meydana getirmiştir. Türk Deniz Kuvvetleri’nin kuruluş yılı olarak kabul edilen bu yıl içinde Çaka Bey, donanması ile Ege’nin sıcak sularına yelken açmıştır. Böylece, köklü bir tarihi miras ve geleneğe sahip Türk Denizciliği başlamıştır.

İlk olarak Bizans’ın İzmir yolu üzerindeki Midilli Adası’nı ele geçiren Türk Filosu, Sakız Adası’nı da ele geçirdikten sonra çok geçmeden Urla ve Foça kıyı kentleri, Sisam, İstanköy, Rodos adalarını fethetmişlerdir. İlk filonun Sakız Adası civarında güçlü Bizans Donanmasına Karşı kazandığı “Koyun Adaları Muharebesi” ilk Türk deniz zaferi; Çakabey’de ilk Türk Amirali olarak tarihe geçmiştir.Türk güçleri Bizans’a ait Ege Denizinde söz sahibi olmuşlardır.

cc

Bu dönemde, İki Denizin Sultanı (Sultan-ül Bahreyn) unvanı verilen Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat, Alanya ve Sinop Tersanelerinde inşa ettirdiği gemilerle filolar kurmuştur. Alanya Tersanesi, Türklerin kurmuş olduğu ilk organize tersane olarak kabul edilmektedir.

Moğol baskısına dayanamayarak, Batı Anadolu’da Uç Beylikleriden olan Aydınoğulları Beyliği özellikle Umur Bey döneminde denizcilikte büyük atılım yapmıştır. Umur Bey, Ege’de, Bizanslılara ve Cenevizlilere karşı büyük başarılar kazanmış; Rodos’tan Çanakkale Boğazı’na kadar, Mora ve Rumeli kıyıları da dahil olmak üzere denizlerde kesin bir kontrol sağlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (14.-20.yy)

Derya Beyleri Dönemi

Osmanlı Beyliği, Doğu Marmara’da kesin bir hakimiyet sağlayınca, deniz gücünün kurumsallaşması için çalışmalar başlatılmıştır. Karamürsel’de 1327’de ilk Osmanlı Tersanesi kurulmuş; burada ilk Osmanlı savaş gemisi inşa edilmiştir. Kara Mürsel Bey, Osmanlı Devleti’ndeki ilk “Derya Beyi” olarak Türk Deniz Tarihi’nin öncüleri arasında yerini almıştır.

e3 1

Kaptan-ı Derya / Kaptan Paşalar Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu’nun modern bir devlet anlayışı Sultan Yıldırım Bayezid döneminde başlamıştır. Saruca Paşa Türk deniz tarihinin ilk Kaptan-ı Deryası olmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Osmanlılar Ege ve Karadeniz’de mutlak bir hakimiyet sağladıktan sonra Akdeniz’e ilerlemişlerdir. Kasımpaşa’da İstanbul Tersanesi (Tersane-i Amire)’ni kurulmuş ve bu tersane dünyanın en büyük tersanelerinden birisi olarak tüm yabancı ülkelerin hayranlığını kazanmıştır.

Türk deniz bilimcilerinden olan Muhiddin Piri Reis, Dünya Denizcilik Tarihi’ne bir hediyesi “Kitab-ı Bahriye” adlı kılavuz kitabında bütün denizlerin sathı akıntıları, koyları, körfezleri, boğazları, limanları birer birer ve bütün bilimsel nitelikleri ile belirtilmektedir.

Osmanlı Devleti”nin Doğu Akdeniz”de yükselişi, bir deniz politikası olması gerektiğini anlayan ilk Osmanlı sultanı II. Bayezid, Açık denize elverişli bir denizciliğe sahip olunmadığı sürece, Venedik ile açık denizde baş edilemeyeceğini ve çok önemli olan Doğu Akdeniz hakimiyetinin sağlanamayacağını düşünüyordu.

q 2

Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ın fethinden sonra, Osmanlı, Kızıl Deniz ve Hint Okyanusu’nda faaliyet göstermeye başlamıştır. Burak Reis, Ege Denizi’nde Venedik donanmasına karşı büyük bir savaş vermiş, iki büyük düşman gemisi arasına sıkışan gemisini tutuşturmak suretiyle kendi gemisiyle beraber Venedik gemilerini de yakmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa, Osmanlı Devletinin en ünlü Kaptan-ı Deryasıdır. Tunus, Venedik Seferleri, Adalar Denizi ve Akdeniz Seferleri ve özellikle Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması’na karşı kazandığı Preveze Deniz Zaferleridir. Ve Osmanlı Devletini Akdeniz’in tartışılmaz hakimi yapmıştır.

1571 yılında İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı Donanmasının büyük bir kısmı, Haçlı Donanması tarafından yok edilmiştir. Deniz gücü ihmal edilmiş, orduların lojistik yönden ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmuş ve bu da, toprak kaybı Karlofça Antlaşması (1699) ile başlamış ve Denizlerdeki gerileme durdurulamamıştır.

Osmanlı Donanması, 1770’de Çeşme/İzmir’de, Rus Donanmasının baskınına uğramış ve tüm gemileri batmıştır. Yunan İsyanı sebebiyle Mora’nın Navarin Limanı’nda bulunan Osmanlı-Mısır Donanması, İngiliz-Fransız-Rus ortak filolarının baskınına uğrayarak, 58 gemi ve 6000 denizcisini kaybetmiştir. Donanma, Sinop’ta Ruslar tarafından ani bir baskınla yakılmıştır.

p 1

Kırım Harbi, Donanmadan yoksun bir kuvvetin Osmanlı’nın bekasını koruyamayacağının da bir göstergesi olmuştur. Bu da, Donanma’nın, buharlı ve zırhlı gemiler ile güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Sultan Abdülaziz döneminde, yabancı ülke tersanelerinde, İstanbul, İzmit ve Gemlik Tersanelerinde 25’i zırhlı olmak üzere 100’ü aşkın gemiyi ihtiva eden bir gemi inşa programı gerçekleştirilmiştir.

Bahriye Nazırlığı Dönemi

Kurmay subay yetiştirmek üzere 1864’de “Erkan-ı Harbiye-i Bahriye Mektebi” (Deniz Harp Akademisi), kurulmuştur. En yüksek makam olan “Bahriye Nazırlığı” kurulmuştur. Sultan II.Abdülhamit tarafından Donanma gemilerinin Haliç’te uzun yıllar hareketsiz tutulması, Osmanlı’nın denizcilik faaliyetlerine büyük bir darbe indirmiştir.

II. Abdülhamid’in, Türkleri 20. yüzyıla donanmasız sokmasının sonucunu İtalyan Harbi’nden sonra Libya ve 12 Adaları, Balkan Harbi’nden sonra da Batı Trakya ve Ege Adaları kaybedilmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda Donanmasız Anadolu’nun işgaline gelen istila güçlerini denizde durdurulamamış ve Çanakkale’de yüz binlerce vatan evladını yitirmiştir.

4 2

II.Meşrutiyet 1908’de Osmanlı Donanması, harekat kabiliyeti ve harbe hazırlık seviyesi düşük olan gemiler ve eğitimsiz personelden oluşmuştur. Deniz Kuvvetleri, kendisini Osmanlı-İtalyan (Trablusgarp) (1911-1912) Harbi’nin içinde bulmuştur. Balkan Harbi’nde (1912-1913) ise, Osmanlı Donanması arızalı gemileri onarmıştır.

Bu dönemde, Ege ve Akdeniz’de, akın tipi harekat icra etmiştir. I.Dünya Savaşı’nda Türkler, Akdeniz’de bulunan Goeben ve Breslau adındaki iki Alman harp gemisini tarafsızlığını bozmamak için satın aldığını açıklamış ve 1914 günü bu gemilere Türk Bayrağı çekilerek, Yavuz ve Midilli adları verilmiştir.

Çanakkale Deniz Zaferi’nde Nusret Mayın Gemisi,1915’de Erenköy önlerindeki Karanlık Limanı’na intikal ederek mevcut 26 mayını dökmüştür. Zaten zayıf olan Osmanlı Donanması büyük kayıplara uğramış ve savaştan son derece yıpranmış olarak çıkmıştır. Savaşta, kapitülasyonlar kaldırılmış ve denizciliğimiz de serbest alan bulmuştu. Fakat mevcut gemilerinde birçoğu düşman tarafından batırılmış olduğundan, ticaret filosu daha da küçülmüştür.

44

Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)

Bu dönem, geçmişi parlak zaferlerle dolu olan Türk denizciliğinin acı ve hüzün dolu sayfalarından birisini teşkil etmektedir. Preveze ve Aydınreis Gambotları, İstiklal Harbi Nakliye Filosunun çekirdeğini oluşturmuştur. 1920 yılında Karadeniz’de kaçak olarak bir deniz nakliyat teşkilatının meydana getirilmesi hayati bir harekat ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır. Milli Müdafaa Vekaleti (Milli Savunma Bakanlığı)’ne bağlı olarak “Umur-ı Bahriye Müdürlüğü” teşkil edilmiş.

Kurtuluş savaşı sırasında icra edilen deniz faaliyetlerinde iki önemli sonuç elde edilmektedir. Birincisi denizlerdeki hak ve menfaatler savunulurken ulusal kurtuluş savaşının personel, lojistik ve hatta siyasi desteği sağlanmıştır. Diğeri ise tespit edilen zafiyetler ile alınması gereken tedbirler, ileride denizciliğin temel stratejisini oluşturmuştur.

Bahriye Vekaleti Dönemi (1924-1928)

Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk, 1924’de Karadeniz seyahatini Cumhuriyet Donanması’nın denize çıkan ilk gemisi olan Hamidiye Kruvazörü ile yapmış. Atatürk, Deniz Kuvvetleri gibi çok pahalı bir yatırım ve zaman gerektiren bir gücün bir anda oluşturulamayacağını çok iyi bilmekteydi.

ss 3

Bu nedenle, Deniz Kuvvetlerinin mevcut durumunu geliştirecek ve geleceğini planlayacak özerk bir Vekaletin kurulması gerekliliğine içtenlikle inanmaktaydı. Bahriye Vekaleti (Denizcilik Bakanlığı) yasası çıkarılmıştır. Bahriye Vekaleti ayrı bir kuruluş olarak görev yapmaya başlamış, eğitim, tatbikat, denetleme gibi alanlarda Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı)’ne bağlanmıştır.

Deniz Müsteşarlığı Dönemi (1928-1949)

Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olarak Genelkurmay Başkanlığı’nda bir “Deniz Müsteşarlığı” makamı teşkil edilmiştir. Gölcük Tersanesi’nde inşa edilen ilk gemi olan Gölcük Tankeri kızağa konmuş ve denize indirilmiştir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 1936’da imzalanması ile Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği pekiştirilerek, uluslararası topluma kabul ettirilmiş ve Türk Boğazları üzerinde yeniden egemenlik sağlanmıştır. II.Dünya Harbi başladığında, Türk Deniz Kuvvetleri kendisini geliştirmiş ve küçümsenmeyecek bir güce erişmiştir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Dönemi (1949-2015)

Deniz Kuvvetleri, 1949 günkü kararla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olarak teşkil edilmiştir. Bugünkü teşkilatı ile Türk Deniz Kuvvetleri 1957 yılında kurulmuştur.

Atatürk’ün vakitsiz ölümü ve İkinci Dünya Savaşı ile Türk donanmasında fazla bir ilerleme olmamıştır. 1947 Paris Antlaşmasıyla Yunanistan’a verilen On İki Adalara itiraz edilmedi. Oysa bu adalar İtalyan işgalindeydi ve Türkiye’ye aitti. 1952’de NATO üyesi olan Türkiye, ABD’den hibe ve ucuza alınan gemiler nedeniyle, ABD’nin lojistik bağımlığına girdi.

t

Türk Deniz Kuvvetleri, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda kilit rol oynamış ve askeri açıdan en zor harekat olarak kabul edilen amfibi harekatı başarı ile gerçekleştirmiştir. Donanma, Kıbrıs’ta askeri bir zaferin asıl unsuru olmuş. Ege’de kıta sahanlığı ve karasuları sorunlarında Yunanistan’ın emrivakilerine set çekmiş; Lozan’da donanmasızlık nedeniyle terk edilen Ege Adalarının yakınlarındaki ada, adacık ve kayalıkların aidiyetini, 1996 sonrası Kardak krizi üzerinden sorgulamıştır.

1980’li yıllarda Türk Deniz Kuvvetleri modernizasyon projeleri gerçekleştirilmiştir. İnşa edilen denizaltı, ilk modern fırkateyn olan TCG Fatih (F-242), Gölcük Tersanesi’nin uluslararası arenadaki prestijini daha da artırmıştır.1990’lı yılların sonunda bir açık deniz kuvveti hüviyeti kazanmıştır.

2000’li yılların ortalarından sonra ise, Cumhuriyet Donanması teknolojik gelişimini üst sıralara ilerletmiş, Hint Okyanusu’nda deniz kuvveti bulunduran, bölgesindeki ülkelerin donanmalarına eğitim verebilen bir duruma gelmişti. Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkeler öğrenmek istedikleri konularda Cumhuriyet Donanmasının kapısını çalmaya başlamışlardı.

rr

2008 yılından itibaren Hint Okyanusu’nda sürekli varlık göstermeye başlamıştır. Türk donanmasının tarihinde ilk kez oluşturduğu açık deniz görev filosu 2010’da Akdeniz ve Adriyatik’te görev yapmıştır. Türk donanması, ABD, Avrupa, Rusya ve Yunanistan’ı büyük ölçüde rahatsız etmiştir. Bu gelişmelerden elde edilen tecrübe ile tersanelerde milli imkân ve kabiliyetler ile savaş gemisi tasarlama ve inşa etme gücüne ulaşılmıştır.

Bu gücün somut göstergesi olarak tamamen yerli tasarıma ve milli imkanların azami ölçüde kullanılması ilkesine dayanan Milgem (Milli Gemi) projesinin ilk gemisi TCG Heybeliada (F-511) 2011 tarihinde, ikinci gemi TCG Büyükada (F-512) ise 2013 tarihinde hizmete girmiştir. Üçüncü gemi Burgazada’nın ilk kaynağı yapılmıştır. Amfibi Projesi kapsamında inşa edilen ilk gemi olan Bayraktar 2015 tarihinde denize indirilmiştir.

Sonuç Olarak;

Türkler, üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu topraklarına yerleşmeye başladıkları andan itibaren, denize yönelme ihtiyacı duymuşlar ve Türk denizciliğinin gelişim süreci başlamıştır. Bu kapsamda Türk denizcilik faaliyetlerinin geçmişindeki önemli kilometre taşlarına göz atmak, günümüze kadar uzanan tarih süreci boyunca denizciliğin uğradığı doğal gelişim süreçlerini ve dönemsel gelişmelerin Türklerin denizcilik ile karşılıklı etkileşimini anlamakta yardımcı olmaktadır.

s2

Türk Denizcilik Tarihi, Türk Deniz Kuvvetleri açısından bir şaha kalkış dönemidir, köklü ve saygın tarihinden aldığı büyük güçle, mevcut kaynaklarını, ülkenin de koşullarını göz ardı etmeden, yüzyıllar içinde oluşturduğu tarih bilinciyle en sorumlu şekilde kullanarak bugünkü çağdaş, güçlü ve modern kuvvet yapısına erişmiştir. Ülke savunmasında hak ettiği yeri almış ve Cumhuriyeti, Türklerin tarihindeki en uzun barış periyodu yapmakta önemli bir rol oynamıştır.

Türk Deniz Kuvvetlerinin rotası, Atatürk’ün çizmiş olduğu çağdaş ve aydınlık yoldur.  Akdeniz’deki sayılı Deniz Kuvvetleri arasında yer alan Türk Deniz Kuvvetleri, Somali’den Japonya’ya, Cebelitarık’tan Panama’ya, Kuzey Atlantik’ten Hint Okyanusu’na kadar, tüm denizlerde Türk Sancağı’nı şerefle dalgalandırmış ve dalgalandırmaya devam edecektir.

qa

Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments