Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar: “Türkiye’nin Arabuluculuk Teklifini Çok Takdir Ediyoruz”

0
884

Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar, son günlerde gerçekleşen Ukrayna-Rusya krizinin detaylarını, Ukrayna’nın AB ve NATO’ya karşı tutumunu ve Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin dinamiklerini Doğu Akdeniz Politik’e değerlendirdi. Ukrayna ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 30. yılında Türkiye’nin stratejik ortak olduğunu değerlendiren Vasyl Bodnar, iki ülke ilişkilerinin önümüzdeki dönemde de süreceğini belirtti.

Ülkesinin, Rusya ile yaşadığı krize değinen Büyükelçi Vasyl Bodnar, siyasi-diplomatik yollarla barışçıl bir çözümün samimi savunucuları olmaya devam edeceklerini aynı zamanda da kendilerini savunmak için ne gerekiyorsa yapılacağını ifade etti.

Türkiye-Ukrayna ilişkileri ekonomik, ticari ve askeri olarak gelişmeye devam ediyor. Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin gelişmesinde ve ilerlemesinde en önemli faktör nedir? Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin son dönemdeki seviyesi nedir?

Ukrayna ve Türkiye, bir dizi faktöre dayanan çok özel bir ilişki geliştirmektedir. Ülkelerimiz aynı coğrafyayı paylaşıyor, geniş tarihi ve kültürel bağlara sahip. Biz birbirini tamamlayan iki büyük ekonomiyiz. Son olarak, Karadeniz bölgesinde barış, güvenlik ve istikrarın desteklenmesi konusunda benzer çıkarlarımız var. 2011’de iki ülkenin o zamandan beri gelişen stratejik ortaklık kurmaya karar vermesi şaşırtıcı değil. Ortak coğrafyamızda güvenliğin ciddi oranda artmasıyla temaslarımız daha da yakınlaştı.

Savunma sanayinde işbirliği, etkileşimimizin itici güçlerinden biri: Bu aşamada İHA’ların yapımında, havacılıkta, gemi yapımında ve yüksek teknolojilerde masada ve enerji boru hatlarında ortak projeler var. Bunun dışında, Türkiye her zaman Ukrayna’nın en güvenilir ticaret ve ekonomik ortaklarından biri olmuştur: bu yıl ikili ticaretimizin 7 milyar doları aşması muhtemeldir. Bu sayıları ikiye katlamak için adımlarımızı sinerji haline getiriyoruz.

En yakın gelecekte iki ülkenin ticaretimizi daha da artıracak bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalayacağını umuyoruz. Bu yıl Ukrayna ile Türkiye arasında modern zamanlarda diplomatik ilişkilerin kurulmasının 30. yıl dönümünü kutluyoruz. İlişkilerimizin zamanın sınavını başarıyla geçtiğini ve şu anda daha fazla büyüme potansiyeli ile en yüksek noktasında olduğunu güvenle ve memnuniyetle söyleyebilirim.

Ukrayna, tıpkı Türkiye gibi, Doğu ile Batı arasında jeostratejik bir konumdadır ve aynı zamanda Karadeniz jeopolitiğinde de önemli bir oyuncudur. Son gelişmeler bağlamında Rusya ile Ukrayna arasında artan gerilim, olası bir çatışma olasılığını ortaya koyuyor. Bu bağlamda Ukrayna’nın bölgedeki askeri ve savunma stratejisi nedir? Rusya’nın saldırısı durumunda Ukrayna nasıl bir yol haritası izleyecek?

Öncelikle Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığını ve Ukrayna’ya açtığı savaşın 2014’ten beri sürdüğünü belirtmek isterim. Kırım’ın yanı sıra Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bazı bölgeleri Rus işgali altındadır. Rus askeri ve istihbarat subayları, Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında günlük hayatı ve doğrudan askeri faaliyetleri yürütüyor. Bu bölgeler demokrasi, insan hakları ve ekonomik kalkınma açısından gri bir bölgeye dönüştü.

8 yıldır neredeyse her gün Ukrayna silahlı kuvvetleri kayıp veriyor. Ayrıca çok sayıda sivil kayıp var. Ukrayna vatandaşları arasındaki toplam kayıp miktarı 15.000 kişiye yaklaşıyor. Ancak bu süre zarfında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri yeni bir nitelik kazandı. Şu anda yaklaşık 250.000 askerden oluşan bir ordumuz var ve diğer 400.000 deneyimli savaş gazisi durumun gerektirdiği takdirde cepheye dönmeye hazır. Ukrayna’nın bölgelerinde de bir toprak savunma sistemi kuruldu. Yeterli sayıda modern silah ve teçhizat var, bunların bir kısmı Ukrayna’da yapılıyor ve bir kısmı müttefiklerimiz tarafından sağlanıyor.

En kötü senaryo gelişirse, yani Rusya, Ukrayna topraklarına yeni bir askeri müdahalede bulunarak Ukrayna’ya karşı bir silahlı saldırganlık eylemi daha gerçekleştirmeye karar verirse, bu acımasız ve anlamsız kararın Rusya’ya askeri bir karşılık olarak bir bedeli olacaktır. Rusya’nın Ukrayna’da cezasız kalması, Avrupa’daki güvenliğin temellerini baltalayacağı ve dünya çapında potansiyel olarak ülkenin diğer köşelerinde farklı ölçekte askeri saldırılardan oluşan bir zincirleme reaksiyon başlatacağı için, tüm demokratik dünyanın tepkisi açısından da büyük bir maliyeti olacaktır. Bu kesinlikle kabul edilemez. Bu nedenle, Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü diğer birçok devletin güvenliğinin anahtarı haline geliyor.

Ukrayna, kimsenin toprağında gözü olmayan ve kimsenin milli çıkarlarına göz koymayan barışçıl bir millettir. Aradığımız, bağımsız olarak iç ve dış politikamızı nasıl inşa etmek istediğimizi seçme hakkımızı savunmaktır. Bu bağlamda, Ukrayna ile Rusya arasında siyasi-diplomatik yollarla barışçıl bir çözümün samimi savunucuları olmaya devam ediyoruz.

Rusya ile Ukrayna arasındaki krizde bazı Avrupa ülkeleri ve NATO üyeleri Ukrayna’ya destek vermek yerine çekimser kalıyor. Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ‘Avrupa enerji alanında Rusya’ya bağımlıdır’ dedi. Almanya’da Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Kay-Achim Schönbach, Rusya’nın Ukrayna topraklarını ele geçirme arzusunu “saçma” olarak nitelendirerek, Kırım yarımadasının gittiğini ve bir daha geri gelmeyeceğini ifade etti. Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba ise, “Rusya’yı birlikte kontrol altına almak için büyük çaba sarf ediyoruz. Almanya, bu tür söz ve eylemlerle bu birliği baltalamaktan ve Putin’i Ukrayna’ya karşı yeni bir saldırıya teşvik etmekten vazgeçmeli” açıklamasında bulunmuştu. Bu bağlamda bazı NATO ve AB ülkelerinin Rusya’dan korktuğunu mu düşünmeliyiz? Ukrayna’nın bu olaylara tepkisi nedir, durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ukrayna’nın bu tür olaylara, özellikle Alman amiralin açıklamalarına ilişkin tepkisi, Dışişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamalarında yer alıyor. Bu açıklamaların, bazı ülkelerin Ukrayna’ya yönelik politikalarını Rusya ile ilişkileri prizması üzerinden inşa ettikleri gerçeğini yansıttığına inanıyoruz. Devletimizle ilişkilerini, uluslararası toplumun kendi kendine yeten önemli bir kesimiyle ilişkiler olarak görmeye başladıklarında durum tamamen farklı olacaktır. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba’nın belirttiği gibi, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı küresel çatışma, ancak Batı’nın Rusya’ya çok basit bir sinyal göndermesiyle sona erecektir: “Ukrayna sadece desteklediğimiz bir devlet değil, dünyamızın bir parçasıdır. Bizden biri, asla sana geri dönmeyecek”.

Aynı zamanda sıraladığınız örnekler, uluslararası müttefiklerimizin Ukrayna’yı ve mücadelesini destekleyen düzinelerce açıklama ve eyleminden sadece birkaçı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin veya olası bir savaşın bölge barışı için çok ciddi bir ihlale yol açacağını belirterek, iki ülke ile iyi ilişkilere sahip olan Türkiye’nin barışın sağlanması için arabulucu olabileceğini söyledi. Türkiye’nin bu teklifini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2014 yılında Rusya’nın saldırganlığının başlangıcından bu yana açık bir şekilde Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleyen ve Kırım’ın yasadışı ilhak girişimini tanımama politikası doğrultusunda tutarlı adımlar atan Türkiye’nin tutumunu önemsiyoruz.

Ayrıca Türkiye’nin arabuluculuk teklifini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Ukrayna Devlet Başkanını hem de Rusya Devlet Başkanını Türkiye’de arabuluculuk müzakerelerine davet etme yönündeki en son önerisini çok takdir ediyoruz. Barışçıl her adımı, barışa yönelik her adımı bir fırsat olarak görüyoruz. Bu özel girişimlerle ilgili olarak, Ankara’nın Karadeniz bölgesinde artan gerilim zamanlarında kayıtsız olmadığını ve durumu sakinleştirmek ve başka bir askeri saldırı riskini önlemek için ne gerekiyorsa yapmak istediğini açıkça gösteriyorlar.

Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin çözümü için diplomatik çabalar sürerken, NATO’dan dikkat çekici bir açıklama geldi. NATO, “Doğu Avrupa’ya ilave savaş uçakları ve gemiler göndermeye” karar verdiğini, müttefikleri savunmak için gerekli tedbirlerin alınmaya devam edileceğini ve binlerce askerin “hazır” emrinin verildiğini duyurdu. 2019 itibariyle Ukrayna, NATO tarafından resmi aday olarak tanınmaktadır. Ukrayna halkının NATO’ya bakış açısı nedir? Ukrayna-NATO ilişkilerinin seviyesi nedir?

Avrupa-Atlantik entegrasyonu, Ukrayna Anayasasında yer alan Ukrayna’nın dış ve güvenlik politikası önceliğidir. Bağımsız, egemen ve istikrarlı bir Ukrayna, aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenliğinin anahtarıdır. En son anketin ortaya koyduğu gibi, Ukrayna’nın NATO üyeliğine halk desteği yüzde 64 seviyesinde. Önemli bir gerçek, Ukrayna’da değişmeyen, sadece büyüyen istikrarlı bir destek çekirdeğinin oluşmasıdır.

Burada, Rusya’nın en çok öne çıkan anlatılarından birinin, İttifak’ın ülke ülke yutan, Rusya sınırlarına doğru ilerleyen saldırgan bir blok olduğunun altını çizmek isterim. Gerçek 180 derece farklıdır. Rusya’nın saldırgan politikası, sürekli tehditleri ve zorlaması, Orta ve Avrupa ülkelerinin yanı sıra Ukrayna’yı da NATO üyeliği aramaya itmiştir. Moskova’nın, Ukrayna’ya karşı sürekli saldırgan adımlarıyla birlikte, İttifak’la uyumumuzu savunanların sayısı son yirmi yılda istikrarlı bir şekilde artıyor.

Terminolojiyi netleştirmek için Ukrayna’nın aday devlet olmadığını belirtmek gerekir. Ancak Müttefikler 2008’de Bükreş’teki NATO Zirvesi’nde Ukrayna’nın NATO’ya üye olacağına karar verdi. 2021’deki NATO Zirvesi’nde bu karar yeniden teyit edildi. Müttefiklerin tutarlı olmalarına ve kararlarına sıkı sıkıya bağlı olmalarına büyük değer veriyoruz. Bu aşamada, NATO ilke ve standartlarını karşılamak için İttifak’ın danışmanlık ve pratik desteğiyle güvenlik ve savunma sektörlerinde kapsamlı bir reform gündemi uygulamak için Üyelik Eylem Planı’nı elde etmeye çalışıyoruz. Bu yıl, 2022 NATO Zirvesi’nin gerçekleştirileceği Madrid’de imzalanan Ukrayna ile NATO Arasında Belirgin Ortaklık Şartı’nın 25. yıl dönümünü kutluyoruz.

Yeni NATO Stratejik Konseptinin önümüzdeki on yıl için Ukrayna-NATO ilişkilerine dair bir vizyon sağlayacağını umuyoruz. NATO’nun açık kapı politikasına güçlü bir bağlılık ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirmeye yönelik bir taahhüt görmek istiyoruz. Bize göre, üyeliğimiz hem Müttefikler hem de Ukrayna için bir kazan-kazan durumu olacaktır. Ukrayna’nın bağlantısız statüsünün Rusya’nın devletimize karşı aleni silahlı saldırganlığını engellemediğini her zaman aklımızda tutmalıyız. Daha önce de söylediğim gibi bu, can kayıpları açısından bize çok pahalıya mal oldu. Bu nedenle, bazı NATO üyelerinin Rusya’yı “kışkırtmamak” bahanesiyle Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik’teki ilerlemesine ilişkin temkinli politikası yanlış ve etkisizdir.

Türkiye’de ve Dünya’da bazı kesimler, Ukrayna’nın ‘ABD tarafından yönlendirildiğini ve Rusya’ya karşı NATO tarafından kışkırtıldığını’ düşünüyor. Ayrıca Ukrayna’nın ABD tarafından Rusya’ya karşı bölgesel bir silah olarak kullanıldığını iddia ediyorlar. Bu düşünce ve açıklamalara tepkiniz nedir?

Bu çok yanlış ve yanıltıcı düşünceler, söylemlerdir. İlk etapta Rusya tarafından teşvik edilmektedir. Diğer ülkelerdeki bazı kişiler ve gruplar bu konuşmaları yayınladığında, kesinlikle Rus kulağını memnun ediyor çünkü Moskova’nın saldırgan eylemlerini bir şekilde meşrulaştırıyor veya haklı çıkarıyor. Burada, bu eylemlerin tahrik edilmediğini, temelsiz olduğunu ve dolayısıyla haksız olduğunu bir kez daha belirtmek isterim.

Silahlarla gelen ve Ukrayna veya Rusya’daki barışçıl şehirlere ve köylere savaşı getiren ABD veya NATO değil. Bunu sadece Ukrayna’da değil, Moldova, Gürcistan ve son zamanlarda Suriye ve Libya’da da yapan Rusya’dır. Rusya’ya yalan bir şekilde “güvenlik kaygıları listesi” olarak adlandırılan çılgın bir ültimatomu masaya koyan ABD veya NATO değil, tam tersi. Rusya, akıl almaz bir dizi talebi içeren bu ültimatomla, uluslararası düzenin temel bir ilkesini temelden baltalamak istiyor; bu, kolayca ifade edilirse kulağa şöyle geliyor: “bir ülkenin erişimi, başka bir ülkenin sınırının/egemenliğinin başladığı yerde biter”.

Ayrıca, önceki sorularınızdan birine geri dönersek, bu düşünceler, söylemler doğru olsaydı, Rusya’nın mevcut tırmanışına toplu Batı’nın daha kararlı ve verimli bir yanıt vereceğini söylemek yerinde olur.

Avrasya ve Avrupa havzasında barış ve istikrarın korunması için ne yapılması gerekiyor? Ukrayna bu bağlamda nasıl bir rol oynayabilir?

Avrupa ve Avrasya ülkeleri tarihsel olarak bölgesel ve uluslararası güvenlik konfigürasyonlarını şekillendiren birçok sürecin kavşağında olmuştur. Bu nedenle ortak çıkarları paylaşıyoruz ve ortak tehditlerle karşı karşıyayız. Bu çıkarları desteklemek ve bu tehditlere karşı koymak, bölgenin istikrarlı ve barışçıl kalkınmasını sağlamayı amaçlayan ortak görevimiz olmaktır.

Bu konudaki en önemli görevlerden birinin, Trans-Atlantik çerçevesinde mevcut entegrasyon mekanizmalarını güçlendirmenin yanı sıra, benzer değerleri ve hedefleri paylaşan komşularla yeni işbirliği biçimleri yaratmak olduğuna inanıyoruz. Ukrayna yakın zamanda Lublin Triangle (Ukrayna, Polonya, Litvanya), Association Trio (Ukrayna, Gürcistan, Moldova) ve Quadriga (Ukrayna, Türkiye) gibi entegrasyon süreçlerine katkıda bulunmak için aktif olmuştur. Bu entegrasyon süreçlerini güçlendirerek ve daha büyük uluslararası kuruluşlar içinde koordineli bir pozisyon izleyerek, bölgede bir güven, güvenlik ve istikrar mimarisini teşvik etmeyi umuyoruz.

Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar

Son yazılar