Ana Sayfa Ülkeler Türkiye Türkiye'nin Kısa, Orta ve Uzun Vadede Doğu Akdeniz Stratejisi

Türkiye’nin Kısa, Orta ve Uzun Vadede Doğu Akdeniz Stratejisi

Balkanlar ve Orta Doğu bölgelerinin etkileşimi Ege-Doğu Akdeniz sınırıdır. Bu bölgeleri alakadar eden her politika, stratejik bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, Türkiye-Suriye ilişkileri açısından bölgeler arasındaki etkileşim, Türkiye ve Irak gibi stratejik bir ortamda ve biri Mezopotamya-Basra, diğeri ise Doğu Akdeniz sınırını oluşan iki ana sınır üzerindedir (Kocamanoğlu, 2005).

Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi’nde belirlenmiş ve belirlenmemiş deniz yetki sınırları Türkiye’nin yaklaşık yarısı kadar büyüklükte bir alanı kaplamaktadır. Deniz taşımacılığında Türkiye’nin ithalat ve ihracat hareketinin %90’nını karşılamaktadır.

Avrupa ile Hazar Havzası arasında olan Türkiye, enerji kaynakları bakımından zengin bölgelerle enerji kaynaklarına ihtiyaç duyan dünya pazarlarını birbiriyle bağlayan enerji köprüsü oluşturmaktadır. Coğrafi konumuyla mevcut olan ve yapımı planlanan petrol ve doğalgaz boru hatları inşası göz ününde bulundurulursa, Türkiye bölgede bir enerji merkezi olarak ortaya çıkmaktadır (Gürdeniz, 2007).

5

Türkiye, hazırlık kaynaklarını ve ithalat rotalarını çeşitlendirmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda coğrafi konumundan dolayı bir enerji köprüsünün rolünü oynamaktadır. Akdeniz’de stratejik enerji hammaddelerinin toplanması, üreticilerin ve tüketicilerin kontrolünü kolaylaştıracaktır. Akdeniz’e kurulacak petrol ve gaz musluklarıyla bir yandan Asya’nın petrolleri ve gelecekte dünya sanayisi, teknolojisi ve ekonomisi kontrol altına alınacaktır (Hergüner, 2007).

Ülkenin dörtte üçünün kanıtlanmış petrol ve gaz rezervleri olan Türkiye, Avrupa’daki tüketici pazarında jeostratejik bir konuma sahiptir. Bu ayrıcalıklı konumu doğal bir köprü olarak Türkiye’ye enerji güvenliği bağlamında fırsatlar sunmakla kalmayıp, aynı zamanda sorumluluğunu da arttırmaktadır.

Akdeniz’in ortasında ve neredeyse sabit bir uçak gemisi olarak yer alan Kıbrıs Adası, Doğu Akdeniz, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının buluştuğu bir yerde geniş bir coğrafyaya hakim, petrol ve doğal gaz taşımacılığının güvenliği açısından stratejik öneme sahiptir (Olçar, 2011).

Türkiye aynı zamanda dünyanın en önemli su yollarından biridir. Benzeri bulunmayan Türk Boğazları’na (İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ) sahip olup, Doğu Akdeniz’de önemli suyolu olan Süveyş Kanalını ve “Doğu-Batı-Kuzey-Güney ” enerji koridorunu kontrol etmektedir (Kaya, 2007).

55

Önemli deniz sınırı olan Doğu Akdeniz’i deniz, kara ve havadan en iyi şekilde kontrol yapabilecek coğrafi avantajı bulunan Türkiye bölgenin önemli ülkesidir. Akdeniz’in en güçlü donanmalarından bir tanesine sahip olan Türkiye ayriyeten bölgesel güçtür (Yıldız ve Yaşar,  2012).

Doğu Akdeniz Strateji Modelleri

Doğu Akdeniz Bölgesi şu anda dünyanın en sıcak çatışmaların yaşandığı, barış ve güvenlik ortamı sağlanamamakta ve bölgedeki enerji kaynaklarının kontrolü ve dağıtımı için başta ABD olmak üzere büyük devletlerin mücadeleleri devam etmektedir. Bu bölgeyi tehlikeli ve önemli kılan, enerji kaynakları, stratejik deniz hatları, devletleşme sürecini tam olarak yerine getiremeyen Arap toplulukları ve İsrail’dir. (Kocamanoğlu, 2005).

SSCB faktörünün soğuk savaşın sona ermesiyle ortadan kalkması, ABD’nin bölgenin çıkarlarına yönelik politikalarını çok kolay bir şekilde yürütmesini sağlamıştır. Bu, kuşkusuz, yerinde kullanılmasından ziyade, kendi yararına kullanımına yol açmıştır. Bölgenin aktörleri olan ABD ve İsrail, bu senaryoları açıkça oynamaktan çekinmemiştir.

Ortadoğu coğrafyasını İsrail ve ABD’deki müttefikleri ile şekillendirirken, bu coğrafyada diğer ülkeleri de telaşa sarmıştır. Temel bir strateji olarak, bölgedeki ülkeler zayıflık alanlarından (etnik yapı, ekonomik durum, diktatörlük rejim yapısı, su sorunu) faydalanarak etkisiz hale getirilmekte ve hatta birbirleri arasındaki sorunlu alanlar bile körüklenerek düşman ülkelere dönüştürülmektedir. Bu onların gerçek düşmanlarını samimi dost / müttefik olarak görmelerini sağlamaktadır (Kocamanoğlu, 2005).

555

Bugün bölge ülkelerine baktığımızda (Lübnan, Suriye, Türkiye) hepsinin kendi sorunları ve alacakları olduğunu göstermektedir. Tek bir alacaklı olmayan ülke ise İsrail’dir  (Kocamanoğlu, 2005).

Bölgedeki en zorlu faktör alternatif bir stratejinin olmamasıdır. Bugüne kadar tüm stratejiler müttefiklerin rehberliğinde üretildiğinden, gelecekte müttefiklerle olası çıkar çatışmalarında izlenmesi gereken politikalar üretilmemiştir.

İstenilen noktaya ulaşmak için, Türkiye’nin ulusal politikası ile bile ABD ve AB ekseninde gerçekleştirilmesine izin verilecektir. Bu durum da sözü dinlenen Türkiye değil söz dinleyen bir Türkiye olması gerekmektedir. Türkiye’nin uluslararası arenadan kendini dışlaması kabul edilemez, bununla birlikte gerek AB süreci ve gerekse Irak’ta gerçekleşen gelişmeler göstermiştir ki AB ve ABD bölgede  aktif bir rol oynayan Türkiye’den ziyade, AB’nin sınır karakolu olacak bir Türkiye amaçlanmaktadır (Kocamanoğlu, 2005).

Kıbrıs sorunu her şeyden ziyade bir güvenlik sorunu olarak ele alınmalıdır. Kıbrıs başka bir gücün elinde bulunması, Türkiye’nin güneyinden kuşatılması anlamına gelecektir, adanın hakimiyeti ya Türkiye’nin elinde ya da başka bir gücün yarattığı tehditte izin vermeyen bir statü olmalıdır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hareket özgürlüğü Kıbrıs’ın güvenilir ellerde bulunmasına bağlıdır.

5555

Bugün adadaki Türk varlığı konuşuluyorken İngiliz üslerinin varlığının kimseyi ilgilendirmemesi çok ilginçtir. Türkiye, stratejinin belirlenmesinde mutlak zarureti ortaya koymakla yükümlüdür ve bu konuların müzakere edilmesine bile izin verilmemelidir (Kocamanoğlu, 2005).

Kısa Vadede Türkiye’nin Doğu Akdeniz Stratejisi

Irak’ın işgaliyle Türkiye’nin ABD ile alakalı stratejik önemi marjinal bir seviyeye gerilemiştir.  Irak’ın işgaliyle bir taraftan Türkiye’nin ABD’ye karşı askeri kozunun elinden alınmasıyla, diğer yandan da kendi başına yeni tehditler yaratmıştır.

Kuzey Irak’ta kukla bir Kürt devletinin kurulmasına asla izin verilmeyeceği ve her ne pahasına olursa olsun izin verilmemesi gerektiği yüksek sesle söylenmelidir. Aynı zamanda, bölgede varlığından bile bahsedilmeyen Türkmen unsurunun kurulacak yeni Irak yönetimine aktif olarak dahil olmasını sağlamak gerekmektedir  (Kocamanoğlu, 2005).

İsrail’in GAP bölgesindeki arazi alımları kontrol altına alınmalıdır. Bölge sadece ABD ve İsrail şirketlerine açılmamalı ve yerli sermayeye öncelik verilmelidir. Suriye ile sorun alanları üzerinde müzakere ortamı oluşturulmalı, çözüm aranmalı ve Mısır ile ilişkiler geliştirilmelidir.

55555

Bölgede tek taraflı bir politika yerine çok yönlü politikalar uygulanmalıdır. Türkiye’nin İsrail ile ilişkiler içindeki Türkiye’nin çekinceleri İsrail’e iyi şekilde aktarılmalıdır. Tüm bölge ülkeleriyle Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda ilişkiler kurulmasına devam edilmelidir (Kocamanoğlu, 2005).

Kıbrıs konusunda her zamanki vaatler olmamıştır, hatta çözülmesi gereken bir sorun olarak Türkiye’nin AB müzakereleri önünde bu konu sunulmuştur. Buradaki asıl sorun sorunu çözmek değil, Rumların isteği üzerine çözülmesidir. Tüm AB üyeleri bu durumun farkında olsa da, ısrarcı tutumlarının gerisinde kalmadılar. Kıbrıs sorununu AB’ye girmek için çözülmesi gereken bir sorun değil, bir güvenlik sorunu olarak görmek faydalı olacaktır  (Kocamanoğlu, 2005).

Orta Vadede Türkiye’nin Doğu Akdeniz Stratejisi

İsrail ve ABD’nin bölgedeki demokratikleşme faaliyetlerinin devam edeceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, özellikle Suriye başta olmak üzere terörizmi destekleyen ülkelerin terörizmle ilişkilerini sonlandıracak politikalar geliştirmeye ihtiyaç vardır. Arap ülkelerinin temel sorunları, devletleşme sürecini tamamlayamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu ülkeler bir demokrasi ortamı sağlamaya teşvik edilmelidir.

555555

Bu bağlamda, bir hataya düşülerek 1974 öncesi olaylara fırsat sağlayacak bir yapıya dönüşmesine izin verilmemelidir. Nitekim böyle bir durumda bir barış operasyonu yapılması gerekiyorsa çıkarma yapılan sahiller, AB sahilleri olacağı için bu kararı vermek zor olacaktır (Kocamanoğlu, 2005).

Uzun Vadede Türkiye’nin Doğu Akdeniz Stratejisi

Bölgede söz sahibi olmak için kuvvetli bir ekonomik ve askeri güce sahip olmayı gerektirir. Bu bağlamda hem ekonomik hem de askeri alanlarda kendi kendine yeten, dış yardıma ihtiyaç duymadan, kendi teknolojisini yapma hakkına sahip bir Türkiye alanda söz sahibi olacaktır. Bölgede Türkiye kalkınmasını etkin bir şekilde tamamlarsa bölgede etkin olmaması için hiçbir engeli bulunmayacaktır. Böyle bir durumda bölge halkıyla tarihten bu yana gelen miras hızlanan bir rol oynayacaktır.

Kitle imha silahları, bölge genelinde kontrol edilmelidir, laik devlet düzeni yok etmeye yönelik dini rejim çoğalması önlenmeli, etnik kimliğe dayalı bir ülke yapısının oluşumu önlenmeli, bölgedeki İsrail-Filistin sorununun çözümü için zemin hazırlanmalıdır. Alternatif enerji yolu ( Türkiye-Mısır doğal gaz ve İran-Türkiye petrol ve doğal gaz boru hatları) projeleri ile Türkiye’de bir enerji koridoru oluşturacak projeler sağlanmalıdır (Kocamanoğlu, 2005).

5555555

Sonuç Olarak;

Doğu Akdeniz’deki enerji keşiflerinden sonra bölge çok daha önemli olmuştur. Bu nedenle, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın uzun süre Türk dış politikasında önemli unsurlar olmaya devam edeceği düşünülmektedir. MEB kavramına göre ülkeler, kıyı şeridinden denize kadar, iki yüz deniz miline kadar bölgede deniz altında ve üstünde bulunan her türlü doğal kaynak ve enerjiyi kullanma ve işletme hakkına sahiptir.

Bu bağlamda Türkiye, KKTC’yle beraber hareket etmesi görüşüyle bölgede bulunan enerji kaynaklarının kullanımı ve işletimi üzerinde işbirliği yapmaktadır. Öte yandan, Yunanistan, bu bölgede Kıbrıs Adası’nın bütününü temsilen GKRY ve İsrail ile bir işbirliği olduğunu, Türkiye’nin devre dışı bırakılması ve çıkarılacak olan enerji kaynaklarının AB’ye ulaşımı konusunda kendisine ait deniz ve karadan yararlanmayı istemektedir.

Türkiye bu konuda proaktif bir politika yaparak, kendisine ait denizleri ile toprakları üzerinden yapılacak olan boru hatları aracıyla bölgedeki enerjiyi Avrupa’ya az maliyetle, güvenli ve kesintisiz olarak ulaştıracağı görüşünü savunmaya devam etmelidir.

e2e

Bu şekilde Türkiye, Avrupa, Rusya, Hazar Havzası, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz arasında enerji merkezi olma potansiyelini daha kuvvetlendirerek enerjiye daha makul miktarda sahip olma ve enerji piyasasını kontrol etmeyi daha kolay sağlayacaktır.

Enerji kaynakları bakımından dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye, içinde bulunduğu koşulları değerlendirmesi ve uygun enerji politikalarını ciddi bir şekilde uygulaması durumunda çağımızın çok önemli problemlerinden olan enerji probleminin üstesinden gelebilecek potansiyele sahip ülkedir. Bu problemi çözebilmek için, ayarlamalar uzun vadeli bir bakış açısı üretmeye yönelik stratejileri barındıracak ve Türkiye’nin coğrafi konumundan dolayı en iyi avantajlara yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Ramazan Tayyip Büyük (Avrasya Üniversitesi Diplomasi Kulübü Kurucu Başkanı)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Türkiye’nin Yeni Stratejik Cephesi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Mücadelesinde Yol Haritası

Kıbrıs, köklü tarihi ile Anadolu kadar eski; pek çok kadim medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Kıbrıs’ta bilinen ilk siyasi yapılanmanın tarihi M.Ö. 1200...

Recent Comments