Ana Sayfa Askeri Yunanistan'ın Dedeağaç Kuşatması

Yunanistan’ın Dedeağaç Kuşatması

Türkiye’nin Navtex ilanı birlikte ile Doğu Akdeniz’de tansiyon yükselirken, ABD ordusu Türkiye sınırlarına 30 km uzaklıktaki Dedeağaç’a üst üste askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor.

Doğu Akdeniz, Ayasofya tartışmaları sürerken ABD ile Yunanistan’dan yeni bir hamle geldi. Lozan Barış Antlaşması’na göre, asker bulunmaması gereken, Türkiye sınırı yakınlarındaki Dedeağaç bölgesinde Amerikan deniz ve hava üssü açıldı. Dedeağaç’a 101. ABD Hava İndirme Tümeni’ne ait Skorsky helikopterler ile askeri araçlar ve mühimmat indirildi. Üs resmi törenle açıldı. Törene, Yunanistan Savunma Bakanı Nikolaos Panagiotopoulos, ABD’nin Atina Büyükelçisi Pyatt ve Dedeağaç’ta konuşlu Yunan 12. Mekanize Piyade Tümeni’nin Komutanı katıldı.

Üsse getirilen helikopterler Romanya’daki eğitim alanına gitti. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, gelişmeyi “Yunanistan ve ABD,  Lozan Antlaşması’nı ve uluslararası hukuku ihlal ediyor” diye değerlendirdi.

u7

Ege Adaları’ndaki işgalleri görmezden gelinen Yunanistan, ABD ile yaptığı Savunma Anlaşması kapsamında, gayriaskeri alan olarak tanımlanan Dedeağaç’a askeri üs kurulmasına onay verdi. Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden ABD Deniz ve Hava Üssü, 23 Temmuz 2020’de törenle açılırken ABD, anlaşma kapsamında bölgeye askeri araç ve mühimmat yığınağı yaptı. Projeyle Türk Boğazları da devre dışı bırakılmaya çalışılıyor.

Türkiye siyaseti, suni meseleleri tartışmaya devam ederken yanı başımızda yeni bir milli güvenlik meselesi baş gösterdi. İncirlik Üssü’ndeki Amerikan varlığı tahammül sınırlarımızı zorlarken, ABD Batı sınırımızın hemen dibine yeni bir askeri üs inşa etti.

Daimi olarak sınır güvenliğimizi tehdit eden hamlelerde bulunan komşumuz Yunanistan, ABD ile birlikte Türk Boğazlarını devre dışı bırakacak bir projeye imza attı. Karadeniz’i kontrol altına almak isteyen ABD, Bulgaristan ve Romanya’ya yapacağı askeri yığınak için Dedeağaç’taki Deniz ve Hava Üssü’nü kullanacak. Bu da Türkiye’nin, milli güvenliği için büyük bir tehdit demek.

66

ABD’nin Üs Kurma Girişimleri Lozan’a Aykırı Mı ?

ABD’nin Dedeağaç’a üs kurması Lozan Antlaşmasına aykırı diyen uzmanlar, “Dedeağaç sınırdan askersizleştirilmesi gereken 30 km alan içerisinde yer alıyor. Batı Trakya Türklerinin yerleşik olduğu ve Yunanistan tarafından özerklik haklarının 100 yıldır gasp edildiği bu hassas bölgeye, Lozan’ı hiçe sayarak bir ABD üssü kurdurmak ve Türk azınlığın yoğun yaşadığı Gümülcine ve İskeçe ile Türkiye’nin arasına adeta askeri tampon oluşturmak, manidar bir girişimdir” değerlendirmesinde bulunuldu.

“Lozan Antlaşmasına ek Trakya Sınırına ilişkin sözleşme 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmıştır. Madde 1’e göre Adalar (Ege) Denizinden Karadeniz’e kadar, Türkiye’yi Bulgaristan ve Yunanistan’dan ayıran sınırların her iki yanındaki topraklar, yaklaşık olarak 30 km genişliğinde olmak üzere askerlikten arındırılacaktır.

Madde 3’e göre jandarma, polis, gümrük memurları, sınır bekçileri gibi, iç düzeni sağlamak ve sınırları gözaltında tutmak için gerekli özel unsurlar dışında silahlı hiçbir kuvvet ne konaklayabilecek, ne de dolaşabilecektir. Ayrıca kara, deniz ve hava kuvvetlerine ilişkin olarak, saldırı ya da savunma amacına yönelmiş, başka hiçbir tesis de kurulmayacaktır.”

666

Türkiye İle Batı Trakya Arasında Tampon Bölge Girişimi

ABD’nin askeri varlığını her geçen gün görünür hale getirdiği bu bölgenin son derece hassasdır. Batı Trakya Türklerinin yerleşik olduğu ve Yunanistan tarafından özerklik haklarının 100 yıldır gasp edildiği bu bölgeye, Lozan’ı hiçe sayarak bir ABD üssü kurdurmak ve Türk azınlığın yoğun yaşadığı Gümülcine ve İskeçe ile Türkiye’nin arasına adeta askeri tampon oluşturmak manidar bir girişimdir.

ABD’nin uzun süredir Türkiye’ye gözdağı vermek hem de alternatifler oluşturmak için Yunanistan ile askeri üsler konusunda görüşmeler gerçekleştirdi.Türkiye, Dedeağaç konusunda tepkisini gösterince buraya üs kurmak yerine Balkanlardaki NATO tatbikatlarını bahane ederek geçici statü görünümünde ciddi bir silah yığınağı yapıyorlar.

Ayrıca ticari anlamda Dedeağaç limanının özelleştirmesini talep ederek işletmesini almak istiyorlar. Böylelikle askeri resmi üs olmasa da limanı özelleştirme ile ele geçirip adeta fiili durum yaratmak istiyorlar.ABD Dedeağaç bölgesini rastgele seçmemiştir, hedef seçerek stratejik hesaplamalar yapmıştır.Washington, hem Türkiye’ye bir nebze alternatif yaratmak, hem de Rusya’ya karşı daha yakın olabileceği bir liman kullanmak istemektedir.

9

Dedeağaç Bölgesinin Stratejik Önemi

Neuilly Antlaşması ile Batı Trakya bölgesi Bulgaristan’dan alınıp öncelikle devletsiz bölge ilan edilmişti. Daha sonrasında Yunanistan’a bu bölge İtilaf devletleri tarafından işgal ettirildi ve işgal sonrası yapılan Sevr Antlaşması ile bu bölge Türk azınlığın özerklik haklarını devam ettirmesi koşuluyla Yunanistan’a devredildi. Yunanistan’ın Türk azınlığın özerklik haklarını gasp etmesi ile aslında Sevr antlaşmasını da boşa çıkarmış oluyor.

Dolayısı ile Uluslararası Hukuka göre, bölge yine Neuilly Antlaşmasındaki devletsiz bölge statüsüne dönmektedir. Tabii ki uluslararası arenada bu konunun takipçisi olması gerekenler Batı Trakya Türkleridir.

Türkiye bu konuda Lozan ile sorumlu olduğundan garantör olarak Batı Trakya Türklerine destek verebilir. İşte ABD bu gerçeğin ve ileride olabileceklerin farkına vardığı için her şart ve koşulda Dedeağaç’a ister askeri ister ticari olarak yerleşmeyi kafasına koymuş görünüyor.

23
ABD’nin Yunanistan’daki Üsleri

Ayrıca Rusya’ya karşı da Karadeniz’e en hızlı çıkabileceği liman konum itibariyle Dedeağaç limanıdır. Bunun dışında Osmanlı Devleti zamanında Edirne vilayetimize bağlı Dedeağaç sancağında Kurşun,Bakır, Linyit ve Petrol ihalelerinin yapıldığı da belgelerde mevcuttur. Bölge madenleri ile de önemi göz ardı edilmemesi gereken bir yerdir.

ABD’nin Yunanistan’daki Askeri Üslere İlgisi

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias arasında 5 Ekim 2019 tarihinde önemli bir protokol imzalandı. Bu protokol, 1990 yılında ABD ile Yunanistan arasında imzalanan Karşılıklı Savunma ve İşbirliği Anlaşması’nın güncellenmesini öngörüyor. Bu bağlamda gerek Yunanistan’da gerek Türkiye’de ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığı tartışılmaya başlandı.

Bu anlaşmalar uyarınca, öncelikli olarak, Girit’te yer alan Souda Askeri Üssü’nün genişletilerek modernize edilmesi, özellikle İsrail ile birlikte Doğu Akdeniz’i kontrol edecek radar üssü haline getirilmesi planlanıyor.

Larissa (Yunanistan) havalimanının yenilenmesi, yine Volos ve Larissa arasında yer alan Stefanovikeio Hava Üssü’nde daha fazla drone ya da hava tankeri bulundurma imkânı, Aleksandroupoli/Dedeağaç limanının genişletilmesi ve modernizasyonu gibi başlıklar da bu anlaşmanın diğer önemli hedefleri.

ny

ABD’nin Yunanistan’la gerçekleştirdiği her modernizasyon ve silah alışverişinde, yapılanların Türkiye’ye rağmen, Türkiye’ye karşı bir hamle olmadığının altı ABD yetkilileri tarafından önemle çiziliyor. Türkiye tarafından yapılan açıklamada da “Yunanistan’ın egemen ve bağımsız bir devlet ve ABD’nin NATO içinde müttefiki olduğu, bu iki ülkenin bazı çalışmalar yapmasının doğal karşılandığı, Türkiye’nin bu durumdan endişe duymayacağı” ifade edildi.

Ancak yine de, bu gelişmelerin Türkiye karşıtı bir koalisyon ve ittifakın parçası olduğu, sadece ABD’nin değil, NATO’nun Ege ve Akdeniz’deki rolü ve güvenilirliğinin sorgulanması gerektiği, hatta NATO’nun Türkiye için bir tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda pek çok yazı kaleme alındı.

Yunan- Amerikan İlişkileri ve Stratejik Diyalog

ABD, 2018 yılından itibaren bölgesel çaptaki görüşmelere “Ek/Davetli Aktör” (Plus One) olarak katılma kararı aldığında, ABD’nin Doğu Akdeniz’de taraf olarak bölgede varlık göstereceği bir döneme girilmiş oldu. Artan Rusya etkisi endişesi ile NATO, dikkatini Doğu Avrupa’dan, Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz’e doğru genişletti.

e1

Bu bağlamda Ege’de adalar ve limanlar gözden geçirilmek istendi, Doğu Akdeniz’de EastMed doğalgaz projeleri, alternatif enerji hatları ve enerji güvenliği bağlamında desteklendi. Siyasi düzeyde bunlar olurken, ABD, bölgede limanlarda da askeri varlık göstermekte.

Örneğin, Dedeağaç limanında bir iskeleyi kullanılmaz hale getiren batık bir mavnanın (büyük tekne), ABD Deniz Sistemleri Komutanlığı’na (NAVSEA) bağlı dalış birimi (SUPSALV) tarafından 4 Eylül 2019’da çıkarılması, NAVSEA web sitesinde, NATO’nun gelecekteki operasyonlarına destek olarak değerlendiriliyor.

Bu bağlamda, temelde güvenlik stratejilerinin ele alındığı, ilki Aralık 2018 yılında Washington’da, ikincisi, 7 Ekim 2019’da, Atina’da gerçekleştirilen ABD-Yunanistan Stratejik Diyalog toplantıları da önem taşıyan bir başka gelişme oldu.

Üst düzey bürokratların katılımı ile oluşturulan çalışma grupları ile askeri meseleler, bölgesel siyasi konular, ticaret ve yatırım alanlarında artış ve kültür, eğitim alanlarında daha fazla iş birliği başlıkları etrafında kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi.

g5

Bu bağlamda, 20 Mart 2019’da Mike Pompeo, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Yönetimi liderleriyle Kudüs’te buluştuğunda, “Doğu Akdeniz’de barış, istikrar, huzur ve refah istemeye mecbur” ülkeler olarak “her türden zararlı dış etkene karşı” bir araya gelindiğinden bahsetmekteydi.

Doğu Akdeniz’de kontrolü sağlamak amacıyla ABD Cebelitarık, Sicilya, Mora Yarımadası ve Girit, Türk Boğazları, Kıbrıs, Süveyş kanalı ve Kızıldeniz gibi daha geniş bir coğrafyada da etkili olmak durumunda olduğundan bu noktalarda askeri üslerin geliştirilmesi, su yollarının kontrolü ve enerji hatlarının denetimi açısından önem taşıyor.

Sonuç Olarak;

ABD’nin diğer ülkelerde askeri varlığını arttırması güvenliğimiz açısından bir takım riskler oluşturmaktadır. Bunları devletimizin güvenlik güçleri muhakkak ki göz ardı etmiyorlardır. ABD hem sınır komşumuz olmakta, hem de güneyimizin dışında Batı’da da bize yeni bir cephe oluşturmaktadır. Boğazların dibine yerleşmiş bir ABD dengeleri değiştirmektedir.

Türkiye uluslararası arenada Dedeağaç limanına askeri üs kurulmasının Lozan antlaşmasına aykırı olduğunu vurgulamalıdır, Balkanlar’daki NATO tatbikatları sonrası da ABD silahlarının Dedeağaç’tan ayrılması istenmeli ve takip edilmelidir. Aksi durumda Türkiye’nin de Yunanistan ve ABD’yi zora sokabilecek bazı stratejik adımlar atması kaçınılmaz olacaktır.

o8

Yararlanılan Kaynaklar
İlknur Savun
İlknur Savunhttp://www.doguakdenizpolitik.com
Ege Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisment -
newspaper

Most Popular

Doğu Akdeniz’de Son Durum: [Haftalık Bülten 19-26 Ekim]

Son dönemlerde gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz’de, 19-26 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen askeri ve diplomatik olaylar derlenmiştir. Doğu Akdeniz’de her gün gerçekleşen askeri, diplomatik ve...

“Türkiye, İHA’lar ile Yunanistan’ın Bütün Faaliyetlerini Takip Ediyor“ | Cem Gürdeniz

Geçtiğimiz günlerde, “Görünmez olduğu” ve “Doğu Akdeniz’deki tüm faaliyetleri tespit edilmeden izlediği” öne sürülen Yunan denizaltılarının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarınca takip edildiği ortaya çıktı....

Mustafa Akıncı Dönemi: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Politikaları

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Eskiden Kıbrıs’ta iki halk vardı. Türk halkı ve Rum halkı. Artık Kıbrıs’ta iki halkın yanında iki de devlet var. Bundan...

“Ülkelerin Dost’u Yoktur, Çıkarları Vardır“ | Cihat Yaycı

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (BAUDEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin konuğu oldu. Cihat Yaycı,...

Recent Comments