Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den Dışlayan Proje: EastMed Boru Hattı

0
838

Doğu Akdeniz tarih boyunca önemli bir noktaydı. Çünkü ticaretin kalbiydi. Son yirmi yılda bölge hiç olmadığı kadar önem kazandı. Dünya enerji pazarı için önemli denebilecek düzeyde enerji keşifleri yapıldı. Bölge enerji cenneti haline gelmişti. Ülkeler bölgeye göz dikmeye başlamıştı. Bölge devletler farklı politikaları ile planlarını gerçekleştirse de karşılarında Türkiye vardı. Ona rağmen keşfedilen doğalgazın esas pazara yani Avrupa’ya aktarılması için hareket halinde olan üç ülke GKRY, İsrail ve Yunanistan, Türkiye’de hazırda bulunan boru hatlarını kullanmayarak, Türkiye deniz yetki alanları dışında ciddi doğalgaz keşifleri yaparak Türkiye’yi devre dışı bırakacak EastMed projesine adım attılar.

Fakat, İsrail gazını GKRY ve Yunanistan’la birlikte Avrupa’ya ulaştıracak EastMed projesi ABD’nin hamlesiyle darbe aldı. Atina’nın büyük hayal kırıklığına uğramasının ardından Türkiye’yi saf dışı bırakmaya yönelik EastMed’in rafa kalkmasına kesin gözüyle bakılmaya başlandı. Yunan uzmanlar, Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan projenin çöktüğünü belirterek, Mavi Vatan Doktri’nin kabul gördüğünü vurguladı.

EastMed Projesi Nedir? Neden Önemli?

Proje, Kıbrıs adası ve İsrail’in MEB’inde yapılan keşiflerle başlayan bir projedir. Doğu Akdeniz’den çıkarılacak gazın Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a, oradan da İtalya’ya ulaştırılmasını hedefleyen “EastMed” projesine ilişkin anlaşma, Atina’da Ocak 2020’de düzenlenen bir törenle Yunanistan, İsrail ve GKRY arasında imzalanmıştır. Türkiye bu boru hattının güzergâhını kabul etmemiş, Libya ile yaptığı MEB anlaşması ile birlikte Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya kıyılarını karşılıklı olarak kontrol etmeye başlamış ve Eastmed Boru Hattı’nın geçirilmesi planlanan deniz sınırlarına hâkim olmuştur. Eastmed Boru Hattı’nın sahibi olan ülkeler Türkiye’yi bölgedeki barışa karşı tehdit olarak görmüşlerdir.

Dönemin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy ise Ankara’nın projeye olan tepkisini “Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’yi ve Kıbrıs Adası’nın doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip olan Kıbrıs Türklerini yok sayan hiçbir proje başarılı olamayacaktır.” sözleri ile ifade etmiştir. (1)

Bu boru hattı Rus doğalgaz hatlarına alternatif olarak pazarlanmıştır. Çünkü AB ve genel olarak Batı dünyası doğalgaz konusunda Rusya’ya bağlı olmaktan çok memnun değildir. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de doğalgaz bulunmuş olması Rusya’ya olan bağımlılığı potansiyel olarak kırabilecek bir durumdur. Bu fırsatı gören GKRY, İsrail ve Yunanistan bu yüzden EastMed Projesine ciddi bir önem vermiştir. Ayrıca Rusya gibi bölgede önemli bir aktör olan bir ülke kendi kaynaklarının değerini kaybetmesini istememe gerçeğini unutmamak gerekir. Enerji sektöründe hem tedarikçiler hem de transit ülkeler açısından süregelmiş bir rekabet mevcuttur.

Bu anlamda önemli bir transit ülke olarak Türkiye’ye baktığımızda, her zaman bir enerji merkezi olmaya çalışmıştır. Türkiye-İsrail ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin son yıllarda gerilmesiyle birlikle ana fikir ne olursa olsun bu alternatif projeyi hayata geçirmekti. Sonra AB ile görüşmeler başlamıştır ve bir fizibilite raporu hazırlanmıştır. AB, Rus doğalgazına bir alternatif gaz olması fikrine heyecanlanmıştı. ABD de bu fikri destekliyordu ama her zaman fizibilite ve hayata geçirilebilirlik konusunda soru işaretleri vardı. Bu büyüklükteki bir projenin maliyeti’nin 6-7 milyar dolar olması tahmin ediliyordu. Fakat bu maliyet tahmin edilenden daha fazla oldu.

2020’de imzalanan anlaşmada 2025 yılına bitecek şekilde bir doğalgaz hattının inşa edileceği söyleniyordu. Fakat bu proje için bir sermaye gerekiyordu ve bunun için ticari şirketlerle başlatılan görüşmelerden istenilen sonuç alınamadı. Bu projenin harcanacak zamana ve sermayeye değip değmeyeceğine dair kuşkular vardı. Bu nedenlere ek olarak şu an Avrupa’da konuşulan konu ise yeşil enerji’ye dönmek, yenilenebilir olmaktır. Böylece doğalgaz bir enerji kaynağı olarak gücünün çoğunu kaybetmeye başlıyor.

EastMed Projesi, Rusya gazına alternatif olarak her zaman göz önünde bulunduruldu. Proje her zaman hayatta tutulmaya çalışıldı. Ekonomik olarak fizibilite problemleri ve planlanan boru hattının 3’te 2’sinin denizaltında olacak olması bazı teknik problemler de doğurdu ve projeyi sekteye uğrattı. Uzmanlar, projenin yapılabilir olduğunu fakat uzun ve meşakkatli olacağı yönünde uyarılarda bulundular. Proje hayata geçmemiş olsa da Yunanistan, GKRY ve İsrail iş birliklerinin geliştirdiğini söylemek gerekir. Bu projenin Rusya’nın dışında başka bir enerji hattına ne kadar ihtiyaç duyulduğunu dünyaya hatırlattığını ve bu konudaki iş birliklerini ilerlettiğini düşünmek gerekir (2).

ABD Neden EastMed Projesini Desteklemiyor?

İngiliz haber ajansı Reuters’a konuşan Yunan hükümetinden kaynaklar, geçmiş yıllarda ABD Başkanı Trump yönetiminin desteklediği projeyi, Biden yönetiminin desteklemediğini duyurmuştur. Biden yönetiminin bu projeden dolayı endişeleri olduğunu yazan bir mektubun Atina’ya ulaştığını da aktardı. Yetkili, “Amerikan tarafı, EastMed boru hattı projesinin gerekçeleri hakkında taşıdığı şüpheleri Yunan tarafı ile paylaştı ve projenin ekonomik olarak uygulanabilirliği ve çevresel sorunları gündeme getirdi” dedi. Projenin ekonomik uygulanabilirliği üzerine sorular daha önce de gündeme getirilmiş ancak Yunanistan, İsrail ve GKRY proje üzerinde çalışmaya devam etmiştir.

Ankara, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışarıda tutarak tasarlanan her projenin kaderinin başarısız olmak olduğunu ve Türkiye’nin bölgedeki haklarını savunacağını birçok kez ifade etmişti. Ankara, EastMed projesinin Türkiye’nin onayı olmadan yürüyemeyeceğini söyleyerek projeye karşı çıkmıştı (3). Bunların sonunda ise, ABD, EastMed projesine destek vermeyeceğini açıklayan üç ayrı mektupla Atina’ya, Tel-Aviv’e ve Lefkoşa’ya bildirdi. Bu durumun birkaç nedeni vardır:

Birincisi, projenin yapılabilirliği hakkında var olan kuşkulardır. Ekonomik olarak, bu projeye yatırım yapmanın karlı olup olmayacağı konusundaki belirsizlikler, ABD’nin bu kararı almasındaki önemli bir nedendir. 6-7 milyar doların kapasitesi kısıtlı doğalgaz rezervlerine harcanmasının doğru olmadığını düşünmektedirler.

İkinci nedenleri ise, bu projenin yeşil enerji ve yeşil ekonominin önüne geçeceğinden endişe etmeleri, imzalanan İklim Anlaşmasında 2030 yılında doğalgaz kullanımlarını ciddi oranda azaltacaklarını ve 2050 yılında tamamen yeşil enerjiye geçme sözü verdiklerini söyleyen ABD, böyle bir projeye imza atmanın İklim Anlaşmasıyla çatıştığını savunuyor olmalarıdır.

Üçüncü nedenleri ise, planlanan doğalgaz boru hattının denizaltında olacak kısımlarının hangi ülkelerden geçeceğinin belli olmamasıdır. Doğalgaz hattının Avrupa’ya ulaşması için en kısa yolun Türkiye olması fakat MEB’ler ve başka sorunlar yüzünden deniz ltından geçecek boruların belirsizliği Amerika’nın desteğini kesmeye itmiştir. Komşu ülkeler arasında gerginlik ve sorunlar yaratabilecek projeyi desteklemek istemediler (4).

EastMed Projesi Türkiye-Yunanistan İlişkilerini Nasıl Etkileyecek?

ABD’nin projeden desteğini çekmesi bekleniyordu. Bu proje hakkında endişeleri olan sadece ABD değildi. Fizibilite çalışmalarını finanse eden Avrupa Konseyi son zamanlarda kuşkularını dile getiriyordu. Yunanistan bu endişelerin her zaman farkındaydı. Bu yönden üç yönlü İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs iş birliğini canlı tutmaya çalışıyordu. Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde ise, ABD’nin desteğini çekmesini büyük bir etkisi olduğunu görüyoruz. Üçüncü arabulucu ülke olarak Amerika’nın bölgede gerginlik yaratabilecek bir projeye onay vermemesi Atina ve Ankara’yı komşu ülke ile ilişkisini ve dinamiklerini yeniden düşünmeye itmiştir.

Bu kararın, Türkiye ve Yunanistan’a baskı olduğu görülmektedir. Yunanistan’ın EastMed projesini askıya almasında bir baskı varken, Türkiye’nin üzerinde ise Doğu Akdeniz’de Yunanistan Kıta Sahanlığı yakınlarında araştırma gemisi göndermeyi durdurması yönünde bir baskı vardır. Bu iki durum da gerginliği azaltacak durumlardır. Fakat, Amerika’nın destek vermemesi iyi bir senaryoya yol açtığını görüyoruz. Ayrıca Amerika’nın destek vermemesi Türkiye ve Yunanistan’ı başka konularda iş birliği yapmaya itiyor. Özellikle denizaltından geçen elektrik kabloları konusunda bir iş birliğinde olunması gerekliliği vurgulanmalıdır. Bu durumlar, Türkiye ve Yunanistan’ı ikili ilişkiler konusunda düşünmeye ve öz eleştiri yapmaya itmiştir (5).

Sonuç Olarak;

ABD, Yunanistan’a gönderdiği resmi olmayan belgede açıkça, Avrupa-Asya Interconnector (Yunanistan-Kıbrıs-İsrail Ara Bağlantısı) ile Euro-Africa Interconnector (Yunanistan-Mısır Ara Bağlantısı) projelerine öncelik verilmesi gerektiğini belirterek EastMed doğalgaz boru hattını önemsemediğini ortaya koymaktadır. ABD’nin projeden desteğini çekme kararının ekonomik açıdan nedeni, kâr getirmeyecek bir yatırım olarak değerlendirmesidir. Projenin bölgede Türkiye ile gerginliğe neden olduğunu vurgulaması da Atina için büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Her ne kadar, ABD’nin bölgede planlanan elektrik temelli, çevre hassasiyeti yüksek diğer projeleri desteklemeye devam edeceğine işaret edilse de projenin geleceğine ilişkin ciddi soru işaretleri oluşmuştur.

Jeostratejik açıdan, Türkiye’nin projeden duyduğu rahatsızlık önemli bir faktördür. ABD, Türkiye’nin EastMed’e tepkilerini görerek bu tepkileri göz önünde bulundurmak istiyor. Yunan medyası, ABD’nin bu kararı Türkiye’yi kırmamak için aldığını ileri sürse de, ABD geri çekilme nedenlerini açıklamıştır. Dolayısıyla bu nedenlerin varlığı bölgedeki politikaları genel olarak yeniden şekillendiriyor.

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, Avrupa’nın en büyük doğalgaz tedarikçilerinden biri olan ABD, EastMed Projesini bir rakip olarak görmüş olması göz ardı edilemez. Projeden desteğini çekme nedenlerini açıklamış olsa da kendi enerji piyasasını korumak isteyerek projeden desteğini çekmiştir demek yanlış olmayacaktır. ABD gerçekten pahalı bulduğu ya da çevreye çok önem verdiği için tabi ki projeden çekilmiyor. ABD kendi LNG’sini (Liquefied Natural Gas – Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) satmakla ilgileniyor öncelikle. ABD önemli bir gaz ihracatçısı olmasıyla aslında Rusya, EastMed’e nasıl yaklaşıyorsa ABD de öyle yaklaşıyor. Her iki ülke de yeni gaz kaynaklarının devreye girmesini istemiyor. Her iki ülke de Avrupa pazarında başka bir güçle rakip olmak istemiyor. Birbirleriyle rekabetleri, tek pazarı paylaşmak açısından daha avantajlıdır.

Dolayısıyla ABD’nin kendisine de rakip olacak bir gaz boru hattına destek olması düşünülemez. ABD’nin LNG sattığı pazarlardan biri de Türkiyedir. Üstelik Türkiye’ye LNG ihracatı 2018-2019 arasında yüzde 30 artış göstermiştir. Bu 2015’ten bu yana gözlemlenen bir artıştır. Ekonomik açıdan tek yol Türkiyedir. İsrail gazının Avrupa’ya taşınması zaten mevcut olan Türkiye’deki hatlarla yapılabilir. Ayrıca, proje gerçekleşse bile bundan asıl kazançlı çıkacak olan çok uluslu çıkar grupları olacaktır. Bölge halkları ya çok az faydasını görecektir ya da hiç görmeyecektir. Bölgedeki barışı tehdit edecek gerilimlere yol açma ihtimali de söz konusu olabilecektir.

Komşu iki ülke olan Yunanistan ve Türkiye’nin içerisinde bulundukları coğrafyadan kopamayacaklarına göre biri diğerinin hemen yanında olduğu için uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde iş birliği ve diyalog yoluna gitmenin yolunu bulmalılardır.

Yararlanılan Kaynaklar

(1) https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-eastmedden-destegini-cekmesi-atinada-hayal-kirikligi-yaratti/2472148

(2) CNN Türk 5N1K, EastMed Projesi

(3) https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/turkiye-itiraz-etmisti-abdden-eastmed-gaz-projesinde-u-donusu-1899627

(4) https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunan-uzmanlar-abdnin-eastmedden-destegini-cekmesini-degerlendirdi/2473798

(5) https://tr.sputniknews.com/20200722/eastmed-projesi-turkiyenin-dogu-akdenizdeki-kazanimlarini-nasil-etkiler-1042503795.html